Bana o kurşun kalemi uzatır mısın?Will you hand me that pencil?
Tom Mary'ye bir havlu uzattı.Tom handed Mary a towel.
O kutudaki tutkal ve makası bana uzat lütfen.Hand me the glue and the scissors in that box, please.
Arabanıza iyi bakarsanız, ömrünü uzatırsınız.If you take good care of your car, you will increase its life.
Tom bacaklarını uzattı.Tom stretched out his legs.
Ellerini uzat.Hold out your hands.
Bana tabağını uzat ve sana biraz daha et vereceğim.Pass your plate and I'll give you some more meat.
Karabiber değirmenini bana uzat.Pass me the pepper grinder.
Mary çantasından bir zarf çıkardı ve onu Tom'a uzattı.Mary pulled an envelope out of her purse and handed it to Tom.
Tom Mary'nin ona sosu uzatmasını istedi.Tom asked Mary to pass him the gravy.
Tom tuzluğu Mary'ye uzattı.Tom handed the salt shaker to Mary.
Tom Mary'nin onu yeniden doldurması için kupasını uzattı.Tom held his cup out for Mary to refill it.
Tom kupasını uzattı ve Mary onu yeniden doldurdu.Tom held out his mug and Mary refilled it.
Tom Bostonda kalışını uzatmayı umuyor.Tom hopes to extend his stay in Boston.
Tom Mary'ye bir içki koydu ve ona uzattı.Tom poured Mary a drink and handed it to her.
Tom bir plastik kupaya şarap koydu ve Mary'ye uzattı.Tom poured wine into a plastic cup and handed it to Mary.
Tom Mary'nin ayaklarına yardım etmek için elini aşağıya doğru uzattı.Tom reached down to assist Mary to her feet.
Tom köpeğini okşamak için elini aşağıya uzattı.Tom reached down to pet his dog.
Silahını almak için elini uzattı.Tom reached for his gun.
Tom bir bıçak için elini uzattı.Tom reached out for the knife.
Tom buzdolabından bir bira aldı ve onu Mary'ye uzattı.Tom took a beer out of the fridge and handed it to Mary.
Tom ehliyetini çıkardı ve polis memuruna uzattı.Tom took out his driver's license and handed it to the police officer.
Tom kapağı açtı ve kavanozu Mary'ye uzattı.Tom unscrewed the cap and handed the jar to Mary.
"Sen bana şekeri uzatabilir misin?" "Buyrun.""Could you pass me the sugar?" "Here you go."
Tom makası Mary'ye uzattı.Tom handed Mary the scissors.
Tom broşürleri Mary'ye uzattı.Tom handed Mary the brochures.
Tom süpürgeyi Mary'ye uzattı.Tom handed Mary the broom.
Tom Mary'ye kitabı uzattı.Tom handed Mary the book.
Tom Mary'ye el fenerini uzattı.Tom handed Mary the flashlight.
Tom Mary'ye evrak çantasını uzattı.Tom handed Mary the briefcase.
Tom kutuyu Mary'ye uzattı.Tom handed Mary the box.
Tom Mary'ye telefonunu uzattı.Tom handed Mary his phone.
Tom Mary'ye anahtarını uzattı.Tom handed Mary his key.
Tom Mary'ye kartını uzattı.Tom handed Mary his card.
Tom Mary'ye bir kalem uzattı.Tom handed Mary a pen.
Tom Mary'ye bir broşür uzattı.Tom handed Mary a pamphlet.
Tom Mary'ye bir defter uzattı.Tom handed Mary a notebook.
Tom Mary'ye bir kadeh uzattı.Tom handed Mary a glass.
Tom Mary'ye bir içki uzattı.Tom handed Mary a drink.
Tom Mary'ye bir şişe uzattı.Tom handed Mary a bottle.
Tom Mary'ye bir muz uzattı.Tom handed Mary a banana.
Tom Mary'ye küçük bir manila zarf uzattı.Tom handed Mary a small manila envelope.
Tom Mary'ye bir torba ayçiçeği çekirdeği uzattı.Tom handed Mary a bag of sunflower seeds.
Tom Mary'ye para dolu bir zarf uzattı.Tom handed Mary an envelope filled with cash.
Tom Mary'nin ona uzattığı mektuba bakmadı bile.Tom didn't even look at the letter Mary handed him.
Tom Mary'ye bir zarf uzattı ve o onu açtı.Tom handed an envelope to Mary and she opened it.
Tom Mary'ye boş şişe uzattı.Tom handed the empty bottle to Mary.
Tom boş pizza kutusunu Mary'ye uzattı.Tom handed the empty pizza box to Mary.
Tom'un yardımcısı içeri girdi ve Mary'ye bir mesaj uzattı.Tom's assistant came in and handed Mary a message.
Tom Mary'ye bir kupa kahve uzattı.Tom handed Mary a mug of coffee.
Tom Mary'ye matarasını uzattı ve o bir içki aldı.Tom handed Mary his canteen and she took a drink.
Tom sakalını uzatmış, bu yüzden daha yaşlı görünüyor.Tom grew his beard so he'd look older.
Tom içeceklerden birini Mary'ye uzattı.Tom handed Mary one of the drinks.
Tom, Mary'ye yeşil defteri uzattı.Tom handed Mary the green notebook.
Tom, Mary'ye beyaz bir zarf uzattı.Tom handed Mary a white envelope.
Tom bıyık uzattı.Tom grew a mustache.
Mary korktu, beni tutmak için kollarını uzattı.Mary, frightened, stretched out her arms to hold me.
O hiçbir şey söylemeden bana mektubu uzattı.She handed me the letter without saying anything.
Tom'un bir kemer uzatıcıya ihtiyacı var.Tom needs a belt-lengthener.
O küçük tornavidayı bana uzat.Hand me that small screwdriver.