Ana içeriğe geç
Sözlük

uzan ile cümle

uzan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Solgun görünüyorsun. Derhal yatağa uzansan iyi olur.You look pale. You had better lie down in bed at once.
Kyoko, çimde uzanmaktadır.Kyoko is lying on the grass.
Tepenin üstündeki eski kilise on ikinci yüzyıla kadar uzanmaktadır.The old church on the hill dates back to the twelfth century.
Tepenin ardında güzel bir vadi uzanır.A beautiful valley lies behind the hill.
Uzan ve biraz dinlen.Lie down and rest for a while.
Uzanın ve kendinizi rahatlatın.Lie down and make yourself comfortable.
Uzan ve birisine dokun.Reach out and touch someone.
Tom sırtüstü uzandı.Tom lay on his back.
Tom yatakta hasta uzanıyor.Tom is lying ill in bed.
Sorunun nerede uzandığını bilirsin.You know where the problem lies.
Dennis yere uzanıp yattı.Dennis lay flat on the floor.
Biraz kestirmek için uzandım ve iki saatlik bir uykuya daldım.I laid down for a short nap and fell asleep for two hours.
Kanepeye uzanabilir miyim?May I lie on the sofa?
Asker uzanmış ölüyordu.The soldier lay dying.
Asker yatakta acı içinde uzanıyordu.The soldier lay in agony on the bed.
Ada Japonya'nın batısına doğru uzanır.The island lies to the west of Japan.
Çocuk bir parça daha kek için uzandı.The boy reached out for another piece of cake.
Şehir Londra'nın doğusuna uzanmaktadır.The city lies east of London.
O, güneşin altında uzanmış yatıyordu.He was lying asleep in the sun.
Kilise 1173 yılına kadar uzanmaktadır.The church dates back to 1173.
Kaplan kafesin ortasına uzanmıştı.The tiger laid in the middle of the cage.
John kanepeye uzandı.John stretched out on the couch.
Gömleğinizi çıkarın ve uzanın.Remove your shirt and lie down.
Jack raftaki dergi için uzandı.Jack reached out for the magazine on the shelf.
Jim o kadar yorgundu ki uzandı ve uyudu.Jim was so tired that he lay down and slept.
Bu kitap sadece İkinci Dünya Savaşına kadar uzanır.This book only goes down to World War II.
Bu gelenek 12. yüzyıla kadar uzanır.This custom dates back to the 12th century.
Bu yol, kıyıya kadar uzanır.This road extends to the coast.
Bu nehir yüzlerce mil uzanır.This river extends for hundreds of miles.
Bu tapınak 780 yılına kadar uzanır.This temple dates back to 780.
Bu ağacın kökleri derinlere uzanıyor.The roots of this tree go down deep.
Babam TV izlerken uzanıyordu.My father was lying down while watching TV.
Lütfen yüzüstü uzanın.Please lie on your stomach.
Köpek ona doğru uzandığımı görüp havlamaya başladı.The dog, seeing me beyond his reach, began barking.
Park nehre kadar uzanmıştı.The park was extended to the river.
Geniş bir çöl önümüzde uzanıyor.A vast desert lay before us.
Sol tarafına uzan.Lie down on your left side.
En eski Çin yemek çubuklarından bazıları Milattan Önce 1200 yılına kadar uzanmaktadır.Some of the oldest Chinese chopsticks date from 1200 B.C.
Geçen yıl etekler tam dizlerin altına uzandı.Skirts last year reached just below the knees.
Şubelerimiz tüm ülke çapında uzanır.Our branches extend all over the country.
Biz çimlerin üzerinde uzandık.We lay on the grass.
Köpeğim sık sık çimene uzanır.My dog often lies on the grass.
Köpeğimi bahçemizdeki ağacın altında uzanırken buldum.I found my dog lying under the tree in our yard.
Yüzüstü uzandım.I lay on my face.
Bazen çimenlere uzanırım.I sometimes lie on the grass.
Ben sık sık bu bankta uzanırım.I often lie on this bench.
Dinlenmek için uzandım.I lay down to rest.
Yatağımda uzandım.I lay on my bed.
Kan davamız çocukluğumuza kadar uzanır.Our feud traces back to our childhood.
Kadın masadaki bıçağa uzandı.The woman reached for the knife on the table.
Sanırım bir süre uzanacağım.I think I'll lie down for a while.
Çocuk kanepeye uzandı.The boy lay on the sofa.
O neredeyse ayak bileklerine kadar uzanan uzun bir siyah ceket giyiyordu.He was wearing a long black coat that reached almost to his ankles.
Lütfen hareket etmeden yatakta uzanın.Please lie still on the bed.
Araştırma ekibi onu uçurumun dibinde uzanırken buldu.The search party found him lying at the foot of a cliff.
Onu yatakta uzanırken buldum.I found him lying on the bed.
O geldiğinde o parkta uzanıyordu.When he came to, he was lying in the park.
Parlak bir gelecek onun önünde uzanıyor.A brilliant future lay before him.
Ayağa kalktı ve şapkasına uzandı.He stood up and reached for his hat.
O, bir süre uzanıyordu.He was lying down for a while.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod