Ana içeriğe geç
Sözlük

uzun zaman ile cümle

uzun zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Son olarak ailemle birlikte Disneyland'a gittiğimden beri uzun zaman oldu.It has been so long since I last went to Disneyland with my family.
O uzun zaman önce oldu.It happened a long time ago.
Onu uzun zaman önce tamamlamalıydın.You should have completed it long ago.
Oksijensiz bütün hayvanlar uzun zaman önce gözden kaybolurdu.Without oxygen, all animals would have disappeared long ago.
Son karşılaştığımızdan beri oldukça uzun zaman oldu.It's been quite ages since we last met.
Her gerçeğin açıklanması uzun zaman aldı.The explanation of each fact took a long time.
Uzun zaman önceydi.It was ages ago.
Kız arkadaşım gittiğinden beri uzun, uzun zaman oldu.It's a long, long time since my girl's been gone.
Bütün hikayeyi anlatmak uzun zaman alırdı.It would take a long time to tell the whole story.
Bu hikâye bana çok uzun zaman önce yaşadığım bir tecrübeyi hatırlatıyor.The story reminds me of an experience I had long ago.
O kitabı okumak uzun zaman almayacaktır.It won't take long to read that book.
Kendimi gürültüye alıştırmam uzun zaman aldı.It took a long time to accustom myself to the noise.
İşi yapmak uzun zaman almayacak.It won't take long to do the job.
Uzun, uzun zaman önce sen beni bu yolda burada yalnız dururken bıraktın.You left me standing alone here on this road a long, long time ago.
Sana son kez yazdığımdan beri uzun zaman oldu.It has been a long time since I wrote you last.
Uzun zamandır istediğim budur.This is what I've long wanted.
Bu uzun zaman önce inşa edildi.This was built long ago.
Bu senin uzun zamandır istediğin şey mi?Is this what you've wanted for a long time?
Uzun zamandır istediğim fotoğraf makinesi budur.This is the very camera I've wanted for a long time.
Soğuk algınlığımı atlatmak uzun zamanımı alacak.It'll take me a long time to get over my cold.
İngiltere uzun zamandır ziyaret etmek istediğim bir ülkedir.England is a country that I've wanted to visit for a long time.
Oraya uzun zamandır gitmek istemiştin, değil mi?You had wanted to go there for a long time, hadn't you?
Oraya uzun zamandır gitmek istemiştiniz, değil mi?You had wanted to go there for a long time, hadn't you?
İlkel hesap makineleri, bilgisayarlar geliştirilmeden uzun zaman önce vardı.Primitive calculating machines existed long before computers were developed.
Sanırım Japonya'ya dönmek uzun zaman alacak.I guess it will be a long time before I can return to Japan.
Ben bir ev alamadan önce uzun zaman olacak.It will be a long time before I can buy a house.
Yabancı bir dilde uzmanlaşmamız uzun zaman alır.It takes us a long time to master a foreign language.
Çok uzun zaman önce Paris'i ziyaret ettim.I visited Paris long ago.
Uzun zaman önce Kyoto'yu ziyaret ettim.I visited Kyoto long ago.
Ben, o filmi uzun zaman önce izledim.I have seen that film long ago.
Seni uzun zamandır görmedim. Seni en son ne zaman gördüğümü hatırlıyor musun?I haven't seen you for ages. Do you remember when I saw you last?
Uzun zaman önce, genç bir adam vardı.A long time ago, there was a young man.
Uzun zaman önce, küçük bir adada yaşlı bir kral yaşarmış.A long time ago, there lived an old king on a small island.
O şarkıyı uzun zaman önce söylediğimi hatırlıyorum.I remember singing that song long ago.
Uzun zaman önce küçük bir adada yaşlı bir kral yaşarmış.Long, long ago, there lived an old king on a small island.
Uzun zaman önce köyün birinde yaşlı bir adam yaşarmış.Long, long ago, there lived an old man in a village.
Uzun, uzun zaman önce yaşlı bir adam ve karısı yaşarmış.Long, long ago, there lived an old man and his wife.
Uzun uzun zaman önce güzel bir kız yaşardı.Long long ago, there lived a pretty girl.
O, ortaya çıkmadan önce, uzun zaman beklemedim.I had not waited long before she turned up.
O gelmeden uzun zaman önce değildi.It was not long before she came.
Uzun zaman önce, çoğu insan mevsimler değiştikçe taşınan gruplarda yaşıyordu.A long time ago, most people lived in groups that moved around as the seasons changed.
Seni son gördüğümden beri uzun zaman oldu.It's been ages since I saw you last.
Uzun zamandır hiç yağmur yağmadı; Aslında, nisan ayının başından beri yağmadı.We've had no rain for ages; in fact, not since the beginning of April.
İyileşmek uzun zaman alacak mı?Will it take long to recover?
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
Onu uzun zaman önce yapmalıydı.He should have done that long ago.
O yaşamak için uzun zamanı olmadığını çok iyi biliyordu.He knew full well that he didn't have long to live.
O uzun zamandır hastaymış gibi görünüyordu.She looked as if she had been sick for a long time.
Onun yurtdışında yaşadıkları hakkında uzun zaman konuştuk.She talked long of her experiences abroad.
O uzun zamandır hastaydı.She was ill for a long time.
Şapkasını seçmek uzun zaman aldı.She took a long time to choose her hat.
Hikaye çok uzun zaman önce başlar.The story begins far in the past.
Vay be! Uzun zaman oldu.Wow! It's been a long time.
Uzun zaman önce, burada bir köprü vardı.A long time ago, there was a bridge here.
Uzun zaman önce burada bir köprü vardı.A long time ago, there was a bridge here.
Telefon uzun zaman çaldı.The phone rang for a long time.
Ben onu uzun zamandır görmedim.I haven't seen her for a long time.
Ne haber? Son karşılaştığımızdan beri uzun zaman oldu, değil mi?How are you doing? It's been a long time since we last met, hasn't it?
Büyükannemi ziyaret edeli uzun zaman oldu.It's been a long time since I visited my grandmother.
Böylesine hoş bir sürprizle karşılaştığımdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I had such a pleasant surprise.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod