Ana içeriğe geç
Sözlük

uyma ile cümle

uyma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Nepáči sa nám, že to musíme robiť, ale musíme sa riadiť predpismi."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Nu ne place să o facem, dar trebuie să urmăm procedura."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Odiamo farlo ma dobbiamo seguire la procedura."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Odiamos tener que hacerlo, pero tenemos que seguir el procedimiento".
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""On déteste cela mais on doit suivre la procédure."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Strasznie nam przykro, ale musimy przestrzegać procedury."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Utáljuk megtenni mindezt, de követnünk kell az eljárást."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Vi hader at gøre det, men vi skal følge proceduren."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Vi önskar att vi slapp, men vi måste följa regelverket."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""We vinden het vreselijk om te doen, maar we moeten de procedures volgen"
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Wir tun es sehr ungern, aber müssen die Prozeduren einhalten."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Δεν μας αρέσει να το κάνουμε αυτό, αλλά πρέπει να ακολουθούμε τη διαδικασία."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Ми ненавидимо це робити, але маємо керуватися усталеною процедурою".
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Нам не нравится это делать, но мы должны следовать установленной процедуре".
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""Съжаляваме, че го правим, но трябва да следваме разпоредбите."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""אנו לא אוהבים לעשות זאת, אך אלה הנהלים."
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli.""نحن نكره القيام بهذا ولكن لدينا إجراءات يجب إتباعها".
"Nefret ediyoruz, ama kurallara uymamız gerekli."こういった事はどうして起こるのでしょうか?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Aber sie sind nicht alle dem Evangelium gehorsam. Denn Jesaja sagt: "HERR, wer glaubt unserm Predigen?"
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Aleć nie wszyscy posłuszni byli Ewangielii; albowiem Izajasz mówi: Panie! któż uwierzył kazaniu naszemu?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Ale ne všickni uposlechli evangelium. Nebo Izaiáš praví: Pane, kdo uvěřil kázání našemu?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Ale nie všetci poslúchli evanjelium. Lebo Izaiáš hovorí: Pane, kto uveril našej zvesti?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Dar nu toţi au ascultat de Evanghelie. Căci Isaia zice: ,Doamne, cine a crezut propovăduirea noastră?`
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Dog ikke alle løde Evangeliet; thi Esajas siger: "Herre! hvem troede det, (han hørte af os?")
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››그러나 저희가 다 복음을 순종치 아니하였도다 이사야가 가로되 주여 우리의 전하는 바를 누가 믿었나이까 하였으니
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Mais tous n`ont pas obéi à la bonne nouvelle. Aussi Ésaïe dit-il: Seigneur, Qui a cru à notre prédication?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Ma non tutti hanno obbedito al vangelo. Lo dice Isaia: Signore, chi ha creduto alla nostra predicazione
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Mas nem todos deram ouvidos ao evangelho; pois Isaías diz: Senhor, quem deu crédito � nossa mensagem?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Men ikke alle var lydige mot evangeliet. For Esaias sier: Herre! hvem trodde vel det han hørte av oss?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Pero no todos obedecieron el evangelio, porque Isaías dice: Señor, ¿quién ha creído a nuestro mensaje
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Αλλα δεν υπηκουσαν παντες εις το ευαγγελιον. Διοτι ο Ησαιας λεγει Κυριε, τις επιστευσεν εις το κηρυγμα ημων;
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Но не все послушались благовествования. Ибо Исаия говорит: Господи! кто поверил слышанному от нас?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Та не всї послухали благовістя. Ісаїя бо глаголе: Господи, хто увірував голосу нашому?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››אך לא כלם שמעו לקול הבשורה כי ישעיהו אמר יהוה מי האמין לשמעתנו׃
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››لكن ليس الجميع قد اطاعوا الانجيل لان اشعياء يقول يا رب من صدق خبرنا.
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››只 是 人 沒 有 都 聽 從 福 音 . 因 為 以 賽 亞 說 、 『 主 阿 、 我 們 所 傳 的 有 誰 信 呢 。
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››只是 人沒 有 都 聽從 福音 . 因為 以 賽亞說 、 『 主阿 、 我們所傳 的 有誰信 呢 。
O da Linux topluluğunun çalışmasına uymayan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli değildi.A jemu se nechtělo přijmout něco, co nemohlo fungovat tak, jako fungovala sama Linuxová komunita.
O da Linux topluluğunun çalışmasına uymayan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli değildi.Hij wilde niets gebruiken dat niet werkte zoals de Linux-gemeenschap werkte.
O da Linux topluluğunun çalışmasına uymayan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli değildi.라이너스는 리눅스 사회가 일해왔던 방식으로 운영되지 않는 어떤 체제에도 의존하지 않으려고 했습니다.
O da Linux topluluğunun çalışmasına uymayan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli değildi.Nie miał zamiaru przyjąć czegoś, co nie działałoby jak społeczność linuksowa.
O da Linux topluluğunun çalışmasına uymayan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli değildi.והוא לא התכוון לאמץ שום דבר שלא עבד כמו שקהילת הלינוקס עבדה.
O da Linux topluluğunun çalışmasına uymayan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli değildi.هو لم يكن ليعتمد على شي لن يعمل على طريقه مجتمع لينكس في العمل.
O da Linux topluluğunun çalışmasına uymayan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli değildi.採用したくなかったのです このような決断が いかに大きなものか
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'Aku - " Oh, jangan repot-repot AKU, "kata Duchess, 'Aku tidak pernah bisa mematuhi angka! "
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - 'Åh, ikke genere mig, "sagde hertuginden," jeg aldrig kunne overholde tal! '
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - Och, nie przeszkadza mi to powiedział księżnej; "I Nigdy nie znosił dane! "
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - " Oh, geen ME moeite, 'zei de hertogin,' I nooit zou kunnen vertoeven cijfers! '
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - 'Oh, não me incomoda ", disse a Duquesa," eu nunca poderia cumprir figuras! "
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - 'Oh, ne me dérange pas, dit la duchesse; "Je n'a jamais pu respecter les chiffres!
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - " Oh, ne moti me, "je dejal Duchess; sem nikoli ne bi upošteval podatke! '
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - ¡Oh, no me molesta ", dijo la duquesa," I no podía tolerar cifras! "
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - " Oh, non mi preoccupa, 'disse la Duchessa,' Io Non poteva sopportare figure! '
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - " Oh, nu mă deranjează ", a spus ducesa;" I nu ar putea niciodată să respecte cifrele! "
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - 'Oh, stört mich nicht ", sagte die Herzogin," ich nie ertragen konnte Zahlen! "
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - "Ồ, không bận tâm ME, cho biết nữ công tước, tôi không bao giờ có thể tuân thủ các con số! '
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - "Ó, nem zavar," mondta a hercegnő, "I Soha nem tudta betartani a számok!
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - " Ω, δεν με ενοχλεί ", είπε η Δούκισσα? 'I Ποτέ δεν θα μπορούσε να τηρήσει τα στοιχεία!
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I - "О, не ме притеснява", каза херцогинята; " никога не можеше да понася цифри! "
- 'Oh, ME zahmet etmeyin, "dedi Düşesi,' Ben rakamlar uymayı asla! 'I -- 'آه ، لا تزعجني" ، وقالت دوقة ؛ 'لي لا يمكن أبدا أن تلتزم الأرقام!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod