Ana içeriğe geç
Sözlük

uz ile cümle

uz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Hiçbir yaratık uzayda yaşayamaz.No creature whatsoever can live in space.
Para üzerine inşa edilmiş ilişkiler para bittiğinde sona erecektir.Relationships built on money will end when the money runs out.
Hükümetlerimiz insan nüfusu içinde yaşayan uzaylılar haline geldi.Our governments have become space aliens living among a human population.
Onu söylediğini duymak beni üzüyor.It saddens me to hear you say that.
Uzayda hiç kimse senin çığlığını duyamaz.In space, no one can hear you scream.
Sensiz üzgünüm.I'm sad without you.
Biz ne kadar uzaktayız?How far away are we?
Omzumun üzerinde baskı hissettim ve geri döndüm.I felt pressure on my shoulder and turned around.
Sana açıklamak çok uzun sürer.It would take too long to explain to you.
Ağacın kök sistemi otuz metre boyunca uzanır.The tree's root system stretches over thirty meters.
Göl donmuştu ama buzun üzerinde yürümek için yeterince güçlü olduğundan emin değilim.The lake has frozen over but I'm not sure the ice is strong enough to walk on.
Onun uzun saçı tamamen ıslaktı.Her long hair was completely wet.
Hiç kimse benim küçük kazama gülmedi ve herkes biraz üzgün görünüyordu.No one laughed at my little accident and everyone seemed a little sad.
Bu duvar o duvardan daha uzundur.This wall is taller than that one.
O, uzakta yaşamıyor.He doesn't live far away.
Bir cetvelle on iki inç uzunluğa kadar bir şeyi ölçebilirsiniz.A ruler can measure something up to twelve inches in length.
Bir zeytin dalı uzatmak bir füze fırlatmaktan daha iyi.Better to extend an olive branch than launch a missile.
“Karaokeye gitmek ister misin?” “Üzgünüm, daha sonra.”"Wanna go karaoke?" "Sorry, later."
"Cep telefonumu gördün mü?" "Masanın üzerinde!""Seen my cell phone?" "On the table!"
Mutlu ya da üzgün olup olmadığıma karar veremiyorum.I can't decide if I'm happy or sad.
Eldivenlerini ona uzattım.I handed her her gloves.
Çimlerde uzanmayı seviyorsun.You like laying on the grass.
Uzayda, bütün savaşçılar soğuk savaşçılardır.In space, all warriors are cold warriors.
Ne yazık ki üzerimde o kadar çok param yok.Unfortunately, I don't have so much money on me.
Bu otel rehber kitabın verdiği dört yıldızı hak etmekten uzaktır.This hotel is far from deserving the four stars the guidebook gives it.
Böyle bir uzun mektup yazdığım için üzgünüm. Kısa yazmak için vaktim yoktu.I am sorry to write such a long letter. I didn't have time to write a short one.
Almanya'yı harita üzerinde saptayamıyorum bile! Utanıyorum!I'm not even capable of pinpointing Germany on a map! I'm ashamed!
İlk randevuda, hassas konulardan uzak durmak en iyisidir.On a first date, it's best to steer clear of touchy subjects.
Adanın uzak tarafında güzel mavi bir gölcük bulduk.We found a beautiful, blue lagoon on the far side of the island.
Biz plan üzerine onunla konuştuk.We talked the plan over with him.
Bir uçak dağ üzerinden uçtu.An airplane had flown over the mountain.
Çek o boktan ellerini üzerimden, seni göt kafa!Take your fucking hands off me, you bastard!
Lütfen duyma uzaklığında kal.Please stay within earshot.
Keman ve piyano arasındaki fark nedir? Piyano daha uzun süre yanar.What's the difference between a violin and a piano? A piano burns longer.
Onun o kadar üzerinde titrememelisin. O bağımsız olmayı öğrenmeli.You shouldn't coddle her so much. She needs to learn to be independent.
Yağmur şehrin üzerine usul usul dökülüyor.It rains softly on the city.
Akşam yemeğine oturmak üzereyiz.We are about to sit down to dinner.
Ülkenin ekonomisi çökmek üzeredir.The country's economy is about to collapse.
Kartal yere inmek üzere.The eagle is about to land.
Bugün sıcaklık donma noktasının üzerinde.The temperature is above freezing today.
Gerçekten üzgünüm.I'm really sorry.
Mary Tom kadar uzundur.Mary is as tall as Tom is.
Ondan on dakika uzaklıkta yaşıyoruz.We live ten minutes away from him.
Asker uzaklaşıyor.The soldier is going away.
Gıdaları bakterilerden uzak tutmalıyız.We need to keep bacteria out of food.
Tom gergin bir ip üzerinde dengesini sağlamaktadır.Tom is balancing on a tightrope.
Bir kesik kanıyorsa, üzerine baskı uygula.If a cut is bleeding, put pressure on it.
Benim evimden sizinkine olan uzaklık iki kilometredir.The distance from my home to yours is two kilometers.
Öğretmen bu proje üzerindeki işi bölmemizi istiyor.The teacher wants us to divide the work on this project.
Bilim adamları deneyleri üzerinde çalıştı.The scientists worked on their experiment.
Onlar daha fazla araştırma yapmak için bir tıp uzmanı istedi.They asked a medical expert to do more research.
Çevre dostu teknolojide bir uzmana ihtiyacımız var.We need an expert in green technology.
Bir doktor tıp alanında uzmandır.A doctor is an expert in medicine.
Son teslim tarihini iki hafta uzatabilir miyiz?Can we extend the deadline by two weeks?
Bir zürafa yiyeceğini almak için boynunu uzatır.A giraffe extends its neck to get food.
Bir astronot uzayda yüzebilir.An astronaut can float in space.
Yol on milin üzerinde düzdür.The road is straight for over ten miles.
Okul evimden beş kilometre uzaklıktadır.The school is five kilometers from my home.
Genetik mühendisliğini insanlar üzerinde kullanmalı mıyız?Should we use genetic engineering on people?
Oprah Winfrey'in kendi fanatikleri üzerinde büyük bir etkisi vardır.Oprah Winfrey has great influence over her fans.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod