Ana içeriğe geç
Sözlük

uzaktan ile cümle

uzaktan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Insan kibrinin ne kadar budalaca olduğunu, Dünya'nın fotoğrafına bu kadar uzaktan bakınca görüyoruz.Asi není lepší ukázky pošetilosti lidské ješitnosti než tento vzdálený obrázek našeho malého světa.
Insan kibrinin ne kadar budalaca olduğunu, Dünya'nın fotoğrafına bu kadar uzaktan bakınca görüyoruz.Nie ma lepszego pokazu głupoty ludzkich fanaberii niż to odległe zdjęcie maleńkiego świata.
Insan kibrinin ne kadar budalaca olduğunu, Dünya'nın fotoğrafına bu kadar uzaktan bakınca görüyoruz.Talán nincs jobb mód bemutatni az emberi beképzeltség ostobaságát, mint ez a távoli kép az apró világunkról.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.A keď ho zajali, odviedli a voviedli ho do domu najvyššieho kňaza. A Peter išiel za ním zďaleka.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.A oni javše jej, vedli ho, a uvedli do domu nejvyššího kněze. Petr pak šel za ním zdaleka.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Bấy giờ họ bắt Ðức Chúa Jêsus đem đi, giải Ngài đến nhà thầy cả thượng phẩm. Phi -e-rơ đi theo Ngài xa xa.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Bấy_giờ họ bắt Ðức_Chúa_Jêsus đem đi , giải Ngài đến nhà thầy_cả thượng phẩm . Phi - e-rơ đi theo Ngài xa_xa .
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Dupăce au pus mîna pe Isus, L-au dus şi L-au băgat în casa marelui preot. Petru mergea după El de departe.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Então, prendendo-o, o levaram e o introduziram na casa do sumo sacerdote; e Pedro seguia-o de longe.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.In zgrabijo ga in odženo. In peljejo ga v hišo velikega duhovnika. A Peter je šel oddaleč za njim.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.예수를 잡아 끌고 대제사장의 집으로 들어갈쌔 베드로가 멀찍이 따라가니라
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Le prendieron, le llevaron y le hicieron entrar en la casa del sumo sacerdote. Y Pedro le seguía de lejos
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Megfogván azért õt, elvezeték, és elvivék a fõpap házába. Péter pedig követi vala távol.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Mereka menangkap Yesus dan membawa-Nya ke rumah imam agung. Petrus mengikuti dari jauh
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Og de grebe ham og førte ham bort og bragte ham ind i Ypperstepræstens Hus; men Peter fulgte efter i Frastand.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Pojmawszy go tedy, prowadzili go i przyprowadzili go w dom najwyższego kapłana, a Piotr szedł za nim z daleka.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Så grepo de honom och förde honom åstad in i översteprästens hus. Och Petrus följde efter på avstånd.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Συλλαβοντες δε αυτον, εφεραν και εισηγαγον αυτον εις τον οικον του αρχιερεως. Ο δε Πετρος ηκολουθει μακροθεν.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Взяв Его, повели и привели в домпервосвященника. Петр же следовал издали.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.И като Го хванаха, заведоха Го, и въведоха Го в къщата на първосвещеника. А Петър вървеше подире издалеч.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.Узявши ж Його, повели, й приведи Його в двір архиєрейський. Петр же йшов слідом оддалеки.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.ויתפשו אותו ויוליכהו ויביאהו בית הכהן הגדול ופטרוס הלך אחריו מרחוק׃
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.فأخذوه وساقوه وادخلوه الى بيت رئيس الكهنة واما بطرس فتبعه من بعيد.
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.他 們 拿 住 耶 穌 、 把 他 帶 到 大 祭 司 的 宅 裡 . 彼 得 遠 遠 的 跟 著
İsayı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.他 們 拿住 耶穌 、 把 他 帶到 大 祭司 的 宅裡 . 彼得遠遠 的 跟著
K1a1b1 haplotipini paylaştığımızı gösterdi. Bu da uzaktan akraba olduğumuzu gösteriyordu.Haplotip K1a1b1a - kar je pomenilo, da sva v daljnem sorodu.
K1a1b1 haplotipini paylaştığımızı gösterdi. Bu da uzaktan akraba olduğumuzu gösteriyordu.- haplotype K1a1b1a - o que significava que éramos aparentados remotamente.
K1a1b1 haplotipini paylaştığımızı gösterdi. Bu da uzaktan akraba olduğumuzu gösteriyordu.le haplotype K1a1b1a, ce qui signifiait que nous étions des cousins éloignés.
K1a1b1 haplotipini paylaştığımızı gösterdi. Bu da uzaktan akraba olduğumuzu gösteriyordu.-τον απλότυπο K1a1b1a- που σήμαινε ότι ήμασταν μακρινοί συγγενείς.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.A uvideli ho zďaleka, a prv ako sa k ním priblížil, úkladili proti nemu, aby ho zabili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Các anh thấy chàng đi ở đàng xa, chưa đến gần, thì đã lập mưu để giết chàng.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Các anh thấy chàng đi_ở đàng xa , chưa đến gần , thì đã lập_mưu để giết chàng .
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Cuando ellos lo vieron desde lejos, antes de que se acercase, actuaron engañosamente contra él para matarle
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Dari jauh mereka telah melihat Yusuf, dan sebelum ia sampai kepada mereka, mereka sepakat untuk membunuh dia
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.De så ham langt borte, og før han kom nær til dem, la de op råd om å drepe ham.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Ei l-au zărit de departe, şi pînă să se apropie de ei, s'au sfătuit să -l omoare.``
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Eles o viram de longe e, antes que chegasse aonde estavam, conspiraram contra ele, para o matarem,
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Essi lo videro da lontano e, prima che giungesse vicino a loro, complottarono di farlo morire
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Ils le virent de loin; et, avant qu`il fût près d`eux, ils complotèrent de le faire mourir.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.I ujrzeli go z daleka, a pierwej niż do nich przyszedł, radzili o nim, aby go zabili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.요셉이 그들에게 가까이 오기 전에 그들이 요셉을 멀리서 보고 죽이기를 꾀하여
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Kteřížto, jakž ho uzřeli zdaleka, prvé než k nim došel, ukládali o něm, aby jej zahubili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Kun he kaukaa näkivät hänet ja ennenkuin hän saapui heidän luokseen, pitivät he neuvoa tappaaksensa hänet.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Maar toen zij hem zagen aankomen, besloten zij hem te doden!
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Men da de så ham langt borte, før han endnu var kommet hen til dem, lagde de Råd op om at dræbe ham
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Mikor távolról megláták, minekelõtte közel ért volna hozzájok, összebeszélének, hogy megölik.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.När de nu på avstånd fingo se honom, innan han ännu hade hunnit fram till dem, lade de råd om att döda honom.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Oni pa ga zagledajo oddaleč, in ko ni bil še prišel do njih, so skovali zvijačo zoper njega, da ga usmrte.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Οι δε ιδοντες αυτον μακροθεν, πριν πλησιαση εις αυτους, συνεβουλευθησαν κατ' αυτου να φονευσωσιν αυτον.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.А те, като го видяха от далеч, доде още не беше се приближил при тях, сговориха се против него да го убият.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.И увидели они его издали, и прежде нежели он приблизился к ним, стали умышлять против него, чтобы убить его.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.ויראו אתו מרחק ובטרם יקרב אליהם ויתנכלו אתו להמיתו׃
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.فلما ابصروه من بعيد قبلما اقترب اليهم احتالوا له ليميتوه.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.他 們 遠 遠 的 看 見 他 、 趁 他 還 沒 有 走 到 跟 前 、 大 家 就 同 謀 要 害 死 他
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.他 們遠遠 的 看見 他 、 趁他 還沒 有 走到 跟前 、 大家 就 同 謀要 害死 他
Kayalık bayırlardan Lübnanın karı hiç eksik olur mu? Uzaktan akan soğuk sular hiç kesilir mi?Acaso desaparece a neve do Líbano dos penhascos do Siriom? Serão esgotadas as águas frias que vêm dos montes?
Kayalık bayırlardan Lübnanın karı hiç eksik olur mu? Uzaktan akan soğuk sular hiç kesilir mi?Ali zapusti sneg na Libanonu skalo na planjavi? Se li morejo posušiti mrzle vode, oddaleč šumljajoče?
Kayalık bayırlardan Lübnanın karı hiç eksik olur mu? Uzaktan akan soğuk sular hiç kesilir mi?Elhagyja-é a mezõség szikláját a Libanon hava? Vajjon kiszáríthatók-é a felfakadó, csörgedezõ, hullámzó vizek?
Kayalık bayırlardan Lübnanın karı hiç eksik olur mu? Uzaktan akan soğuk sular hiç kesilir mi?Forlader Libanons Sne den Almægtiges klippe, eller udtørres Bjergenes kølige, rislende Vande,
Kayalık bayırlardan Lübnanın karı hiç eksik olur mu? Uzaktan akan soğuk sular hiç kesilir mi?레바논의 눈이 어찌 들의 반석을 떠나겠으며 원방에서 흘러 내리는 찬물이 어찌 마르겠느냐
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod