Yapman gereken tek şey bu kitabı ona uzatmak.All you have to do is to hand this book to him.
Buradaki kalışımı birkaç gün daha uzatmak istiyorum.I want to extend my stay here for a few more days.
Kalışımı Pazar gününe kadar uzatmak istiyorum.I'd like to extend my stay through Sunday.
Raporu ona uzatmak istedim ama unuttum.I intended to hand the paper to him, but I forgot to.
Bir zeytin dalı uzatmak bir füze fırlatmaktan daha iyi.Better to extend an olive branch than launch a missile.
Tom, bütün yaz sakal uzatmaktadır.Tom has been growing a beard all summer.
Bu kalın bıyığı uzatmak uzun zamanımı aldı.Growing this thick mustache has taken me quite a while.
Ben bacaklarımı uzatmak istiyorum.I want to stretch my legs.
Tartışmayı uzatmak fuzuli.Any further discussion is pointless.
Leyla saçlarını uzatmak için bir kuaföre gitti.Layla went to a hair salon to get extensions in her hair.
Tom kira sözleşmesini uzatmak istiyor.Tom wants to extend his lease.
Bir tane doğru parçasını her iki yöne de sürekli bir şekilde uzatmak mümkündür.It is possible to extend a line segment continuously in both directions.
Hayatı yapay bir şekilde uzatmak tatsız.It is tasteless to prolong life artificially.
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.And Forms of Gods will I display; The secrets of the Holy Path I will hand on, And call them Gnosis.
Planck, aynı zamanda görelilik teorisini uzatmak için epeyce katkıda bulunmuştur.Planck also contributed considerably to extend the special theory of relativity.
Determinizmin köklerini Thales'e kadar uzatmak mümkündür.Its range might extend into Thailand.
SCP, mevcut hattı doğuda Alaşehir'den Afyonkarahisar'a uzatmak için yeni bir imtiyaz kazandı.The SCP received a concession to build from Alaşehir to Afyon.
ORC, 1881 yılında demiryolunu Denizli'ye uzatmak için hükûmetten bir başka imtiyaz izni aldı.The ORC was granted another concession to extend the railway to Denizli in 1881.
Eğer size durumu tarif edebildiysem, daha fazla uzatmak istemiyorum.So if I gave you that picture, I don't want to go too long on that.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.And so doing things to help students prepare to be in that position, very important.
Basın konferansını uzatmak istediğini söyledi.I just spoke with Seol. She asked to stall the conference.
Çocuklar bacaklarını uzatmak istediler.The children wanted to stretch their legs.
Varsayalım ki 2 ile çarparak y yönünde uzatmak istiyoruz. y yönünde çarpı 2.And let's say we want to stretch in y direction by 2. In y direction times 2.
Sonra onu uzatmak istiyoruz bu nedenle önce onu ters çevireceğiz. .And then we want to stretch it, so we're going to first flip it.
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.I'm tired of extending my credit card debt.
Eğer (onlara dil uzatmaktan) vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım.If you do not desist, I shall have you stoned to death.
Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi?Have you not seen how your Lord lengthens out the shadow?
Eğer (onlara dil uzatmaktan) vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım. Uzun süre benden ayrıl, git!"If you do not desist, I will certainly stone you, and keep no relation with me for a long while.”
De Hoop Scheffer, bunun süreci uzatmaktan başka işe yaramayacağını belirtti.On the contrary, he said, this would only lengthen the process.
SCP hattı Alaşehir'den Afyon'a uzatmak için imtiyaz kazandı.The SCP received a concession to build from Alaşehir to Afyon.
ORC, 1881 yılında demiryolunu Denizli'ye uzatmak için hükümetten bir başka imtiyaz izni aldı.The ORC was granted another concession to extend the railway to Denizli in 1881.
Ardından oyuncular, diğer oyuncunun yolunu uzatmak için duvarlar yerleştirebilirler:Then the players might add walls to lengthen the other player's path:
Masanın başında oturan bir adam, tepsiden aldığı tabakları konuklara uzatmaktadır.Ein an der Stirnseite der Tafel sitzender Mann reicht die Teller an die Gäste weiter.
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.Diese Verkündigung aber ist mir als Prediger des Wortes Gottes befohlen“, wird er zitiert.
George işsizlik maaşı süresini uzatmak için Carrie ile çıkmaktadır.Durant l'intersaison, Jackie obtient une augmentation de salaire.
Bir tane doğru parçasını her iki yöne de sürekli bir şekilde uzatmak mümkündür.Ainsi, on peut s'en servir pour faire un raccordement entre deux phases à vitesse constante.
Kontratı uzatmak istiyorum.Quiero alargar el contrato.
Hayatı yapay bir şekilde uzatmak tatsız.Es de mal gusto prolongar artificialmente la vida.
Planck, aynı zamanda görelilik teorisini uzatmak için epeyce katkıda bulunmuştur.Planck también contribuyó considerablemente a ampliar esta teoría.
Resimlerde bir kız çocuğu, elini rüzgarla ilerleyen kalp şeklinde kırmızı bir balona doğru uzatmaktadır.El mural representa a una niña dejando ir un globo rojo en forma de corazón.
Süresi dolmadan önce kendi durum tarihini uzatmak isteyen ziyaretçiler 30 gün içinde başvurmalıdırlar.I viaggiatori che intendono prolungare il soggiorno devono attivarsi entro 30 giorni prima della scadenza.
Reklamlar için verilen ara dizinin süresini 6 dakika daha uzatmaktadır.Difese il titolo per altre 6 volte.
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.Воистину, я опасаюсь, что вас постигнет наказание в великий день“. ».
Ağaçları ve örgüleri(mesh) iki ağ düzeyinde iletişimi uzatmak için ZigBee yönlendirici kullanımına izin verir.كلا الأشجار وطريقه النجمه تسمح باستخدام الموجهات زيجبي لتوسيع الاتصالات على مستوى الشبكة.
Bir tane doğru parçasını her iki yöne de sürekli bir şekilde uzatmak mümkündür.يمكن انشاء خط مستقيم من خلال تمديد نهايتي قطعة مستقيمة من الجهتين إلى ما لانهاية.
Hayatı yapay bir şekilde uzatmak tatsız.É de mau gosto ficar prolongando a vida artificialmente.
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.Want nu weet ik dat gij God vrezende zijt, en uw zoon, uw enige, mij niet hebt onthouden".
Süresi dolmadan önce kendi durum tarihini uzatmak isteyen ziyaretçiler 30 gün içinde başvurmalıdırlar.Ze mogen zelf het moment van hun dood bepalen, binnen dertig dagen.
Bu yüzden turşulama sebzelerin ömrünü uzatmak için etkili bir yöntemdir.Inleggen is een manier om groenten langer te bewaren.
Determinizmin köklerini Thales'e kadar uzatmak mümkündür.Het is mogelijk de definitie van de logaritme uit te breiden naar quaternionen.
"Örtüyü uzatmak" deyimi, kadının evlenme isteğini ifade eden bir terimdir.Att "gå under pällen" var ett annat uttryck för giftermål.
Periskobun boyunu uzatmak için ara mercek düzenleri ilave edilir.Bygg ett eget periskop.
Bir tane doğru parçasını her iki yöne de sürekli bir şekilde uzatmak mümkündür.Через дві точки можна провести рівно одну пряму.
Menzili uzatmak için kanatların içine yakıt tankları yerleştirilmiştir.Uvnitř křídel jsou umístěny palivové nádrže.
Havaalanını genişletmek ve pisti uzatmak gibi öneriler vardır.Byla naplánována dostavba a rozšíření letiště.
Bir tane doğru parçasını her iki yöne de sürekli bir şekilde uzatmak mümkündür.Danou úsečku na jedné i druhé straně libovolně prodloužit.
Hayatı yapay bir şekilde uzatmak tatsız.Interpretovat jeho životní postoje je velmi obtížné.
Bir tane doğru parçasını her iki yöne de sürekli bir şekilde uzatmak mümkündür.Mindkét fázisnak lehet nyugvó és haladó szakasza.
Asıl amaçları, insan ömrünü uzatmak ve daha sağlıklı bir yaşam sağlamaktır.Kolmantena tavoitteena on taata kaiken ikäsille ihmisille terveellinen elämä ja lisätä hyvinvointia.
Havaalanını genişletmek ve pisti uzatmak gibi öneriler vardır.Υπάρχουν πλάνα και επέκταση του αεροδρομίου.