Paten yapmak için güçlü uyluk kaslarının olması gerekir.You need to have strong thigh muscles to skate.
İnsanın uyluk kemiği betondan daha serttir.The human femur is tougher than concrete.
Tom uyluklarında kabile dövmelerine sahip.Tom has tribal tattoos on his thighs.
Bir bikini için, uylukların üstünde ve göbeğin altında kıl olurdu.For a bikini, it would be hair at the top of the thighs and under the navel.
Femur sözcüğü, uyluk sözcüğünün Latince’sidir.Latina is the feminine form of the term Latino.
Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum. Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.You'll just have to hold on.
Onu ince ayak, düz bacak ve uyluk titreyerek, demesnes ki orada komşu yalan,By her fine foot, straight leg, and quivering thigh, And the demesnes that there adjacent lie,
Sol uyluk kemigi, sol kalca kemigi, orada bir tane daha var.In the left femur, the left thigh bone, there's another one. I had one.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.He moves his tail like a cedar. The sinews of his thighs are knit together.
Ayrıca, ameliyat uyluk germe gibi ek ameliyatları içerecek şekilde genişletilebilir.The traditional lower body lift targeted the upper thighs as well as the buttocks and abdomen.
Uyluk kemiğiFemur
Uyluk suda geri çekildiğinde, alt bacak öne eğilme eğilimindedir.When the thigh is pulled back in the water, the lower leg tends to bend forward.
Fosiller arasında bir kafatası, omurlar, bir sağ ilium ve sağ uyluk kemiği bulunur.The fossils include a skull, vertebrae, a right ilium and the right femur.
Uyluklardaki kas ağrıları yürüdükçe ağrı verir.Mit Muskelkater in den Oberschenkeln schmerzt das Gehen.
Çıkık kalça: Uyluk başı yuva dışında olduğu durumdur.Descripción: Hallado sin vida afuera del domo.
Femur sözcüğü, uyluk sözcüğünün Latince’sidir.Personifikace jsou ženy, poněvadž v latině jsou slova v ženském rodu.
Erişkinlerin, üreme mevsimde beyaz uyluk yamaları vardır.Bolnavii mănâncă de asemenea de frupt alb în zilele de post.
Femur veya uyluk kemiği, memelilerin vücutlarındaki en uzun, en hacimli ve en güçlü kemiktir.Reisiluu (lat. femur) on ihmiskehon pisin ja vahvin luu.
Âdetin ilk birkaç günü karın, sırt veya üst uylukta ağrılı kramplar oldukça yaygındır.월경 시작 후 처음 며칠 동안은 일반적으로 복부나 등, 또는 허벅지 윗부분에서 월경통이 느껴지게 된다.
Femur veya uyluk kemiği, memelilerin vücutlarındaki en uzun, en hacimli ve en güçlü kemiktir.עצם הירך או קוּלִית (TA: Femur ;Os femoris) היא העצם הגדולה והחזקה ביותר בגוף האדם.
Femur veya uyluk kemiği, memelilerin vücutlarındaki en uzun, en hacimli ve en güçlü kemiktir.Bedrena kost (lat. femur) natkoljenična kost je najduža i najjača kost u ljudskom tijelu.
İki elinle. Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum. Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.Tulet kuntoon
İki elinle. Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum.Z obema rokama.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.(40:12) Il plie sa queue aussi ferme qu`un cèdre; Les nerfs de ses cuisses sont entrelacés;
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.( 40 : 12 ) Nó cong đuôi nó như cây bá hương ; Gân đùi nó tréo xỏ - rế .
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.(40:12) Nó cong đuôi nó như cây bá hương; Gân đùi nó tréo xỏ-rế.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.(40:12) поворачивает хвостом своим, как кедром; жилы же на бедрах его переплетены;
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Dříví stín dávající stínem svým jej přikrývá, a vrbí potoční obkličuje jej.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Ele enrija a sua cauda como o cedro; os nervos das suas coxas são entretecidos.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.fedezi õt a lótuszfák árnyéka, [és] körülveszik õt a folyami fûzfák.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Ia menegakkan ekornya seperti pohon aras, otot-otot pahanya kokoh dan keras
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.in de schaduw van de wilgen aan de waterkant.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Îşi îndoaie coada tare ca un cedru, şi vinele coapselor lui sînt întreţăsute.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.그 꼬리 치는 것은 백향목이 흔들리는 것같고 그 넓적다리 힘줄은 서로 연락되었으며
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Lootuspensaat peittävät sen varjoonsa, puron pajut ympäröivät sitä.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Lotusbuskene giver den Tag og Skygge, Bækkens Pile yder den Hegn.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Lotusbusker gir den tak og skygge, piletrærne ved bekken omgir den.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Lotusträd giva honom tak och skugga, pilträd hägna honom runt omkring.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Ohýba svojím ohonom ako chce, hoci je ako cedra; žily jeho stehien sú spletené jako haluzi.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Pone su cola tensa como un cedro, y los nervios de sus muslos están entretejidos
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Pregiblje rep kakor cedro, kite na bedru so mu gosto spletene.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Rizza la coda come un cedro, i nervi delle sue cosce s'intrecciano saldi
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Rusza ogonem swoim, jako chce, choć jest jako drzewo cedrowe; żyły łona jego są powikłane jako latorośli.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Sein Schwanz streckt sich wie eine Zeder; die Sehnen seiner Schenkel sind dicht geflochten.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Υψονει την ουραν αυτου ως κεδρον τα νευρα των μηρων αυτου ειναι συμπεπλεγμενα.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Клати опашката си като кедър; Жилите на бедрата му са сплотени.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.יחפץ זנבו כמו ארז גידי פחדו ישרגו׃
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.يخفض ذنبه كارزة. عروق فخذيه مضفورة.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.他 搖 動 尾 巴 如 香 柏 樹 . 他 大 腿 的 筋 互 相 聯 絡
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.他 搖動 尾巴 如 香柏樹 . 他 大腿 的 筋互相 聯絡
O gün sol uyluk kemiğimi kırmıştım --Ese día me quebré el fémur izquierdo
O gün sol uyluk kemiğimi kırmıştım --그 날 결국 대퇴골이 부러졌고 -
O gün sol uyluk kemiğimi kırmıştım --Tulang paha kiri saya patah pada hari itu --
O gün sol uyluk kemiğimi kırmıştım --Złamałem lewą kość udową, największą w naszym ciele.
O gün sol uyluk kemiğimi kırmıştım --שברתי את עצם הירך השמאלית שלי באותו יום -
O gün sol uyluk kemiğimi kırmıştım --لقد كسرت عظم فخذي حينها
O gün sol uyluk kemiğimi kırmıştım --人間の体で一番大きい骨です -
Onu ince ayak, düz bacak ve uyluk titreyerek, demesnes ki orada komşu yalan,A lány szép lábát, egyenes lábbal, és a reszkető combok, és a demesnes, hogy a szomszédos hazugság,
Onu ince ayak, düz bacak ve uyluk titreyerek, demesnes ki orada komşu yalan,By ją dobrze nogi, nogi proste, i uda drżące, I demesnes, że leżą obok,
Onu ince ayak, düz bacak ve uyluk titreyerek, demesnes ki orada komşu yalan,Chân tốt, chân thẳng, và đùi run rẩy, các demesnes rằng có nằm liền kề,