Ana içeriğe geç
Sözlük

uzun ile cümle

uzun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Uzun süre hasta olduktan sonra, Jane televizyon bağımlısı oldu.After being ill for a long time, Jane turned into a couch potato.
Ben uzun mesafeler yürümeye alışkın değilim.I am not accustomed to walking long distances.
Uzun yürüyüş ona iyi bir iştah verdi.The long walk gave him a good appetite.
O, uzun mesafe telefon faturasına şaşırmıştı.He was surprised at the long-distance phone bill.
Bu uzun bir zaman aldı, ama sonunda onu ikna etmeyi başardım.It took a long time, but in the end I was able to convince him.
Uzun ve mutlu bir hayata!Here's to a long and happy life!
Uzun adam Tom'a baktı ve gülümsedi.The tall man looked at Tom and smiled.
Uzun saç şimdi moda değil.Long hair is out of fashion now.
Uzun yolculuk onun yarasını ağırlaştırmış.The long trip aggravated her injury.
Düzenli testler almaya ek olarak, bizim uzun bir deneme teslim etmemiz gerekiyor.In addition to taking the regular tests, we have to hand in a long essay.
Erkek kardeşim benim iki yıl önce olduğum kadar uzun değil.My brother is not as tall as I was two years ago.
İki erkekten uzun olanı önce dışarı çıktı.The taller of the two men went out first.
Çok uzun süre güneşte kalma.Don't stay in the sun too long.
Japon ithalatının Amerikan tüketici pazarlarına nüfuz etmesi uzun bir zaman aldı.It took a long time for Japanese imports to penetrate the American consumer markets.
Japonya'da en uzun tünel nerede?Where is the longest tunnel in Japan?
Japonya'da en uzun nehir hangisidir?Which river is the longest in Japan?
Japonya'daki başka hiçbir nehir Shinano kadar uzun değildir.No other river in Japan is as long as the Shinano.
Uzun boylu olmamak bir dezavantaj değil.Not being tall isn't a disadvantage.
Uzun boylu bir çocuk kapıda duruyor.A tall boy is standing at the gate.
Uzun boylu adam evden çıktı.The tall man came out of the house.
Uzun saçlı kıza bak.Look at the girl whose hair is long.
O kadar uzun bir konuşma yaptı ki hepimiz sıkıldık.He made such a long speech that we all got bored.
O tamamen iyileşmeden önce uzun bir süre geçecek.It will be a long time before he has fully recovered.
Hiçbirimiz, onun uzun mesafe yarışı kazanma kararını bilmiyordu.None of us knew his decision to win the long-distance race.
Uzun süredir onu tanıyor musun?Have you known him for a long time?
Onu, haklı olduğuma ikna etmem uzun bir zaman aldı.It took a long time for me to convince him that I was right.
O, erkek kardeşinden daha uzundur.He is taller than his brother.
Onun hayatı uzun bir başarısızlıklar dizisiydi.His life was a long series of failures.
Onun dersi çok uzun.His lecture is very long.
Onun uzun bacakları vardır.He has long legs.
Onun uzun konuşması hepimizi sıktı.His long speech bored us all.
Uzun konuşmasından bıktım.I am sick of his long speech.
Uzun hikayeleriyle bizi sıktı.He bored us with his long stories.
Onun uzun konuşmasından sıkıldım.I got bored with his long talk.
Onun uzun konuşması herkesi sıktı.His long speech bored everyone.
O benden üç inç daha uzundur.He's three inches taller than I am.
O iki oğlanın uzun boylusu.He is the taller of the two boys.
Yatağın uzunluğunu ölçtü.He measured the length of the bed.
O uzun mesafe yürümeye alışkın.He is used to walking long distances.
Uzun mesafeleri yürümeye alışkındır.He is used to walking long distances.
O uzun süre uzakta olmayacak.He won't be away for long.
O, her sabah uzun bir yürüyüşe gittiğini söyledi.He said that he goes for a long walk every morning.
O on iki yaşında. O yaşına göre uzun boylu.He is twelve years old. He is tall for his age.
Konuşmalarının uzun olacağını umuyordu.He expected that their talk was going to be long.
O, üçünün en uzun olanıdır.He is the tallest of the three.
O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.He began by saying that he would not speak very long.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
Erkek kardeşi kadar uzun değildir.He is not as tall as his brother.
O, babasından daha uzun boyludur.He is taller than his father.
O, sınıfının en uzunu.He is the tallest of his class.
Sınıfında herhangi bir çocuk kadar uzundur.He is as tall as any boy in his class.
Sınıfındaki bütün çocuklardan daha uzun boyludur.He is taller than any other boy in his class.
O, sınıfında en uzundur.He is the tallest in his class.
Onu uzun zaman önce yapmalıydı.He should have done that long ago.
O, tüm erkek çocuklarının en uzunudur.He is the tallest of all boys.
O biraz daha uzun kalmam için bana baskı yaptı.He pressed me to stay a little longer.
O o kadar uzun boylu değil.He is not so tall.
Bunu uzunca açıkladı.He explained it at length.
Uzun süre bekletilmeye tahammül edemedi.He could not stand being kept waiting so long.
O kadar uzun yaşamayı beklemiyordu.He did not expect to live so long.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod