uzlaşma ile cümle

uzlaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Daha minnettarızdır, ve uzlaşmaya daha açığızdır.We hebben meer waardering voor verzoening, staan er meer voor open.
Daha minnettarızdır, ve uzlaşmaya daha açığızdır.Wir sind verständnisvoller, und offener für Versöhnung.
Daha minnettarızdır, ve uzlaşmaya daha açığızdır.Εκτιμούμε περισσότερο, είμαστε πιο ανοιχτοί στη συμφιλίωση.
Daha minnettarızdır, ve uzlaşmaya daha açığızdır.Ми більш вдячні, більш відкриті до примирення.
Daha minnettarızdır, ve uzlaşmaya daha açığızdır.Мы учимся быть благодарными, мы более открыты к улаживанию конфликтов.
Daha minnettarızdır, ve uzlaşmaya daha açığızdır.Умеем да ценим по-добре, по-открити сме към помиряване.
Daha minnettarızdır, ve uzlaşmaya daha açığızdır.אנו יודעים יותר להעריך דברים, נכונים יותר להתפייס.
Daha minnettarızdır, ve uzlaşmaya daha açığızdır.نكون أكثر تقديرا، أكثر انفتاحا على المصالحة.
Daha minnettarızdır, ve uzlaşmaya daha açığızdır.もっと和解を受け入れることでしょう また人生の 感情的に重要な点に重きを置き
Filistinlilerin... uzlaşmaz şiddet seçeneğini müzakereye tercih etmekten vazgeçmesi ve...Quelle est alors la solution du conflit concernant la Cisjordanie ?
Filistinlilerin... uzlaşmaz şiddet seçeneğini müzakereye tercih etmekten vazgeçmesi ve...Каково же решение спора о территории Западного берега?
Güney Afrika'da insanlar gerçeğe ve uzlaşmaya adanmadan ırkçılığın çözümlenmeyeceğini anladılar.남아공의 사람들은 '진실과 화해'를 위한 진정한 노력이 없이는 인종차별의 과거를 벗어날 수 없다는 것을 잘 이해하고 있었지요.
Güney Afrika'da insanlar gerçeğe ve uzlaşmaya adanmadan ırkçılığın çözümlenmeyeceğini anladılar.V Jižní Africe pochopili, že s apartheidem se nemohou vypořádat bez závazku pravdy a usmíření.
Güney Afrika'da insanlar gerçeğe ve uzlaşmaya adanmadan ırkçılığın çözümlenmeyeceğini anladılar.W Afryce Południowej ludzie zrozumieli, że nie da się pokonać apartheidu bez prawdy i pojednania.
Güney Afrika'da insanlar gerçeğe ve uzlaşmaya adanmadan ırkçılığın çözümlenmeyeceğini anladılar.В Южной Африке люди поняли, что невозможно победить апартеид без признания правды и примирения.
Güney Afrika'da insanlar gerçeğe ve uzlaşmaya adanmadan ırkçılığın çözümlenmeyeceğini anladılar.בדרום אפריקה, אנשים הבינו שאנחנו לא יכולים להתגבר על אפרטהייד בלי מחויבות לאמת ולפיוס.
Güney Afrika'da insanlar gerçeğe ve uzlaşmaya adanmadan ırkçılığın çözümlenmeyeceğini anladılar.في جنوب أفريقيا ، فهم الناس أنه لا يمكنهم مواجهة التمييز من دون الإلتزام بالإعتراف بالحقيقة والمصالحة.
Güney Afrika'da insanlar gerçeğe ve uzlaşmaya adanmadan ırkçılığın çözümlenmeyeceğini anladılar.真実の発見と和解に深く関与しなければ 隔離政策の克服はないと知っていました ルワンダの大量虐殺の後ですら 和解への深い関与がありましたが
Güney Afrika'daki "Gerçek ve Uzlaşma" sürecine ait bir sahne."진실과 화해의 과정"의 장면입니다. 데스몬드 투투 주교가 노벨상을 받는 계기가 되었지요.
Güney Afrika'daki "Gerçek ve Uzlaşma" sürecine ait bir sahne.Prawdy i Pojednania w RPA, za co Desmond Tutu dostał Nobla.
Güney Afrika'daki "Gerçek ve Uzlaşma" sürecine ait bir sahne.Комиссии Правды и Примирения в Южной Африке, за которую Десмонд Туту получил Нобелевскую Премию.
Güney Afrika'daki "Gerçek ve Uzlaşma" sürecine ait bir sahne.לתהליך "האמת והפיוס" בדרום אפריקה עליו זכה דזמונד טוטו בפרס נובל.
Güney Afrika'daki "Gerçek ve Uzlaşma" sürecine ait bir sahne.من عملية الحقيقة والمصالحة في جنوب أفريقيا التي فاز عبرها ديسموند توتو بجائزة نوبل.
Güney Afrika'daki "Gerçek ve Uzlaşma" sürecine ait bir sahne.この功績で デズモンド・ツツ氏はノーベル賞を受賞しました 考えてみてください 南アフリカといえば
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Au incredibile abilităţi de lucru cu oamenii, de negociere.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.De kan tas med människor, de kan förhandla,
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Elles ont des incroyables capacités de communication, de négociations.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var. Hayalgüçleri çok üstün.Hihetetlen jó készséggel bánnak az emberekkel, tárgyalnak, erős képzelőerejük van.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var. Hayalgüçleri çok üstün.Tienen habilidades increíbles, dotes de negociación, son altamente imaginativas.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Họ có những kỹ năng con người, kỹ năng thương thuyết đáng kinh ngạc.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.그들은 대단한 사회적인 솜씨, 협상 솜씨들을 갖고 있습니다.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Mají neuvěřitelné schopnosti, vyjednávací schopnosti.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Majú neskutočné zručnosti, komunikačné zručnosti.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Sie haben große soziale Kompetenzen, Verhandlungsfähigkeiten.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Sono abili con la gente, a negoziare.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Têm competências incríveis para lidar com pessoas, para negociar.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Ze hebben geweldige 'people skills', onderhandelingsvaardigheden.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Znajo delati z ljudmi, imajo neverjetne sposobnosti pregovarjanja.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Έχουν καταπληκτικές δεξιότητες με τους ανθρώπους, δεξιότητες διαπραγμάτευσης.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Воно володіють вражаючими вміннями управління, ведення перегорів.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.Те имат невероятни способности за общуване с хора, за преговаряне.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.У них невероятные способности управления, ведения переговоров.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.יש להן קשרי אנוש נפלאים, כישורי משא ומתן.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.لقد تميزن بمهارات لاتصدق وقدرة على التفاوض
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.佢地有令人難以置信嘅人際技巧,談判技巧
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var.想像力が非常に豊かです
Irktan konuşmakta güçlük çekiyoruz, çünkü bence kendimizi gerçeğe ve uzlaşmaya adamak istemiyoruz.우리는 인종문제에 대해서 이야기하는 것을 어려워 하는데 그것은 우리가 진실을 인정하고 화해의 과정을 밟아 나가는 것을 꺼리기 때문입니다.
Irktan konuşmakta güçlük çekiyoruz, çünkü bence kendimizi gerçeğe ve uzlaşmaya adamak istemiyoruz.Mamy problem w mówieniu głośno o rasie Boimy się prawdy i pojednania.
Irktan konuşmakta güçlük çekiyoruz, çünkü bence kendimizi gerçeğe ve uzlaşmaya adamak istemiyoruz.Těžko se nám mluví o rase, a myslím, že je za tím neochota zavázat se k procesu pravdy a usmíření.
Irktan konuşmakta güçlük çekiyoruz, çünkü bence kendimizi gerçeğe ve uzlaşmaya adamak istemiyoruz.קשה לנו לדבר על גזע, ואני מאמין שזה בגלל שאנחנו לא מוכנים לרתום את עצמנו לתהליך של אמת ופיוס.
Irktan konuşmakta güçlük çekiyoruz, çünkü bence kendimizi gerçeğe ve uzlaşmaya adamak istemiyoruz.私が思うに これは 真実と和解への プロセスに進んで力を捧げようと していないからです 南アフリカでは 国民は自分たちが
İronik olarak, farklılıklarımız ve bu farklılıklarla uzlaşmamız bizi birleştiriyor.Am decis să am copii când lucram la acest proiect.
İronik olarak, farklılıklarımız ve bu farklılıklarla uzlaşmamız bizi birleştiriyor.Irónicamente, resulta que son nuestras diferencias y la negociación de la diferencia
İronik olarak, farklılıklarımız ve bu farklılıklarla uzlaşmamız bizi birleştiriyor.Ironicamente, verifica-se que são as nossas diferenças e como lidamos com a diferença que nos unem.
İronik olarak, farklılıklarımız ve bu farklılıklarla uzlaşmamız bizi birleştiriyor.Ironiquement, il s'avère que, ce sont nos différences et notre gestion de la différence, qui nous uni.
İronik olarak, farklılıklarımız ve bu farklılıklarla uzlaşmamız bizi birleştiriyor.I tak okazuje się, że to niemal powszechne zjawisko.
İronik olarak, farklılıklarımız ve bu farklılıklarla uzlaşmamız bizi birleştiriyor.각자의 가정 내에 존재하는 차이들을 협상해가는 과정에 대한 것이고, 그건 각자의 가정 뿐만 아니라 거의 모든 가정에서 일어나는 일이란 걸 알게 됩니다.
İronik olarak, farklılıklarımız ve bu farklılıklarla uzlaşmamız bizi birleştiriyor.היא מה שהאנשים עוסקים בו, תגלו שזו כמעט תופעה אוניברסלית.
İronik olarak, farklılıklarımız ve bu farklılıklarla uzlaşmamız bizi birleştiriyor.هي التجربة التي يشير إليها العالم، عندها ستكتشف أنها تقريبًا ظاهرة كونية.
İronik olarak, farklılıklarımız ve bu farklılıklarla uzlaşmamız bizi birleştiriyor.それが ごく一般的な現象であることに 気づくでしょう 皮肉なことですが 違いがあり その違いに折り合いをつけていくからこそ
İlgili Sayfalar