Bu, uzun zamandır duyduğum en iyi haber.That's the best news I've heard in a long time.
Uzun zaman önce terkedilmiş küçük kasaba zamanla donmuş gibi görünüyor.The small town, abandoned long ago, seems frozen in time.
Uzun zamandır oraya gitmek istemektesin, değil mi?You have wanted to go there for a long time, haven't you?
Çok uzun zaman için mi?For very long?
Sen ayrıldığından beri uzun zaman oldu.It's been a long time since you broke up.
O ayrıldığından beri uzun zaman oldu.It's been a long time since he broke-up.
Uzun zamandır senden haber almıyorum.I haven't heard from you for a long time.
Ondan uzun zaman haber alamadılar.They haven't heard from him in a long time.
O şehri ziyaret ettiğimizden beri uzun zaman oldu.It has been a long time since we visited that city.
Yaşamak için çok daha uzun zamanı olmadığını biliyordu.He knew he did not have much longer to live.
Yulaf uzun zaman atlara ve katırlara yiyecek olmuştur.Oats have long been food for horses and mules.
Çok uzun zaman öncedir.It is too long ago.
Tom kamerayı alalı çok uzun zaman olmadı.Tom bought a camera not too long ago.
Uzun zamandır onlara mektup yazmadı.He hasn't written them a letter in a long time.
Tom uzun zamandır bir mektup yazmadı.Tom hasn't written a letter in a long time.
Mary'nin ölümünü hazmetmek Tom'un uzun zamanını aldı.It took Tom a long time to get over Mary's death.
Dinozorların çok uzun zaman önce nesilleri tükenmiştir.Dinosaurs became extinct a very long time ago.
Dinozorların çok uzun zaman önce nesli tükendi.Dinosaurs died out a very long time ago.
Dinozorların çok uzun zaman önce nesilleri tükendi.Dinosaurs died out a very long time ago.
Tom uzun zamandır iyi bir ev yemeği yemediğini söyledi.Tom said he hadn't had a good home-cooked meal for a long time.
Tom uzun zamandır bir öğretmen değil.Tom hasn't been a teacher long.
Tom işi yapabilir, eminim, fakat onun uzun zamanını alacaktır.Tom can do the job, I'm sure, but it'll take him a long time.
Tom'un orada sıcak karşılanmadığını farketmesi uzun zaman almadı.It didn't take Tom long to realize he wasn't welcome there.
Arabayı yıkamak beklediğimizden daha uzun zaman aldı.Washing the car took longer than we expected.
Çok uzun zaman önce ben bir denizciydim.Many moons ago, I was a seaman.
Son kez Fransızca konuştuğumdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I last spoke French.
Gerçek bir tatil yaptığımdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've had a real vacation.
Tom'un bariton saksafonunu çaldığını duyduğumdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've heard Tom play his baritone sax.
Bu bölgede herhangi bir yusufçuk gördüğümden beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've seen any dragonflies in this area.
Senin gülümsediğini göreli uzun zaman oldu.It's been a long time since I've seen you smile.
Senin gülümsediğini gördüğümden beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've seen you smile.
Bir kravat taktığımdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've worn a tie.
Bir şey yazdığımdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've written anything.
Uzun zaman önce, Yunanlılar sık sık büyük atletik olaylar düzenlerdi.Long ago, the Greeks would frequently hold great athletic events.
Çok uzun zaman oldu.It has been too long.
Onu son gördüğümden beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I last saw him.
Tom uzun zamandır Mary'yi tanıyor.Tom has known Mary a long time.
Onu gördüğümden beri uzun zaman oldu.It has been a long time since I saw him.
Uzun zaman oldu!Long time no see!
Evlilik hayatına alışmak uzun zaman alır.It takes a lot of time getting used to married life.
Bu kalın bıyığı uzatmak uzun zamanımı aldı.Growing this thick mustache has taken me quite a while.
Sizi beklemek uzun zamanımızı aldı.It took us ages waiting for you.
Valizlerimi toplamak uzun zamanımı aldı.It took me ages to pack up my suitcases.
Ben uzun zamandır burada yaşıyorum.I have been living here for a long time.
Uzun zaman önce ben gençken, ben her gün günlüğüme yazardım.A long time ago when I was young, I used to write in my diary every day.
Mary'den bahsetmişken, uzun zamandır onu görmedim.Speaking of Mary, I haven't seen her for a long time.
Uzun zamandır burada yaşıyorum.I have lived here a long time.
Aslında, seni gördüğümden beri uzun zaman oldu.In fact, it had been a long time since I'd seen you.
Böyle güzel bir hava yaşadığımızdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since we've had such nice weather.
Uzun zaman önce insanlar yürüyerek seyahat ederlerdi.Long ago, people used to travel on foot.
Biri bana onu sorduğundan beri uzun zaman geçti.It's been a long time since anybody asked me that.
Bu uzun zamanımı almayacak.It won't take me a long time.
Ben uzun zamandır onları görmedim.I haven't seen them in a long time.
Uzun zaman oldu. Nasılsın?It's been a while. How are you?
Bu kelime uzun zamandır not defterimde.This word has been in my notebook for a long time.
"2009'dan beri birbirimizi görmedik." "O kadar uzun zaman oldu mu?""We haven't seen each other since 2009." "Has it been that long?"
Ne bu kadar uzun zaman alıyor?What's taking so long?
Biz birbirimizi uzun zamandır tanırız.We've known each other for a long time.
Seni gördüğümden bu yana uzun zaman geçti.It's been a long time since I've seen you.
Seni gördüğümden bu yana uzun zaman oldu.It's been a long time since I've seen you.