uzun ile cümle
uzun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.He began by saying that he would not speak very long.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
Erkek kardeşi kadar uzun değildir.He is not as tall as his brother.
O, babasından daha uzun boyludur.He is taller than his father.
O, sınıfının en uzunu.He is the tallest of his class.
Sınıfında herhangi bir çocuk kadar uzundur.He is as tall as any boy in his class.
Sınıfındaki bütün çocuklardan daha uzun boyludur.He is taller than any other boy in his class.
O, sınıfında en uzundur.He is the tallest in his class.
Onu uzun zaman önce yapmalıydı.He should have done that long ago.
O, tüm erkek çocuklarının en uzunudur.He is the tallest of all boys.
O biraz daha uzun kalmam için bana baskı yaptı.He pressed me to stay a little longer.
Olaydan duyduğu üzüntüyü ifade etti.He expressed regret over the affair.
O o kadar uzun boylu değil.He is not so tall.
Bunu uzunca açıkladı.He explained it at length.
Uzun süre bekletilmeye tahammül edemedi.He could not stand being kept waiting so long.
O kadar uzun yaşamayı beklemiyordu.He did not expect to live so long.
İllede fark aranacaksa, o uzundur.He is, if anything, tall.
O bize protesto ettiğimiz böyle uzun bir görev verdi.He gave us such a long assignment that we protested.
O, çok uzun boyludur.He is very tall.
O öylesine uzun boylu bir adamdır ki tavana erişebilir.He is such a tall man that he can reach the ceiling.
O çok uzundu, bu yüzden onu derhal tanıdım.He was very tall, so I recognized him at once.
Ne uzun boylu bir genç!What a tall boy he is!
O, büyük bir aceleyle yol boyunca uzun adımlarla yürüdü.He strode along the road in a great hurry.
Uzun süredir yatakta uzanıyordu.He was lying in bed a long time.
O gelmeden uzun süre önce değildi.It was not long before he arrived.
O, şimdi neredeyse babası kadar uzundur.He is now almost as tall as his father is.
O yaşamak için uzun zamanı olmadığını çok iyi biliyordu.He knew full well that he didn't have long to live.
Şimdi neredeyse babası kadar uzun.He is now almost as tall as his father.
O en uzun boylu çocuktur.He is the tallest boy.
O en uzun boylu oğlandır.He is the tallest boy.
Onun biri uzun ve diğeri kısa iki kurşunkalemi vardır.He has two pencils; one is long and the other short.
Bir şeye uzun süre bağlı kalamaz.He can't stick to anything very long.
Bir şeye asla uzun süre bağlı kalmaz.He never sticks to anything very long.
O, yaz aylarında uzun bir yürüyüş için dışarı çıkardı.He would go to out for a long walk in summer.
Uzun bir yokluktan sonra okula geldi.He came to school after a long absence.
Geçen yıl o uzun saça sahipti.He had long hair last year.
Uzun bir öğretmenlik kariyerine sahip.He has had a long teaching career.
O, sizin kadar uzun değildir.He is not so tall as you.
O senden çok daha uzun.He's much taller than you.
O, senden biraz daha uzundur.He's a little taller than you are.
O karar vermek için uzun bir zaman ayırdığından dolayı bir üne sahiptir.He has a reputation for taking a long time to make up his mind.
O, neye karar verildiğini uzun uzadıya açıkladı.He explained at length what had been decided.
Onun uzun bir burnu vardır.He has a long nose.
Uzun süredir burada bulunmadı.He hasn't been here long.
Eşi öldüğünde büyük üzüntü hissetti.He felt great sorrow when his wife died.
Kendisi gördüğüm en uzun boylu insan.He is the tallest man that I have ever seen.
Kendisi gördüğüm en uzun boylu adam.He is the tallest man that I have ever seen.
O bana uzun bir mektup yazdı.He wrote me a long letter.
O bana uzun bir hikaye anlattı.He told me a long story.
O, benim erkek kardeşim kadar uzundur.He is as tall as my brother.
O, benim babam kadar uzundur.He is as tall as my father.
O, benden iki inç daha uzundur.He is two inches taller than I am.
O benden bir baş uzundur.He is taller than me by a head.
O, benden bir baş daha uzundur.He is a head taller than me.
Bizi uzun süre bekletti.He kept us waiting for a long time.
Talihsizlikleri hakkında uzun uzadıya düşündü.He ruminated over his misfortunes.
Uzun atlamaya odaklanmak için koşmaktan vazgeçti.He has given up running in order to focus on the long jump.
O başka herhangi bir çocuktan daha uzundur.He is taller than any other boy.
O uzun bir süre beni bekletti.He kept me waiting for a long time.
O uzun süre bekletildi.He was kept waiting for a long time.