Gel ve bana elini uzat.Come and stretch me a hand.
Anne! Bana tuvalet kağıdını uzatabilir misin?Mum! Can you pass me the toilet paper?
Affedersiniz, şekeri bana uzatabilir misiniz?Excuse me, could you pass me the sugar?
Bana uzaktan kumandayı uzat.Hand me the remote.
Tom, Mary'ye yarım milyon dolarlık bir çek uzattı.Tom handed Mary a check for half a million dollars.
O, yaşlı görünmek için sakalını ve saçını uzattı.He grew his beard and hair in order to look old.
Bana o defteri uzat.Pass me that notebook.
O çocuklarına saçlarını uzatmaları için izin veriyor.She authorizes her children to grow their hair long.
Bacaklarımı uzatmam gerekiyor.I need to stretch my legs.
Tom çantasından İskoç şişesini çıkardı onu Mary'ye uzattı.Tom took the bottle of Scotch from his briefcase and handed it to Mary.
Tom elini uzattı.Tom reached out his hand.
Tom bıçağı Mary'ye uzattı.Tom handed the knife to Mary.
Tom Mary'ye bazı resimler uzattı.Tom handed Mary some pictures.
Tom Mary'ye biraz para uzattı.Tom handed Mary some money.
Tom Mary'ye yirmi dolarlık bir fatura uzattı.Tom handed Mary a twenty-dollar bill.
Tom Mary'ye bir bıçak uzattı.Tom handed Mary a knife.
Tom Mary'ye bir bardak kırmızı şarap uzattı.Tom handed Mary a glass of red wine.
Tom Mary'ye bir fincan uzattı.Tom handed Mary a cup.
Tom Mary'ye mektubu uzattı.Tom handed Mary the letter.
Tom, Mary'ye mektup açacağını uzattı.Tom handed Mary the letter opener.
Tom Mary'ye klipsli kağıt altlığını uzattı.Tom handed Mary the clipboard.
Tom Mary'ye menüyü uzattı.Tom handed Mary the menu.
Tom fotoğrafı Mary'ye geri uzattı.Tom handed the photo back to Mary.
Bana havlumu uzat.Hand me my towel.
Tom çantasını kapattı ve onu Mary'ye uzattı.Tom closed his briefcase and handed it to Mary.
Bacaklarımı uzattım.I stretched out my legs.
Bana patatesleri uzat.Pass me the potatoes.
Ben bacaklarımı uzatmak istiyorum.I want to stretch my legs.
Tom Mary'ye bir şey uzattı.Tom handed Mary something.
O, bacaklarını uzattı.She stretched out her legs.
Ketçapı uzat.Pass the ketchup.
Tuzu uzat.Pass the salt.
Bu paltonun kollarının uzatılması gerek.The sleeves of this coat have to be lengthened.
Lütfen tabağınızı bana uzatır mısınız?Will you please pass me your plate?
Tom'a bir bıçak uzattım.I handed Tom a knife.
Tom'a cep fenerimi uzattım.I handed Tom my flashlight.
Tom'a zarfı uzattım.I handed Tom the envelope.
Sanırım karşılamamı fazla uzattım.I think I've overstayed my welcome.
O bana sandviçimi uzattı.She handed me my sandwich.
Tom telefon numarasını bir parça kağıda yazdı ve onu Mary'ye uzattı.Tom wrote his phone number on a piece of paper and handed it to Mary.
Tom telefon numarasını bir peçeteye yazdı ve Mary'ye uzattı.Tom wrote his phone number on a napkin and handed it to Mary.
Bacaklarımı biraz uzatmamın benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind stretching my legs a little.
Ben kapıdan girdiğimde bana bir not uzatıldı.I was handed a note when I entered the gate.
Tuzu ve biberi uzatır mısın?Would you pass the salt and pepper?
Tom, Mary'nin uzatmalı sevgilisidir.Tom is Mary's long-time boyfriend.
Tom Mary'ye dürbünü uzattı.Tom handed Mary the binoculars.
Ben sadece bacaklarımı uzatıyordum.I was just stretching my legs.
Bacaklarımı uzatacağım.I'm going to stretch my legs.
Salatayı uzatır mısın?Would you pass the salad?
Bezelyeyi uzatır mısın?Would you pass the peas?
Tom Mary'ye çantasını uzattı.Tom handed Mary her bag.
Bektaşi üzümü ömrünü uzatabilir.Gooseberries can prolong your life.
Bektaşi üzümü hayatı uzatmada etkili meyvelerdir.Gooseberries are fruits that are effective at extending life.
Bir uzatma kablosuna ihtiyacım var.I need an extension cord.
Tom boş bardağını uzattı, Mary de onu portakal suyuyla doldurdu.Tom held out his empty glass and Mary filled it with orange juice.
Tom güneş gözlüğünü çıkardı ve Mary'ye uzattı.Tom took his sunglasses off and handed them to Mary.
Tom, Mary'ye bir bardak süt uzattı.Tom passed a glass of milk to Mary.
Tom Mary'ye anahtarları uzattı.Tom handed Mary the keys.
Bize yardım eli uzat.Give us a hand.
Onu bana uzat.Pass it to me.