Ve bu problem uzaya da gitseniz, vücudun içersine de girseniz geçerli.وهذا ينجح سواء كنت في الفضاء، أو إذا كنت ذاهبا لجسد
Ve bu problem uzaya da gitseniz, vücudun içersine de girseniz geçerli.体内でも役立ちます これが体内での例です
Ve onların uzaya bir uydu gönderip uzayın derinliklerinde bunu yapabilme lüksü yoktu그리고 그들은 우주에 위성을 발사해 깊은 우주에서 실험을 할 수 있는 호사를 누릴 수 없었기 때문에
Ve onların uzaya bir uydu gönderip uzayın derinliklerinde bunu yapabilme lüksü yoktu深淵の宇宙でこの事は行われていて、 そうそれはとても、とても直感的な思考実験です。
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.Dat waren niet de nieuwsgierige kleine jongens die graag kikkers in de lucht schoten.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.Et ils n'étaient pas les garçons curieux qui aimaient envoyer des grenouilles dans les airs.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.그들은 더이상 개구리들을 우주로 보내려던 호기심 찬 아이들이 아니었습니다.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.Și ei nu mai erau băieții curioși cărora le plăcea să lanseze broscuțe în zbor.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.To nie byli ciekawscy chłopcy, lubiący wyrzucać żaby w powietrze.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.Und das waren nicht die neugierigen kleinen Jungs, die Frösche in die Luft bringen wollten.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.Y no eran los pequeños niños curiosos a quienes gustaba elevar ranas en el aire.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.А те не били любопитните малки момченца, които обичали да вдигат жаби във въздуха.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.Это были не любознательные мальчики, которым нравилось запускать лягушек в воздух.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.ואלה לא היו הילדים הסקרניים שרצו להעיף צפרדעים לאוויר.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.ولم يكونوا أولئك الصبيان الصغار الفضوليين الذين أحبوا وضع الضفادع في الهواء.
Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi.好奇心旺盛な少年達ではありませんでした 後の時代にはお金が儲かるからと
Veya, "Toplantı 3'ten 4'e kaydı", burada zamanı bir hat boyunca uzayan birşey gibi algılarız.Hoặc, "Cuộc họp đã đi từ 3 đến 4," khi chúng ta coi thời gian trải dài trên một đường.
Veya, "Toplantı 3'ten 4'e kaydı", burada zamanı bir hat boyunca uzayan birşey gibi algılarız.또는, 우리가 시간을 선상에서 죽 늘여 펴놓은것으로 우리가 해석을 한 "그 모임은 세시부터 네시까지 갔어."
Veya, "Toplantı 3'ten 4'e kaydı", burada zamanı bir hat boyunca uzayan birşey gibi algılarız.Of "De vergadering duurde van drie tot vier." Daarbij beschouwen we tijd als uitgestrekt langs een lijn.
Veya, "Toplantı 3'ten 4'e kaydı", burada zamanı bir hat boyunca uzayan birşey gibi algılarız."The meeting went from three to four", gdzie czas jest rozciągnięty wzdłuż linii.
Veya, "Toplantı 3'ten 4'e kaydı", burada zamanı bir hat boyunca uzayan birşey gibi algılarız.Vagy a "Háromtól négyig ment az értekezlet" mondatban az időt úgy képzeljük el, mintha egy vonalon haladna.
Veya, "Toplantı 3'ten 4'e kaydı", burada zamanı bir hat boyunca uzayan birşey gibi algılarız.Або ж "Збори ішли з 3 до 4 години", тут ми розглядаємо час, як протяжну лінію.
Veya, "Toplantı 3'ten 4'e kaydı", burada zamanı bir hat boyunca uzayan birşey gibi algılarız.Или, "Срещата стана от три до четири," където разглеждаме времето като разтегната надълго линия.
Veya, "Toplantı 3'ten 4'e kaydı", burada zamanı bir hat boyunca uzayan birşey gibi algılarız.או, "הפגישה עברה משלוש לארבע," שכאן אנחנו תופסים את הזמן כמתוח לאורך קו.
Veya, "Toplantı 3'ten 4'e kaydı", burada zamanı bir hat boyunca uzayan birşey gibi algılarız.أو، "إستمر الإجتماع من الثالثة إلى الرابعة،" والتي نَعدُ فيها الزمن وكانه متمدد على طوال خط ممدود.
Veya, "Toplantı 3'ten 4'e kaydı", burada zamanı bir hat boyunca uzayan birşey gibi algılarız.時間を一つの線上に伸びているものと考えています 同様に force(~を行わせる)を使用するときでも
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.Are o mică şiră a spinării, se poate cumva mişca pe-aici, se poate lungi.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.Elle a une petite épine, on peux la bouger, l'étendre.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.Es hat ein Rückgrat, es kann sich bewegen, sich vergrößern.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.다음 세대를 디자인합니다. 이렇게 척추를 움직이고 늘릴 수 있습니다.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.Ora ha una piccola spina dorsale, può muoversi in giro, si può allungare.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.Sillä on selkäranka. Voin siirtää tänne. Voin pidentää.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.Tem uma pequena coluna vertebral, pode movimentar-se aqui, pode alongar-se.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.Tiene una columna, puede moverse, puede extenderse.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.Tu jest kręgosłup. Można nim poruszać, wydłużyć go.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.И така има малък гръбначен стълб, може да се движи наоколо тук, може да се разтегне.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.Ось вона має маленький хребет. Тут можна рухати. Можна розширити.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.У него короткий позвоночник.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.את השלב ההתפתחותי הבא של היצור שלנו. אז יש לו עמוד שידרה קטן, זה יכול לזוז כאן, הוא יכול להתארך.
Yaratığın küçük bir omurgası var, böyle hareket edebiliyor, uzayabiliyor.الجيل القادم من مخلوقنا، لديه عمود فقري صغير يستطيع أن يتحرك ويمتد.
Yaşantımız boyunca şayet uzaya bir giriş yapmak istiyorsak bir şeylerin ciddi olarak değişmesi gerekir.Algo fundamental debe cambiar si queremos ver acceso general al espacio en nuestras vidas.
Yaşantımız boyunca şayet uzaya bir giriş yapmak istiyorsak bir şeylerin ciddi olarak değişmesi gerekir.Coś zasadniczego musi się zmienić, jeśli chcemy, by w ciągu naszego życia każdy mógł polecieć w kosmos.
Yaşantımız boyunca şayet uzaya bir giriş yapmak istiyorsak bir şeylerin ciddi olarak değişmesi gerekir.Er zal iets fundamenteel moeten veranderen, als wij algemene toegang tot de ruimte nog willen meemaken.
Yaşantımız boyunca şayet uzaya bir giriş yapmak istiyorsak bir şeylerin ciddi olarak değişmesi gerekir.근본적인 변화가 필요합니다. 우리가 살아있는 동안 우주에 자유롭게 가고 싶다면 말이죠.
Yaşantımız boyunca şayet uzaya bir giriş yapmak istiyorsak bir şeylerin ciddi olarak değişmesi gerekir.Něco podstatného se musí změnit, pokud chceme vidět běžný přístup do vesmíru během našeho života.
Yaşantımız boyunca şayet uzaya bir giriş yapmak istiyorsak bir şeylerin ciddi olarak değişmesi gerekir.Мы должны изменить что-то фундаментально, если мы хотим сделать доступ к космосу реальностью при нашей жизни.
Yaşantımız boyunca şayet uzaya bir giriş yapmak istiyorsak bir şeylerin ciddi olarak değişmesi gerekir.Нещо фундаментално трябва да се промени, ако искаме да видим всеобщ достъп до космоса през нашия живот.
Yaşantımız boyunca şayet uzaya bir giriş yapmak istiyorsak bir şeylerin ciddi olarak değişmesi gerekir.משהו בסיסי צריך להשתנות, אם אנו מעוניינים לחזות בגישה רחבת היקף לחלל בזמננו.
Yaşantımız boyunca şayet uzaya bir giriş yapmak istiyorsak bir şeylerin ciddi olarak değişmesi gerekir.شيء أساسي يجب أن يتغير، إذا كان لنا أن نرى وصول معتاد للفضاء في حياتنا.
Yaşantımız boyunca şayet uzaya bir giriş yapmak istiyorsak bir şeylerin ciddi olarak değişmesi gerekir.何かが根本的に変わらなくてはなりません 次にお示しするのは、いくつかの議論の余地のあるアイデアです
Yukarıya da, aşağıya da baksanız, uzaya nasıl çıkarırsınız?Akármerre is akarsz nézni, hogy kerül ez fel az űrbe?
Yukarıya da, aşağıya da baksanız, uzaya nasıl çıkarırsınız?Ale ať už se díváte nahoru nebo dolů, jak ho dostanete do vesmíru?
Yukarıya da, aşağıya da baksanız, uzaya nasıl çıkarırsınız?Che guardiate in alto o in basso, come lo portate nello spazio?
Yukarıya da, aşağıya da baksanız, uzaya nasıl çıkarırsınız?Cho dù nhìn lên hay nhìn xuống, làm sao bạn có thể đưa nó lên không gian?
Yukarıya da, aşağıya da baksanız, uzaya nasıl çıkarırsınız?Či už sa dívate hore alebo dole, ako ju dostanete do vesmíru?
Yukarıya da, aşağıya da baksanız, uzaya nasıl çıkarırsınız?Egal, ob man nach oben oder nach unten schaut, wie bekommt man es ins Weltall?
Yukarıya da, aşağıya da baksanız, uzaya nasıl çıkarırsınız?Indiferent dacă priveşti în sus sau în jos, cum îl trimiţi sus în spaţiu?
Yukarıya da, aşağıya da baksanız, uzaya nasıl çıkarırsınız?위를 보든 아래를 보든 망원경을 우주로 보내려면 로켓에 실어야 합니다.
Yukarıya da, aşağıya da baksanız, uzaya nasıl çıkarırsınız?Niezależnie od tego, czy chcesz patrzeć w górę, czy w dół, jak wynieść takie coś w kosmos?
Yukarıya da, aşağıya da baksanız, uzaya nasıl çıkarırsınız?Of je nu omhoog of omlaag kijkt, hoe krijg je dat ding omhoog?