üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,följa de överenskomna arbetstiderna
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,noudattaa sovittuja työaikoja
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,соблюдать установленное время работы
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,إحترام أوقات العمل المتفق عليها
üzerinde uzlaşılan iş saatlerine uyma,遵守上级做出的规定; 与用人单位一起抵制不当竞争;
Ve bu, benim düşünceme göre yumuşak gücün bir örneğidir çünkü onları bize uymaya ikna edebildik.A to je, dle mého názoru, příklad měkké síly. Protože jsme byli schopni je přesvědčit museli jít s námi.
Ve bu, benim düşünceme göre yumuşak gücün bir örneğidir çünkü onları bize uymaya ikna edebildik.제가 생각하기에 이것이 소프트 파워(강제력을 사용하지 않고 자발적으로 상대가 동의하도록 만드는 힘)의 한 예라고 생각하는데, 그 이유는 그들이 우리와 반드시 함께하도록
Ve bu, benim düşünceme göre yumuşak gücün bir örneğidir çünkü onları bize uymaya ikna edebildik.И это, на мой взгляд, пример мирной силы потому что нам удалось убедить их идти с нами в одном направлении.
Ve bu, benim düşünceme göre yumuşak gücün bir örneğidir çünkü onları bize uymaya ikna edebildik.וזו לדעתי דוגמה לעוצמה רכה, כי הצלחנו לשכנע אותם
Ve bu, benim düşünceme göre yumuşak gücün bir örneğidir çünkü onları bize uymaya ikna edebildik.و هذا في رأيي هو مثال للسلطة المرنة, لأنه أمكننا أن نقنعهم بضرورة
Ve bu, benim düşünceme göre yumuşak gücün bir örneğidir çünkü onları bize uymaya ikna edebildik.私の見解では これこそがソフトパワーの実例なのです 私達は彼らに対して
Ve bu durum uyma baskısını aşırı derecede düşürdüDette nedsćtter presset til at følge gruppen.
Ve insanların anlaması gerçekten önemliydi çünkü eğer ki bu yasalara uymazlarsa cezaları çok ciddiydi.Asadar toate legile sunt scrise dupa tiparul "daca faci asta...", "daca nu-ti asculti parintii...",
Ve insanların anlaması gerçekten önemliydi çünkü eğer ki bu yasalara uymazlarsa cezaları çok ciddiydi.En het was echt belangrijk dat mensen begrepen omdat als zij brak deze wetten de straffen waren echt serieus.
Ve insanların anlaması gerçekten önemliydi çünkü eğer ki bu yasalara uymazlarsa cezaları çok ciddiydi.그리고 사람들이 이를 이해하는 것이 매우 중요했던 이유는 그들이 이 법을 어기면 그에 대한 처벌은 매우 엄중했기 때문입니다.
Ve insanların anlaması gerçekten önemliydi çünkü eğer ki bu yasalara uymazlarsa cezaları çok ciddiydi.И для народа было очень важно их понять, потому что за нарушение этих законов следовали суровые наказания.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı.A má slova měla často určitý důraz, který do věty moc dobře nepasoval.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."Dan kata-kata saya sering punya penekanan khusus yang tidak terlalu pas dalam sebuah kalimat.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."E as minhas palavras tinham frequentemente uma determinada ênfase que não encaixava bem numa frase.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."E le miei parole avevano spesso un'enfasi particolare che non si sposava molto bene con le frasi.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."És a szavaimnak gyakran különleges nyomatéka volt, amik nem illettek jól egy mondatba.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."Et mes mots avaient aussi souvent une emphase particulière qui ne se collait pas assez bien dans une phrase.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı.그리고 제 말투에는 특히 강한 발음을 할 때가 있는데요. 그게 문장 전체를 읽을 때는 잘 맞지 않았습니다.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."Meine Wörter hatten oft besondere Betonungsmuster, die nicht richtig in einen Satz passten.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."Și cuvintele mele aveau de multe ori un anumit accent care nu se potrivea prea bine într-o propoziție.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."Vaak hadden mijn woorden een bepaalde klemtoon die niet goed genoeg in de zin paste.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."Và các từ tôi nói thường được nhấn mạnh đặc biệt nên chúng không phù hợp lắm khi ở cùng một câu.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."Y mis palabras a menudo tenían un énfasis especial que no se ajustaba bien en una frase.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."Και τα λόγια μου συχνά είχαν μια συγκεκριμένη έμφαση που δεν ταίριαζε αρκετά καλά στην πρόταση.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."А и думите ми често имаха особена интонация, която не звучеше много добре в изречение.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."И мои слова часто имели определённое ударение, которое плохо вписывалось в обычную фразу.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı."ולמילים שלי לרוב היה דגש מסויים שלא התאים למשפט מספיק טוב.
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı.وكانت كلماتي تعطي انطباعاً بانها غير مندمجة مع الجملة بصورة صحيحة
"Ve kelimelerimin genelde bir cümleye yeterince uymayan vurguları vardı.文の中に 自然に収まらないのです この声をお聞かせします
Ve kendisini ifade ederken bazen kurallara uyması, bazen bunları yok sayması.Et alors c'était une bonne volonté de permettre ou de renoncer, dans un sens, le contrôle de la signification.
Ve kuşlar gibi, hala coşku doluyuz, yaptığımız şeyi mekana uyması için değiştirmiş olsak bile.A stejně jako u ptáků radost přetrvává, přestože jsme se přizpůsobili kontextu.
Ve kuşlar gibi, hala coşku doluyuz, yaptığımız şeyi mekana uyması için değiştirmiş olsak bile.I jak u ptaków, radość wciąż tam jest nawet mimo że robimy co innego pasującego do kontekstu.
Ve kuşlar gibi, hala coşku doluyuz, yaptığımız şeyi mekana uyması için değiştirmiş olsak bile.그리고 새들과 같이, 그것들이 주는 즐거움이 아직 있습니다. 우리에게 주어진 상황에 우리가 맞추어 변화 해야 할지라도 말이죠.
Ve kuşlar gibi, hala coşku doluyuz, yaptığımız şeyi mekana uyması için değiştirmiş olsak bile.Net zoals bij vogels is het plezier er nog steeds, ook al passen we wat we doen aan aan de context.
Ve kuşlar gibi, hala coşku doluyuz, yaptığımız şeyi mekana uyması için değiştirmiş olsak bile.И, как и у птиц, радость все равно остается, как бы мы не меняли то, что делаем, чтобы вписаться в контекст.
Ve kuşlar gibi, hala coşku doluyuz, yaptığımız şeyi mekana uyması için değiştirmiş olsak bile.І, як і в птахів, радість залишається, як би ми не змінювали те, що створюємо, щоб вписатися в контекст.
Ve kuşlar gibi, hala coşku doluyuz, yaptığımız şeyi mekana uyması için değiştirmiş olsak bile.וכמו הציפורים, ההנאה עדיין שם, למרות ששינינו את מה שאנחנו עושים כדי שזה יתאים להקשר.
Ve kuşlar gibi, hala coşku doluyuz, yaptığımız şeyi mekana uyması için değiştirmiş olsak bile.و مثل الطيور، بهجة العيش مازالت موجودة، حتى ولو غيَّرنا ما نفعله لنتكيف مع محيطنا.
Ve kuşlar gibi, hala coşku doluyuz, yaptığımız şeyi mekana uyması için değiştirmiş olsak bile.鳥と同じく 私達も喜びを変わらず 持ち続けています ありがとうございました
Veri, diske uymadı.Az adatok nem fértek fel a lemezre.
Veri, diske uymadı.Dane nie zmieściły się na płycie
Veri, diske uymadı.Data ei mahtunut levylle.
Veri, diske uymadı.Data fick inte plats på skivan.
Veri, diske uymadı.Data havde ikke plads nok på disken.
Veri, diske uymadı.Data se nevešla na disk.
Veri, diske uymadı.Datele nu încap pe disc.
Veri, diske uymadı.Die Daten passten nicht auf das Medium.
Veri, diske uymadı.Gegevens pastten niet op de schijf.
Veri, diske uymadı.I dati non andavano bene sul disco.
Veri, diske uymadı.데이터가 디스크에 적합하지 않습니다.
Veri, diske uymadı.Les données n'étaient pas adaptées au disque.
Veri, diske uymadı.Los datos no cupieron en el disco.
Veri, diske uymadı.Os dados não couberam no disco.
Veri, diske uymadı.Τα δεδομένα δε χώρεσαν στο δίσκο.
Veri, diske uymadı.Дані не умістилися на диск.