Uzun bir süre beklemek zorunda kaldım.I had to wait for a long time.
Hazırlanmam uzun zaman aldı.It took me a long time to get ready.
Bu gece Tom'la uzun bir sohbetim oldu.I had a long talk with Tom tonight.
Kuyrukta o kadar uzun süre nasıl bekleyebildin?How could you wait in line that long?
Uzun zamandır hiç et yemedim.I haven't eaten any meat in a long time.
Uzun sürdir tatil yapmadım.I haven't had a vacation in a long time.
Mary'nin elbisesi fazla uzun.Mary's dress is too long.
Ben pek uzun boylu değilim.I'm not very tall.
Otuz dakikadan uzun süre kuyrukta durdum.I stood in line for more than thirty minutes.
Nasıl daha uzun, daha sağlıklı yaşayabiliriz?How can we live longer, healthier lives?
Ben çok uzun boyluyum.I'm very tall.
Orada uzun süre kaldım.I stayed there for a long time.
Uzun bacaklarım var.I have long legs.
Uzun saçlarım var.I have long hair.
Bunu çok uzun zamandır yapmayı istiyorum.I've been wanting to do this for a very long time.
Uzun bir zamandır Fransızca öğrenmek istiyorum.I've been wanting to learn French for a long time.
Toplantı beklediğim kadar uzun sürmedi.The meeting didn't last as long as I expected.
Onu uzun zaman önce yapmanız gerekirdi.That's what you should've done a long time ago.
Ben biraz uzunum.I'm kind of tall.
Uzun süre kalamam.I can't stay long.
Çok daha uzun yaşayamayacağım.I won't live much longer.
Çok daha uzun beklemeyeceğim.I won't wait much longer.
Leyla uzun boylu, çekici bir genç adamla tanıştı.Layla met a tall attractive young man.
Fadıl işinde uzun saatler geçirdi.Fadil spent long hours on his job.
Fadıl uzun süre yaşamadı.Fadil didn't live for long.
Fadıl uzun süreli dönemlerle ortadan kaybolmaya başladı.Fadil began to disappear for long periods of time.
Fadıl'ın Leyla'yla olan ilişkisi uzun süre gizli kalmayacak.Fadil's affair with Layla won't stay secret for long.
Çok uzun zamandır öyle kahkaha atmamıştım.I hadn't laughed like that in a very long time.
Uzun süredir öyle gülmedim.I haven't laughed like that in a long time.
Uzun zamandır böyle gülmedim.I haven't laughed like that in a long time.
Tom uzun zamandır gizlice Mary'ye aşık.Tom has been secretly in love with Mary for a long time.
Üst rafa ulaşacak kadar uzun değilim.I'm not tall enough to reach the top shelf.
Tom kadar uzun süre nefesimi tutamadım.I wasn't able hold my breath as long as Tom could.
Otuz saatten uzun süredir uyanığım.I've been awake for over thirty hours.
Onu yapmak uzun zamanımı almayacak.Doing that won't take me very long.
Tom sınıfımızda açık ara en uzun boylu çocuktur.Tom is by far the tallest boy in our class.
Kendime uzunca bir bardak elma suyu doldurdum.I poured myself a tall glass of apple juice.
Tom Mary'den çok daha uzun boylu görünüyor.Tom seems to be much taller than Mary.
Hâlâ gidecek uzun bir yolum var.I still have a long way to go.
Tom benden birazcık daha uzun.Tom is just a little taller than me.
Tom biraz daha uzun kalmak istedi.Tom wanted to stay a little longer.
Tom senden çok daha uzun boylu değil.Tom isn't much taller than you are.
Tom, Mary'den çok daha uzun boylu değil.Tom isn't much taller than Mary is.
Bunu yapmak uzun sürmeyecek.Doing that won't take long.
Tom'un kızkardeşi benimkinden daha uzun boylu.Tom's sister is taller than mine.
Tom'un annesi benimkinden daha uzun boylu.Tom's mother is taller than mine.
Tom neredeyse Mary kadar uzundur.Tom is almost as tall as Mary is.
Tom, Mary'den çok daha uzun boyludur.Tom is a lot taller than Mary is.
Tom, Mary'den biraz daha uzun.Tom is a bit taller than Mary is.
Neredeyse Tom kadar uzun boylusun.You're almost as tall as Tom is.
Tom Mary'den çok daha uzun boylu değil.Tom isn't much taller than Mary.
Tom benden çok daha uzun boylu değil.Tom isn't much taller than I am.
Tom babası kadar uzun boylu değil.Tom isn't as tall as his father.
Tom benden çok daha uzun değil.Tom isn't much taller than me.
Tom neredeyse Mary kadar uzun boylu.Tom is almost as tall as Mary.
Özgürlüğün var olup olmayacağı filozoflar tarafından uzun süre tartışılmıştır.Whether free will exists has been debated by philosophers for a long time.
Çok uzun bir barış dönemiydi.It was a very long period of peace.
Bu, ailemden üç haftadan daha uzun süre uzak durduğum ilk seferdir.This is the first time I've been away from my family for more than three weeks.
Tom'u tekrar görmeden önce çok uzun zaman olacağını sanmıyorum.I don't think it'll be too long before we see Tom again.
Hiçbir yerde asla üç haftadan daha uzun süre kalmayız.We never stay anywhere for more than three weeks.