Şu anda terminolojiye ayak uydurmaya çalışıyoruz.Al momento stiamo cercando di tenerci aggiornati con la nomenclatura.
Şu anda terminolojiye ayak uydurmaya çalışıyoruz.Estamos a tentar atualizar a nomenclatura, neste momento.
Şu anda terminolojiye ayak uydurmaya çalışıyoruz.Intentamos mantenernos al día con la nomenclatura de estos momentos.
Tamamen uydurmaca. (Alkışlar) 53 farklı ülkeden oluşmaktadır.Es ist aus - (Applaus) es besteht aus 53 verschiedenen Ländern.
Tamamen uydurmaca. (Alkışlar) 53 farklı ülkeden oluşmaktadır.L'Afrique est composée... (Applaudissements) est composée de 53 pays différents.
Tamamen uydurmaca. (Alkışlar) 53 farklı ülkeden oluşmaktadır.Składa się -- (Śmiech) składa się z 53 różnych krajów.
Tamamen uydurmaca.È costituita... (Applausi)
Tamamen uydurmaca.Este alcătuită -- (Aplauze)
Tamamen uydurmaca.아프리카는 --
Tamamen uydurmaca.Pozostáva z... (Potlesk)
Tamamen uydurmaca.Αποτελείται... (Χειροκρότημα)
Tamamen uydurmaca.Она состоит... (Аплодисменты)
Tamamen uydurmaca.Тя е съставена... (Аплодисменти)
Tamamen uydurmaca.היא מורכבת
Tamamen uydurmaca.انها تتكون --
Tamamen uydurmaca.(拍手)
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.Učia sa na skutočnom obsahu, ktorý je vo svojej podstate zaujímavý.
Uydurma biri olsun. Bil, diyelim. -- nie wiem, pozwólcie, że stworzę nową postać - niż Bill.
Uydurma biri olsun.lo so, fammi inventare un personaggio fittizio --- di Bill.
Uydurma biri olsun.בואו נמציא דמות בדיונית --
Uydurma biri olsun.اعلم، دعوني احاول ايجاد شخصية--
Uydurma bir kelimedir, 'Mediactive'.É uma palavra inventada, "Mediactive".
Uydurma bir kelimedir, 'Mediactive'.Πρόκειται για ένα έτοιμα λέξη, "Mediactive".
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.Anstatt mit erfundenen Sätzen zu lernen, lernt man mit echten Inhalten, was schon an sich interresant ist.
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.Az emberek valós tartalommal tanulnak, ami természeténél fogva érdekes.
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.Em vez de aprenderem com frases feitas, as pessoas aprendem com um conteúdo real, que é interessante.
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.꾸며서 만든 문장과는 달리 실제 컨텐츠를 사용하니까 본질적으로 더 흥미가 있지요.
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.Na rozdíl od vymyšlených vět z učebnic, lidé se učí na skutečném obsahu, který je zajímavější.
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.Ngược lại với học bằng những câu nghĩ ra, người ta học với nội dung thật, những câu thực sự thú vị.
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.За разлика от обучението с измислени изречения, хората се учат с реален материал, което е неизменно интересно.
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.На противагу навчанню на штучних реченнях, люди вчаться на реальних речах, які по суті цікаві.
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.להבדיל מלימוד עם משפטים מומצאים, אנשים לומדים עם תוכן אמיתי, דבר שהוא באופן מובנה יותר מעניין.
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.على عكس التعلم بالجمل المعدة مسبقا الناس يتعلمون باستخدام محتوى حقيقي وهو بطبيعته ممتع
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.本物のコンテンツで学ぶ方が 本質的に興味深いものですし 本当に外国語を学ぶことができます
Uydurma cümleler yerine kendiliğinden ilginç olan gerçek içeriklerle öğreniyorlar.相對於用編造嘅句子, 人們學緊真嘅內容,從本質上就有趣許多。
Ve bu iskonto oranı, ki burası finans sektöründe en uydurma işlerinin döndüğü yerdirA to jest stopa dyskonta, to jest "współczynnik tolerancji" pojawiający się w finansach.
Ve bu iskonto oranı, ki burası finans sektöründe en uydurma işlerinin döndüğü yerdirUnd die Abziehrate, hier ist wo alles in Finanzen passiert.
Ve bu iskonto oranı, ki burası finans sektöründe en uydurma işlerinin döndüğü yerdirΚαι αυτό το προεξοφλήτικό επιτόκιο, εδώ γίνονται όλες οι υποθέσεις στα οικονομικά.
Ve bu iskonto oranı, ki burası finans sektöründe en uydurma işlerinin döndüğü yerdirごまかす要因でもあります。 あなたはその割引率を微調整するし、 割引率でいくつかの仮定を行うと、
Walter Reuther arasındaki ileri geri uydurma hikayede gerçekten iyi bir şekilde özetlenmiştir.그리고 이것은 헨리 포드 2세와 자동차 노조 대표였던 월터 루서가 주고받은 대화에 잘 요약되어 있습니다.
Walter Reuther arasındaki ileri geri uydurma hikayede gerçekten iyi bir şekilde özetlenmiştir.Estaban recorriendo una de las nuevas fábricas modernas y Ford, bromeando, mira a Reuther y le dice,
Walter Reuther arasındaki ileri geri uydurma hikayede gerçekten iyi bir şekilde özetlenmiştir.Estavam a percorrer uma das novas fábricas modernas, e Ford, a brincar, volta-se para Reuther e diz:
Walter Reuther arasındaki ileri geri uydurma hikayede gerçekten iyi bir şekilde özetlenmiştir.Те разглеждали една от неговите нови модерни фабрики, и Форд закачливо се обърнал към Рутър и казал:
Walter Reuther arasındaki ileri geri uydurma hikayede gerçekten iyi bir şekilde özetlenmiştir.לסיפור מפוקפק של הלוך ושוב בין הנרי פורד ה2 ווולטר רויטר, שהיה ראש איגוד עובדי הרכב.
Walter Reuther arasındaki ileri geri uydurma hikayede gerçekten iyi bir şekilde özetlenmiştir.في قصة ملفقة حول جدال دار بين هنري فورد الثاني و والتر رويتر، الذي كان رئيس اتحاد عمال السيارات.
Walter Reuther arasındaki ileri geri uydurma hikayede gerçekten iyi bir şekilde özetlenmiştir.交わしたとされる 真偽の怪しい会話に よく表わされています 彼らは 新しい近代的な工場を 視察していて
Yabancý ortama ayak uydurmak zor tabii.Είναι τα γενέθλια μου. Και θα έρθεις.
Yabancý ortama ayak uydurmak zor tabii.Това е моят рожден ден.
Yakınmayın. Şikayet etmeyin. Bahaneler uydurmayın.징징대지 말아라. 불평을 하지 말아라. 핑계대지 말아라
Yakınmayın. Şikayet etmeyin. Bahaneler uydurmayın."Не ной, не жалуйся, не ищи отговорок.
Yakınmayın. Şikayet etmeyin. Bahaneler uydurmayın.אל תתבכיין. אל תתלונן. אל תתרץ.
Yakınmayın. Şikayet etmeyin. Bahaneler uydurmayın.لا تئن، لا تشكو. لا تخلق أعذار.
Yakınmayın. Şikayet etmeyin. Bahaneler uydurmayın.何をしていようと 外へ飛び出すのだ
"Young-ha'nın çizime yeteneği yok belki, ama hikaye uydurmada yetenekli." ve beni desteklerdi.저의 어떤, 그림의 재능은 없구나, 김영하란 애가 하지만 얘가 좀 말을 지어내는 재주가 있구나 라고 해서
"Young-ha'nın çizime yeteneği yok belki, ama hikaye uydurmada yetenekli." ve beni desteklerdi."Peut-être que Young-ha dessine mal, mais il est doué pour raconter des histoires", et il m'aurait encouragé.
"Young-ha'nın çizime yeteneği yok belki, ama hikaye uydurmada yetenekli." ve beni desteklerdi."Youg-ha poate nu are talent la desen, dar are talent în a crea povești" și m-ar fi încurajat.
"Young-ha'nın çizime yeteneği yok belki, ama hikaye uydurmada yetenekli." ve beni desteklerdi."Young-ha nie ma talentu do rysowania, ale potrafi dobrze zmyślać". Zachęciłby mnie.
"Young-ha'nın çizime yeteneği yok belki, ama hikaye uydurmada yetenekli." ve beni desteklerdi."Young-ha potrebbe non avere talento per il disegno, ma ha un dono per le storie, e mi avrebbe incoraggiato.
"Young-ha'nın çizime yeteneği yok belki, ama hikaye uydurmada yetenekli." ve beni desteklerdi."ליונג-הא אמנם אין כישרון לציור, "אבל יש לו כישרון להמצאת סיפורים." והוא היה מעודד אותי הלאה.
"Young-ha'nın çizime yeteneği yok belki, ama hikaye uydurmada yetenekli." ve beni desteklerdi."يونج-ها ربما ليس لديه موهبة الرسم، لكن لديه موهبة قص القصص،" و أخذ يشجعني.