Ana içeriğe geç
Sözlük

uzun ile cümle

uzun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Mary'nin uzun sarı saçları ve mavi gözleri var.Mary has long blond hair and blue eyes.
Onun uzun kirpikli güzel koyu gözleri vardı.He had handsome dark eyes with long lashes.
Bu tünel bir defasında dünyanın en uzun tüneli olarak kabul edildi.This tunnel was once considered the world's longest.
Tom Mary'yi çok uzun bekletmedi.Tom didn't keep Mary waiting too long.
O oldukça uzunHe's pretty tall.
Onlarla uzun bir konuşma yaptım.I had a long talk with them.
Onunla uzun bir konuşma yaptım.I had a long talk with him.
Senden daha uzun bacaklarım var.I've got longer legs than you.
Ondan daha uzun bacaklarım var.I've got longer legs than him.
Uzun zamandır onları görmedim.I haven't seen them in ages.
Uzun zamandır onu görmedim.I haven't seen him in ages.
Onları yeterince uzun süre beklettim.I've made them wait long enough.
Onu yeterince uzun süre beklettim.I've made him wait long enough.
Onları uzun süre tanıyor musun?Have you known them long?
Onu uzun süre tanıyor musun?Have you known him long?
Onları uzun bir zamandır tanıyorum.I've known them a long time.
Onu uzun bir zamandır tanıyorum.I've known him a long time.
Onları uzun zamandır tanıyorum.I knew them a long time.
Onu uzun zamandır tanıyordum.I knew him a long time.
Herkes ona uzun uzun baktı.Everyone stared at him.
Tom Mary kadar uzun boylu değil.Tom is as tall as Mary.
Herhangi birine bundan bahsetmek için neden bu kadar uzun süre bekledin?Why did you wait so long to tell anyone about it?
Tom uzun süre devam etmedi.Tom didn't last long.
Uzun süredir bu konuda bilgimiz var.We've known about that for a long time.
Uzun süredir bu sorun hakkında bilgimiz var.We've known about this problem for a long time.
Tom ipi elinden geldiği kadar uzun süre tuttu.Tom held on to the rope as long as he could.
Tom her öğleden sonra sahil boyunca uzun bir yürüyüşe çıkar.Tom takes a long walk along the coast every afternoon.
Tom uzun ve mutlu bir yaşam sürdü.Tom lived a long and happy life.
Mary uzun ve mutlu bir hayat yaşadı.Mary lived a long and happy life.
Uzun bir süredir ilk defa geç uyudum.For the first time in ages, I slept late.
Bir Venüs günü, bir Venüs yılından daha uzundur.A Venusian day is longer than a Venusian year.
Dan uzun bir ceza geçmişine sahiptir.Dan has a lengthy criminal background.
Uzun yıllar, Pluto, bizim güneş sistemimizin dokuzuncu gezegeni olarak kabul edildi.For many years, Pluto was considered to be the ninth planet in our solar system.
Uzun bir günün sonunda spor salonuna gitmeyi zor buluyorum.I find it difficult to go to the gym at the end of a long day.
Onun uzun saçı yüzünün yarısını örttü.Her long hair covered half her face.
İnsanların uzun zamandır bir satranç bilgisayara karşı bir şansı yoktu.Humans haven't had a chance against a chess computer in a long time.
Tom'un kız arkadaşı ondan daha uzun boylu, daha güçlü, ve daha zeki.Tom's girlfriend is taller, stronger, and smarter than he is.
Tom uzun süre Mary'yi bekledi.Tom waited for Mary for a long time.
Bu gömleğin uzun kolları var.This shirt has long sleeves.
Uzun süredir bunu bekliyorum.I've been waiting for this for so long.
Tom, Dan'dan daha uzun boylu ama Tim gruptaki en uzun boylu adam.Tom is taller than Dan but Tim is the tallest guy in the group.
Tom uzun bir bol tişört giyiyordu.Tom wore a long baggy T-shirt.
Mary dizlerine kadar uzanan uzun bol bir tişört giyiyordu.Mary wore a long baggy T-shirt down to her knees.
Tom kurşun kalemini uzun uzadıya düşündü.Tom chewed on his pencil.
Benim saçım Tom'unkinden daha uzun.My hair is longer than Tom's.
Uzun süredir bir öğretmen değilsin, değil mi?You haven't been a teacher very long, have you?
Bu, süreceğini düşündüğümden daha uzun sürüyor.It's taking longer than I thought it would.
Tom uzun bir süre yeni bir apartman dairesi bulmaya çalışıyor.Tom has been trying to find a new apartment for quite a while.
Bu uzun bir süreydi.It's been quite a while.
Lütfen istediğiniz kadar uzun kalın.Please stay as long as you want.
Tom bize yardım etmeseydi daha uzun sürebilirdi.It might've taken longer if Tom hadn't helped us.
Uzun süre evli miydin?Were you married a long time?
Bu gerçekten uzun bir süre.That's a really long time.
Tom uzun süredir Boston'da yaşıyor.Tom has been living in Boston for a long time.
Tom ve Mary uzun süredir bekliyor.Tom and Mary have been waiting for a long time.
Bu oldukça uzun bir zaman.That's quite a long time.
Onu yapmak bizim için çok uzun sürmezdi.It wouldn't take long for us to do that.
O, bir tür uzun hikaye.It's sort of a long story.
O bir tür uzun hikaye.It's kind of a long story.
Burada mümkün olduğu kadar uzun süre kalmak istiyorum.I'd like to stay here for as long as possible.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod