Ve bu konuşmayı fazla uzatmadan önce, işte şu anda enerji sisteminde yaşananlar.I zanim za bardzo się rozgadam, tak wygląda obecna sytuacja w systemie energetycznym.
Ve bu konuşmayı fazla uzatmadan önce, işte şu anda enerji sisteminde yaşananlar.탄화수소가 중요합니다. 제 강연이 너무 길어지기 전에, 현재 에너지 시스템에 발생하고 있는 일에 대해서 살펴봅시다.
Ve bu konuşmayı fazla uzatmadan önce, işte şu anda enerji sisteminde yaşananlar.lang te maken... hier is wat er gebeurt in het huidige energiesysteem.
Ve bu konuşmayı fazla uzatmadan önce, işte şu anda enerji sisteminde yaşananlar.Şi înainte de a face acest discurs prea lung, iată ce se întâmplă în sistemul de energie actual.
Ve bu konuşmayı fazla uzatmadan önce, işte şu anda enerji sisteminde yaşananlar.И преди тази лекция да се е проточила прекалено, ето какво се случва в настоящата енергийна система.
Ve bu konuşmayı fazla uzatmadan önce, işte şu anda enerji sisteminde yaşananlar.ולפני שאני הופך את השיחה לארוכה מדי, הנה מה שקורה במערכת האנרגיה הנוכחית.
Ve bu konuşmayı fazla uzatmadan önce, işte şu anda enerji sisteminde yaşananlar.نتعامل معه. وقبل أن أجعل هذه المحادثة أكثر طولا، هنا ما يحصل في نظام الطاقة الحالي.
Ve bu konuşmayı fazla uzatmadan önce, işte şu anda enerji sisteminde yaşananlar.今のエネルギーシステムには こんなことが起きています
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Daher ist es sehr wichtig, Studenten zu helfen, <br/>diese Position zu erreichen.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.E important să-i susţinem pe studenţi să înţeleagă aceste aspecte.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Es importante hacer cosas que ayuden a los estudiantes a prepararse en esa posición.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Ez segít a hallgatóknak felkészülni a pozícióra, ez nagyon fontos.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Fazer coisas para ajudar os estudantes a preparar-se para estarem nessa posição é muito importante.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.그래서 학생들이 그렇게 준비될 수 있도록 돕는 일은 매우 중요합니다.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Quindi, aiutare gli studenti a prepararsi per essere in quella posizione, è molto importante.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Så at hjælpe studerende med at forberede sig til at være i den situation, er meget vigtigt.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Studenten helpen voorbereiden op die uitgangspositie is daarom zeer belangrijk.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Và chúng ta cũng cần làm những việc giúp học sinh chuẩn bị cho vị trí của họ, điều này rất quan trọng
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Ważne, żeby pomóc im stać się takimi studentami.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Οπότε το να κάνεις πράγματα που βοηθάνε φοιτητές να προετοιμαστούν να είναι σε αυτή τη θέση είναι σημαντικό.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Отже, виконання дій, які підготують студентів до правильного навчання, є дуже важливим.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.Очень важно подготавливать их к этой роли.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.לכן עשייה של דברים שיעזרו לסטודנטים להתכונן להיותם במצב כזה, מאוד חשוב.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.ولذلك فمن المهم عمل أشياء لمساعدة الطلاب لأن يكونوا مستعدين ليكونوا في ذلك المكان.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.また 成果は努力によってのみ生まれると 理解していることも重要です
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.A bez ohledu na to, jak dlouho jsem uprostřed oceánu strávila vypěstovat si plnovous se mi ještě nepodařilo.
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.Et quelquesoit le temps que je passe en mer, je n'ai toujours pas réussi à me faire pousser la barbe !
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.I nie ma znaczenia jak dużo czasu spędzam na oceanie, to jeszcze nie udało mi się wyhodować przyzwoitej brody.
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.대양에서 상당히 지냈어도 수염이 제대로 안길러지네요
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.Walaupun saya lama berada di lautan saya belum berhasil menumbuhkan janggut,
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.Y sin importar el tiempo que paso en el océano, todavía no he logrado dejarme una barba decente.
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.Без значение колко време прекарвам в океана, все още не съм успяла да си пусна брада.
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.И неважно, сколько времени я проведу в океане, хоть сколько-нибудь приличной бороды мне не видать.
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.ולא משנה כמה זמן שהיתי בים, עדיין לא הצלחתי לגדל זקן.
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.و بغض النظر عن المدة التى قضيتها فى المحيط إلا إننى لم أمتلك لحية لائقة حتى الان
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.さすがに髭は生えてきていません これからも生えてこないことを願ってます
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.A od desiatich prikázaní až po zapustenia si brady, pretože Leviticus hovorí, že sa nesmieš holiť.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Desde los diez mandamientos hasta dejarme la barba, (porque el Levítico dice que no puedes afeitarte).
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Desde os Dez Mandamentos até deixar crescer a barba, porque o Levítico diz que não nos podemos barbear.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.És a tízparancsolattól kezdve a szakáll növesztésig -- mert Leviticus szerint nem borotválkozhatunk.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.I tak od Dziesięciu Przykazań do zapuszczenia brody, ponieważ Księga Kapłańska nie pozwala się golić.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.십계명부터 수염을 기르는 것까지말이죠 왜나햐면 레위기에는 면도를 금지하고 있거든요.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Och från de tio budorden till att odla skägg - Leviticus säger nämligen att man inte får raka sig.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Od desetih zapovedi, do puščanja brade -- saj Knjiga Levitov pravi, da se ne smeš briti.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Van de Tien Geboden tot mijn baard laten staan - want Leviticus zegt dat je je niet mag scheren.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Và từ 10 lời răn của Chúa để nuôi một bộ râu -- vì Leviticus nói rằng bạn không được cạo râu.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Από τις δέκα εντολές μέχρι να αφήσω γένια -- επειδή στο Λευϊτικό λέει πως δεν μπορείς να ξυριστείς.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Від десяти заповідей і аж до відрощування бороди - адже книга Левит забороняє голитись.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.ומעשר הדברות לגידול זקני -- מפני שויקרא אומר שאסור להתגלח.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.من الوصايا العشر حتى خبز خبزي ولأن " لاويين " قال يجب أن لا نحلق شعرنا
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.ひげを伸ばし始めました レビ記に剃ってはならないとあるからです 最終的にこんな感じになりました
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.入邊所有嘅規矩, 譬如話留鬚 -- 因為《利未記》提到唔畀剃鬚。
ÿ (# 255;) Küçük y, uzatma& # 255; Malá
ÿ (# 255;) Küçük y, uzatma& # 255; صغير ن نقطتين
ÿ (# 255;) Küçük y, uzatmaà ¿(# 255;) Small y, diaeresis
ÿ (# 255;) Küçük y, uzatmaÿ (# 255;) Gement y, trema
ÿ (# 255;) Küçük y, uzatmaÿ (# 255;) kis y, két ponttal
ÿ (# 255;) Küçük y, uzatmaÿ (#255;) Kleine letter y, trema
ÿ (# 255;) Küçük y, uzatmaÿ (# 255;) Lille y, umlaut
ÿ (# 255;) Küçük y, uzatmaÿ (# 255;) Mała litera y z dierezą