Nersan, Bademus'u kafasını vücudundan ayırmak suretiyle öldürdü.Under hængningen af Barzan blev hans hoved skilt fra kroppen.
Arka bacakları ön bacaklarından daha uzundu, bu yüzden vücudu öne eğik ve kafaları yere yakındı.Deres ben skinnede som bronze og lignede menneskeben, men deres fødder lignede mest fødderne på en kalv."
Vücudunun ve hareketlerinin uyumunun farkındadır.Man har kontrol over sin krop og dens bevægelser.
Zehir vücudunu ele geçirmektedir.Dette kan forhindre at giften optages i kroppen.
Otopsi raporunda ise vücudunda alkol ve eroin karışımı bulundu.Obduktion viste dog at han havde både alkohol og heroin i blodet.
Topa vücudun dizden aşağı herhangi bir bölümüyle dokunmak yasaktır.Det er tilladt at berøre bolden med alle dele af kroppen.
Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.En tørdragt lukker helt tæt, så kroppen ikke bliver våd.
Gönüllü kas hareketleri vücudun hareket etmesi için kullanılır.Flageller bruges til at bevæge organismen.
İnsan bacağı İnsan vücudunun alt uzuvlarına verilen isimdir.Forsiden af et menneskehovedet kaldes ansigtet.
Vücudu güçlendirip, yeniler.Mand, i live, renblodet.
İnsan vücudunda yaklaşık 639 iskelet kası bulunmaktadır.Kroppen har i alt 639 muskler.
Uzun bir süredir de kalbi, vücuduna kanın üçte birini pompalıyordu.I visse bestande levede op til en tredjedel af dyrene med hagl i kroppen.
Vücudu olmadığı için yemekleri sindiremez ve tat alamaz.Han er ikke i stand til at spise eller sove, da han ikke har en krop.
Ruhtaki hastalığın tedavi edilmemesi vücudun diğer yerlerine de sıçrar.Men dyrets øjne skrumper ikke når resten af kroppen gør.
Fakat bu ruh vücudu terk ederse insan ölür.Når hjertet trættes, dør mennesket.
Eğer hastalık ıle ilgili önlemler alınmazsa 'sepsis'e kadar vücudumuzdaki zehirli kan gider.Uden at nogen bemærkede det gik sygdommen over til Sepsis – blodforgiftning.
Vücudumuzda yaklaşık 4-6 litre kan bulunmaktadır.Normalt har man ca. 5 liter blod i kroppen.
Fakat bu ruh vücudu terk ederse insan ölür.Når noen dør, forlater sjelen (livskraften), kroppen.
Herodot der ki, Leonidas'ın kafası Xerxes'in emriyle kesilmiş ve kalan vücudu da çarmıha gerilmiştir.Herodot sier at Leonidas' hode ble skåret av på ordre fra Xerxes, og hans kropp korsfestet.
Ruh ve ahirete dair inanç özellikle vücudun korunmasında yoğunlaşmıştı.Trosforestillingene om sjelen og etterlivet fokusert i stor grad på å preservere kroppen.
Meganyan, vücudundaki mantarı çıkarmasını istiyor - enerjisini baskılayan mantar.Meganyan returnerer og ber om å trekke ut korken i kroppen hans - korken som undertrykker sin energi.
Vücudunun geri kalan kısmı ise beyaz renklidir.Resten av kroppen er hvit.
Metal eldivenleriyle kendi vücudunu metale dönüştürebilir.Kroppen kan ha noe metallglans.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Moderne behandling består av å gjøre kroppen mest mulig i samsvar med deres mentale kjønn.
Karaciğer vücudun kan arzının yaklaşık %75 teminini sağlar.Blodceller utgjør ca. 45 % av blodets volum.
Ağır sorumluluklarla vücudumu terbiye ettim.Han utførte sine oppdrag med stor grusomhet.
Medya beni sadece bir kadın vücudu olarak tanıttı.Bast ble framstilt som en kvinne med kattehode.
Beynin bu nörotransmiterleri olmadan, insan vücudundaki sinirler düzgün bir şekilde işlev göremez.Uten dette kan nervene i hjernen ikke fungere optimalt.
Güneş Ra'nın sembolüdür; tüm vücudunu ya da gözünü temsil eder.Solskiven var enten sett som Ras legeme eller øye.
Sandow’un vücûdu çok estetikti.Leighs helse synes stabil.
Yaşamının son yıllarında artık vücudu onun uzun boyunu kaldırmakta yetersiz kalıyordu.De siste årene av sitt liv drev han en stadig nedtrapping av sitt virke.
Vücudu çok küçük pullar ile kaplıdır.Kroppen er tett dekket med korte pigger.
Kafası büyüktü ve vücudunun büyüklüğüne benziyordu.Hodet er forholdsvis stort og er like så eller bredere enn kroppen.
Kemikli balıklarda, vücudun her iki yanında solungaçlardan kuyruğa kadar uzanır.Begge må ha skuldrene sine parallelt med bordets langside.
Nersan, Bademus'u kafasını vücudundan ayırmak suretiyle öldürdü.Tyngden var i seg selv nok til å skille hodet fra kroppen.
Bütün vücudu, özellikle de başlıgöğüs denen prosoma bölümü yoğun tüylerle kaplıdır.Kroppen, særlig undersiden, er høyt hvelvet.
Kabuk, vücudun her tarafında aynı kalınlıkta değildir.Fargen trenger ikke å være den samme over hele kroppen.
Burada kullanılan enerjinin vücudu geçebilecek kadar güçlü olması gerekir.Røntgenstrålingen er så energirik at den kan trenge gjennom kroppen.
Kafası kopuktur ve vücudu yoktur kafasının üstünde bir pervane vardır böyle hareket eder.Kroppen er pæreformet og rund, Hodet er ikke avsatt med en innsnøring, men går glatt over i bakkroppen.
(Akyuvarların, enfeksiyonlar gibi tehditlere karşı savaşarak vücudun korunmasına yardımcı olmaları gerekir.)(Sel darah putihnya seharusnya membantu pertahanan tubuh dengan memerangi ancaman, seperti infeksi.)
Kadın vücudunun uzay uçuşuna tepkileriyle ilgili veri toplandı.Data dikumpulkan pada reaksi tubuh wanita atas penerbangan luar angkasa itu.
Anafilaksi vücudun neredeyse her türlü yabancı maddeye karşı tepkisinden kaynaklanabilir.Anafilaksis dapat disebabkan oleh respons tubuh terhadap hampir semua senyawa asing.
Nefridyum, metabolik atıkları hayvanın vücudundan dışarı atar.Nefridia mengeluarkan limbah metabolisme dari tubuh hewan.
Hemiplejik ataklar vücudun bir ya da iki tarafına etki edebilir.Hiperakusis dapat menyerang salah satu atau kedua telinga.
Bu kötü huylu hücreler vücudun başka bölgelerine yayılabilirler (metastaz).Kerangka tubuh Diflugia dapat mengeluarkan selaput lendir sehingga benda-benda lain dapat melekat.
İnsan vücudunu geçici olarak terk edebilir.Melalui tubuhnya, manusia mengalami keberadaan temporalnya.
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.Bekas luka juga bisa mengakibatkan gangguan citra tubuh.
Vücudu küçüktü.Badannya kecil.
Genellikle vücudun ikiye bölünmesiyle gerçekleşir.Ini biasanya terjadi di kedua sisi tubuh.
Vücudu parçalandı ve Tiber nehri'ne atıldı.Jenazah ini kemudian digali kembali dan dilemparkan ke sungai Tiber.
Sinir sisteminin asıl işlevi, vücudu kontrol etmesidir.Pada tingkatan lebih terintegrasi, fungsi primer sistem saraf adalah untuk mengontrol tubuh.
Nadiren, dang vücudun diğer sistemlerini etkileyebilir.Sesekali, dengue dapat memengaruhi sistem lain di dalam tubuh manusia.
Vücudu yoktur sadece kafası vardır.Dia memiliki tubuh tiga namun hanya satu kepala.
Güneş ve Ay onun vücudu etrafında dolaşarak, gündüz ve geceyi meydana getirirlerdi.“Dan Dialah yang telah menciptakan malam dan siang, matahari dan bulan.
Vücudu çevreleyen dünyanın bir temsilini oluşturmak için görünür ışıktan gelen bilgileri yorumlamaktadır.Sistem penglihatan menafsirkan informasi dari cahaya untuk mendirikan representasi dunia di sekeliling tubuh.
Yetişkin bir insan vücudu günde yaklaşık 700 ml safra üretir.Manusia mengeluarkan sekitar 700 ml air liur setiap harinya.
Oğlunun vücudu, karısını öldürmüştür.Akibatnya adalah bahwa anak istrinya bunuh diri.
II. Sınıfta, kişinin cildinde ve vücudun diğer bölümlerinde kanama olur.Pada Tingkat II, pasien mengeluarkan darah melalui kulit dan bagian lain tubuhnya.
Elleri ve göğsünden itibaren tüm vücudu bu felçten etkilendi.Terlepas dari leher dan kepala, seluruh tubuhnya terbungkus Regalia.
Ancak, lanet elini yok etmiş ve vücuduna yayılmaya başlamıştır.Namun, kutukan yang terdapat pada horcrux itu merusakkan lengannya dan mulai menyebar ke seluruh tubuhnya.