Ancak kendi vücudunda birinci dereceden yanıklar bulunmaktadır.Neked már 1. szinttől hozzáférésed van a saját házadhoz.
Vücudunu her türlü şekle getirebilme gücü vardır.Bármely testrészét képes megnyújtani.
Ağır sorumluluklarla vücudumu terbiye ettim.Nagy teherbírással végezte munkáját.
Medya beni sadece bir kadın vücudu olarak tanıttı.Kialakítása egy női testre emlékeztet.
Violette Szabo 5 Şubat 1945 dolaylarında infaz edildi ve vücudu krematoryumda yakıldı.Szabo teloitettiin 5. helmikuuta 1945 ja hänen ruumiinsa poltettiin krematoriossa.
Vücudu soğuktan korumak için de yenir.Kieppi suojaa myös kylmältä.
Ancak, lanet elini yok etmiş ve vücuduna yayılmaya başlamıştır.Kirous kuitenkin vahingoittaa hänen kättään ja alkaa levitä hänen muuhunkin vartaloonsa.
O sırada uçak birden patlar ve Sam'ın vücudu patlama sırasında alev alır, Sam yanarak ölür.Sam: Lentokone räjähtää ja Sam menehtyy liekkimereen.
DHT, erkek vücudundaki en güçlü androjen hormondur.DHT on androgeenisiltä vaikutuksiltaan voimakkain kehon luontaisista mieshormoneista.
Fakat girer girmez mühürlenmiş bir vampir vücuduna rastlar.Hänen siellä ollessaan yksi vampyyriksi muuttunut ruumis nousee jaloilleen.
Meganyan, vücudundaki mantarı çıkarmasını istiyor - enerjisini baskılayan mantar.Meganyan palaa ja pyytää vetämään korkin kehostaan – korkin joka pidättelee hänen energiaansa.
Tüm vücudu demir bir zırhla kaplıdır.Laite voidaan salata kokonaan rautapohjaisella salauksella.
İnsan vücudundaki en büyük hücrelerden biridir.Se on ihmisen suurimpia soluja.
Örnekler: bulut, insan vücudu, ağırlık, bilardo topu, masa veya proton.Esimerkkejä kappaleista ovat ihmisruumis, pilvi, biljardipallo ja protoni.
Kabuk, vücudun her tarafında aynı kalınlıkta değildir.Karva ei saa olla samanpituista koko kehossa.
Vücudu parçalandı ve kafasi sultana gönderildi.Heidän ruumiinsa asetettiin näytteille ja heidän päänsä lähettiin sulttaanille.
Kafası kopuktur ve vücudu yoktur kafasının üstünde bir pervane vardır böyle hareket eder.Ruumis on virtaviivainen ja pää on kiinni vartalossa ilman kaulankaventumaa.
Tek atak esnasında, vücudun bir ya da iki tarafını etkilemek üzere değişebilir.Muutos voi koskea vain toista silmää tai molempia.
Vücudun insülin kullanımını etkileyen diğer daha az belirgin faktörler de dikkate alınmalıdır.Lisäksi kehikon hajoamisnopeus elimistössä tulee ottaa huomioon.
Buna ek olarak, vücudu oldukça güçülüdür, ama kanatları değil.Sillä on pitkät tuntosarvet, mutta sillä ei ole siipiä.
Vücudunu ateşe çevirebilir.Olet täyttänyt ruumiini tulella.
Küçük çocuğun vücuduna 18 bıçak darbesi indirdi.Lapsen ruumiissa oli 89 pahoinpitelyn merkkiä hänen kuollessaan.
Hemiplejik ataklar vücudun bir ya da iki tarafına etki edebilir.Tulehdus voi esiintyä toisessa tai molemmissa silmissä.
Vücudu parçalandı ve Tiber nehri'ne atıldı.Lopulta Tiberius salamurhattiin ja hänen ruumiinsa heitettiin Tiber-jokeen.
Vücudunda belirgin olarak kırmızı-turuncu işaretler vardır.Ruumiissa on punamultatäpliä.
Bir ördek gagasının, kunduz benzeri bir hayvanın vücuduna dikildiği sanılıyordu.Tieteilijät uskoivat, että joku oli ommellut ankan nokan majavaa muistuttavan eläimen ruumiiseen.
Genellikle deride bulunurlar ancak bağırsaklar ve göz gibi vücudun diğer bölgelerinde de bulunabilirler.Niitä esiintyy usein kasvoissa, mutta myös muilla alueilla kehossa.
Vücudun ihtiyaç duyduğu diğer yağlar bunlardan sentezlenebilir.Nimensä mukaisesti sen aiheuttamat paukamat voivat punoittaa.
Aslında vücudu iyi durumdaydı.Vartalo on hyvin kehittynyt.
Vücudunu kendisi yapmıştır hatta 100'e yakın vücudu vardır.Hänellä on siitä ja omasta ruumiistaan alemmuuskompleksi.
Çoğu omurgasız hayvan, vücudunun tamamını yenileyebilir.Ruuansulatus pystyy suodattamaan suurimman osan kadmiumista pois.
İnsan, vücuduyla maddi dünyaya, ruhu ile de manevi dünyaya bağlıdır.Ihminen nähdään ruumiina, sieluna ja henkenä.
(Akyuvarların, enfeksiyonlar gibi tehditlere karşı savaşarak vücudun korunmasına yardımcı olmaları gerekir.)(Τα λευκά αιμοσφαίρια βοηθούν τον οργανισμό ν' αμυνθεί πολεμώντας απειλές, όπως οι λοιμώξεις.)
Almanlar Zoya'nun vücudunu birkaç hafta darağacında asılı bıraktılar.Οι γερμανοί άφησαν κρεμασμένο το σώμα της Ζόγια για αρκετές εβδομάδες.
Body insan vücudunun anatomik modeli.Η ΑΝΑΤΟΜΙΑ ΤΟΥ ΑΝΘΡΩΠΙΝΟΥ ΣΩΜΑΤΟΣ.
Proteinler insan vücudu için gerekli besin maddeleridir.Οι πρωτεΐνες είναι απαραίτητα θρεπτικά συστατικά για το ανθρώπινο σώμα.
Bir çift kelepçe vücudunun yanında yatıyordu.Ένα ζευγάρι χειροπέδων βρισκόταν κοντά στο σώμα του.
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.Οι ουλές μπορούν επίσης να οδηγήσουν σε διαταραχή της εικόνας του σώματος.
Lenin'in beyni, vücudu mumyalanmadan önce çıkarılmıştı.Ο εγκέφαλος του αφαιρέθηκε προτού βαλσαμωθεί το σώμα του.
Kuyrukları vücudun 2/3'ü kadar olur.Το κεφάλι του φθάνει το 1/3 του σώματός του.
Vücudun gıdadan besinlerin çıkarımı ve emiliminden sorumlu kısmı bağırsaktır.Το βάρος του σώματος και η ασκούμενη σ΄ αυτό άνωση.
Vücuduna dövme yaptırdı.Πονούσα σε όλο μου το κορμί.
Menezes’in vücudu tanınmaz hale gelir.Τα φυσικά χαρακτηριστικά του Μενελάου είναι άγνωστα.
Elbiseler bütün vücudu örtmektedir.Τα σώματα διαγράφονται κάτω από τα ενδύματα.
Anafilaksi vücudun neredeyse her türlü yabancı maddeye karşı tepkisinden kaynaklanabilir.Η αναφυλαξία μπορεί να προκληθεί από την αντίδραση του σώματος σε σχεδόν οποιαδήποτε ξένη ουσία.
Vücudu kıllıdır.Το σώμα είναι στενό.
İnsan Vücudu" (Once Upon a Time...«Στο Ζάππειο μία μέρα...
Baş oranları vücudun geneline göre büyüktür.Ο εγκέφαλός του είναι μεγάλος σε σχέση με το σώμα του.
Vücudunun geri kalan kısmı ise beyaz renklidir.Το υπόλοιπο τρίχωμα του είναι άσπρο.
Medya beni sadece bir kadın vücudu olarak tanıttı.Medierne viste mig blot som en kvindekrop.
Ancak, lanet elini yok etmiş ve vücuduna yayılmaya başlamıştır.Besværgelserne ødelagde hans hånd, og begyndte at sprede sig til resten af hans krop.
İnsan vücudunda deaminasyon başlıca karaciğerde olur, ancak glutamat ayrıca böbrekler de deamine olur.I menneskekroppen foregår deaminering primært i leveren, dog deamineres glutamat også i nyrerne.
Şu an Jolie'nin vücudunda bilinen 12 dövmesi var.Jolie har i øjeblikket, så vidt man ved, tretten tatoveringer.
Kendisini tehdit eden veya uyarılırsa, bütün vücudu ve korkunç dişlerini ortaya çıkarır.Da han var truet, viste han sin store krop og frygtelige tænder.
Helyum gibi ksenon da vücudun oksijen ihtiyacını karşılamaz ve basit asfiksanttır.Ligesom helium, så tilfredsstiller xenon ikke kroppens behov for ilt og man kan risikere kvælning.
Vücudunun geri kalan kısmı ise beyaz renklidir.Resten af hovedet er hvidt.
Huayangosaurus'un ince ve uzun vücudu vardır.Julidochromis dickfeldi har en langstrakt og slank kropsbygning.
Ama onu cerrahi ile vücudumdan aldırdım."See how it fits my body!"
Sinir sisteminin asıl işlevi, vücudu kontrol etmesidir.Nervevæv er hovedkomponenten i nervesystemet som kontrollerer kropslige funktioner.
Vücudun hedef dışındaki noktalarına yapılan tuşlar sayılmaz.Af forlemmerne rager kun poterne uden for kroppen.