O, kitabı almak için uzandı.He reached out for the book.
O, kanepede uzanıyor.He is lying on the sofa.
O, masadaki şeker için uzandı.He reached out for the sugar that was on the table.
Masanın üzerinden uzandı ve elimi sıktı.He reached across the table and shook my hand.
O, tabancaya uzandı.He reached for the pistol.
Uzun süredir yatakta uzanıyordu.He was lying in bed a long time.
O, yatağa uzandı.He lay down on the bed.
O, bankta uzanıyor.He is lying on the bench.
O, elmaya uzandı.He reached for the apple.
Bütün gün yatakta uzanmaktan başka bir şey yapmadı.He did nothing but lie in bed all day.
Bütün gece uyumadan uzandı.He lay awake all night.
Rahat bir pozisyonda uzandı.He lay down in a comfortable position.
O, masanın üstündeki İngilizce-Japonca sözlüğe uzandı.He reached for an English-Japanese dictionary on the desk.
O, kanepede yanıma uzandı.He sprawled out on the sofa next to me.
O, sözlüğe uzandı.He reached for the dictionary.
O, çimde uzanıyor.He is lying on the grass.
O, kitaba uzandı.He reached for the book.
Çim üzerine uzandı ve uykuya daldı.He lay down on the grass and went to sleep.
O çimin üstüne uzanmıştı.He lay down on the grass.
O hastaydı, bu yüzden tüm gün boyunca yatakta uzandı.He was ill, so he lay in bed all day long.
Uyandığında kendini bir bankın üstünde uzanırken buldu.He woke up to find himself lying on a bench in the park.
Ayağa kalktı ve masadaki şapkasına uzandı.He stood up and reached for his hat on the table.
O ayağa kalktı ve masanın üzerindeki şapkasına uzandı.He stood up and reached for his hat on the table.
Onlar çim üzerinde uzanıyorlardı.They were lying on the grass.
Onların yapay çimin üzerinde uzandıklarını gördüm.I found them lying on the artificial grass.
Onun önünde büyük bir gelecek uzanıyor.A great future lies before her.
O, çantaya uzandı.She reached for the bag.
O benim koluma uzandı.She reached out for my arm.
Bitirdiği an, o, bir şekerleme için uzandı.The moment she'd finished, she lay down for a nap.
Yere uzandı ve kitap okumaya başladı.She lay down on the floor and started reading.
O, çime uzandı.She laid herself on the grass.
Gözleri açık şekilde yatağa uzandı.She lay on the bed with her eyes open.
Yaralı adam, polis oraya varmadan önce caddede uzandı.The injured man lay in the street before the police arrived.
Anne yatakta bebeğinin yanında uzanıyordur.The mother lay beside her baby on the bed.
Çocukken çimin üstünde sırtüstü uzanır beyaz bulutlara bakardım.As a boy, I used to lie on my back on the grass and look at white clouds.
Kendimi koltukta uzanmış bularak uyandım.I awoke to find myself lying on the sofa.
Gözlerin kapalı olarak bir süre bankta uzan.Lie on the bench for a while with your eyes closed.
Raylar yola paralel uzanıyor.The tracks run parallel to the road.
O sırt üstü uzandı.He laid on his back.
Ağacın kök sistemi otuz metre boyunca uzanır.The tree's root system stretches over thirty meters.
Çimlerde uzanmayı seviyorsun.You like laying on the grass.
Tom parayı almak için uzandı.Tom lied about taking the money.
Güneşli bir günde, Tom çimende uzanmayı sever.Tom loves to lie in the grass on a sunny day.
Öğle yemeğimi bitirdiğimde, bir saat uzanacağım.When I have finished my lunch, I will lie down for an hour.
Yüzüstü uzanın.Lie on your stomach.
Uzanabileceğim bir yer var mı?Is there some place I can lie down?
Kapıyı açtığımda onu çıplak buldum, kanapede uzanmıştı.When I opened the door, I found her naked, stretched on the sofa.
Tom TV izleyerek kanepede uzanıyor.Tom is lying on the sofa watching TV.
Tom elma ağacının altında çimin üzerinde uzanıyor.Tom is lying on the grass under an apple tree.
Tom iskelede uzanmış güneşleniyordu.Tom was lying on the pier getting a suntan.
Elbiselerini çıkar ve yatağa uzan!Take off your clothes and lie down on the bed!
Yüz üstü uzanarak uyudum.I slept lying on my face.
Yüzüm üzerinde uzanarak uyudum.I slept lying on my face.
Şapkasını almak için uzandı.She reached out to take his hat.
Dosya uzantısı nedir?What is the file extension?
Bu çime ilk kez uzandım.This is the first time I've ever lain on this grass.
Ben çime uzanamam. Biz kraliyet sarayındayız.I cannot lie on the grass. We are at the royal palace!
Tom üst raftaki sözlüğe uzandı.Tom reached for the dictionary on the top shelf.
Tom ışık anahtarına uzandı ve onu kapattı.Tom reached for the light switch and turned it off.
Mary çantasına uzandı.Mary reached into her bag.