Sadece uyarlamak zorundasın.You just have to adapt.
Normal olarak, çoğu insan kendilerini göreve uyarlamakla başlar.So, normally, most people begin by orienting themselves to the task.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.People want to customize their lives.
Öğretmenlerimizi eğitmek ve ders kitaplarını uyarlamak için birlikte çalışmamız gerekiyor.We have to work together to train teachers and adjust textbooks.
Daha ekonomik bir seçenek ise farklı bir amaç için yapılmış tesisleri bu amaca uyarlamak.A more economical option is to adapt facilities originally built for a different purpose.
2020 Netflix mini dizisinden önce, kitabı uyarlamak için iki başarısız girişimde bulunuldu.Prior to the 2020 Netflix miniseries, there were two unsuccessful attempts to adapt the book.
Bazen, sadece 'pazarlama' maksadıyla veya bir sistemi modern zamanlara uyarlamak için yapılır.Sometimes, it is done simply for 'marketing' reasons or to adjust a system to modern times.
Tykwer'ın sonraki filmi Alman yazar Patrick Süskind'ın Koku romanını beyaz perdeye uyarlamak oldu.Tykwer filmatiserade sedan den tyske författaren Patrick Süskinds roman Parfymen - berättelsen om en mördare.
Depp uzun zamandan beri romanı sinemaya uyarlamak istiyordu.Romaanille on ollut suunnitteilla pitkään elokuva.
Depp uzun zamandan beri romanı sinemaya uyarlamak istiyordu.Ο Ολίβιε προσπαθούσε για καιρό να κάνει επιτυχία στον κινηματογράφο.
Diğerleri ise bir eseri sahneye uyarlamak için dramaturg denen uzmanlarla çalışırlar.Други работят съвместно със специалисти, наречени драматурзи, при адаптирането на даден сценарий за сцената.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Am în vedere aici violența în familie, dar puteți extrapola și la alte situații similare.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Bài tập này liên quan cụ thể đến bạo lực gia đình, nhưng bạn có thể ứng dụng vào các trường hợp khác.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Cela concerne les violences domestiques en particulier, mais on peut faire d'autres d'analogies.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Das betrifft besonders häusliche Gewalt, aber man kann auch andere Analogien benutzen.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Es sobre la violencia doméstica en particular pero puede conectar con otros análogos.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Ez a családon belüli erőszakról szól elsősorban, de behelyettesíthető mással is.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Het gaat hier specifiek om huiselijk geweld, maar je kunt ook een ander voorbeeld nemen.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.이것은 구체적으로 가정 폭력에 대한 예입니다만 다른 상황에도 적용할 수 있습니다.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Questo parla in particolare di violenza domestica, ma potete inserire altri esempi.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Tohle je konkrétně o domácím násilí, ale můžete to obdobně použít jinde.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.To w szczególności dotyczy przemocy w rodzinie, ale można to przenieść na inne kwestie.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Συγκεκριμένα, πρόκειται για την ενδοοικογενειακή βία αλλά μπορείτε να συνδυάσετε άλλες αναλογίες.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.Это касается конкретно домашнего насилия, но можно провести и другие аналогии.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.זה נוגע במיוחד לאלימות במשפחה, אבל אתם יכולים להעתיק את זה לדוגמאות אחרות.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.هذا حول العنف العائلي على وجه الخصوص، ولكن يمكنك وضع نظائر أخرى.
Bu özellikle aile içi şiddet hakkında olsa da bunu başka örneklere de uyarlamak mümkün.でも 他の問題にもあてはめられます 言語学者 ペネロープ氏の研究成果です
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.As pessoas querem personalizar a sua vida.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Az emberek maguk akarják irányítani az életüket.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Halutaan kustomoida oma elämä.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.사람들은 각자의 삶을 바꾸기를 원합니다.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.La gente vuole personalizzare la propria vita.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Les gens veulent personnaliser leur vie.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Lidé si chtějí přizpůsobovat své životy.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Ľudia si chcú prispôsobovať svoje životy.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Ludzie chcą modyfikować swoje życie.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Människor vill skräddarsy sina liv.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Menschen möchten ihr Leben individuell einrichten.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Mensen willen hun leven op maat snijden.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Người ta muốn điều chỉnh cuộc sống theo ý mình.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Oamenii vor să îşi personalizeze vieţile.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Quieren personalizar sus vidas.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Οι άνθρωποι θέλουν να προσαρμόζουν τη ζωή τους.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Люди хотят изменить жизнь.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Люди хочуть підлаштувати своє життя під себе.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.Хората искат да персонализират живота си.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.אנשים רוצים להתאים אישית את חייהם.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.يريد الناس إضفاء الطابع الشخصي على حياتهم.
İnsanlar hayatlarını uyarlamak istiyor.どんな場所でも 出たり入ったりしたがります
İşimizin bir başka büyük parçası da, zamanın dışına çıkmış bir alanı günümüze uyarlamakla geçti.Een ander groot deel betrof de opwaardering van een lokatie die het contact met haar tijd kwijt is.
İşimizin bir başka büyük parçası da, zamanın dışına çıkmış bir alanı günümüze uyarlamakla geçti.Istotną częścią naszej pracy było także adoptowanie przestrzeni, które zatraciły kontakt z teraźniejszością.
İşimizin bir başka büyük parçası da, zamanın dışına çıkmış bir alanı günümüze uyarlamakla geçti.우리의 또 다른 작업은 그 당시의 시대와 맞추어 인근 지역을 키워나가는 것입니다.
İşimizin bir başka büyük parçası da, zamanın dışına çıkmış bir alanı günümüze uyarlamakla geçti.Một khối lượng công việc nữa dành cho việc cải tiến một không gian đã trở nên lỗi thời.
İşimizin bir başka büyük parçası da, zamanın dışına çıkmış bir alanı günümüze uyarlamakla geçti.O altă mare parte din lucrări s-a profilat pe ajustarea relevanței unui site care s-a demodat în timp.
İşimizin bir başka büyük parçası da, zamanın dışına çıkmış bir alanı günümüze uyarlamakla geçti.Wir arbeiten auch intensiv daran, einen Ort, der nicht mehr am Puls der Zeit liegt, wieder relevant zu machen.
İşimizin bir başka büyük parçası da, zamanın dışına çıkmış bir alanı günümüze uyarlamakla geçti.וחלק גדול אחר של העבודה שלנו הלך להפיכת אתר לרלוונטי שאיבד את הקשר שלו לזמן.
İşimizin bir başka büyük parçası da, zamanın dışına çıkmış bir alanı günümüze uyarlamakla geçti.ومجال كبير آخر من عملنا يتجه نحو خلق الصلة مع مكان نشأ في غير تزامن مع زمانه.
İşimizin bir başka büyük parçası da, zamanın dışına çıkmış bir alanı günümüze uyarlamakla geçti.また 時代にそぐわなくなった場所を 現在に結びつける活動にも 力を入れています リンカーンセンターでの例は
Normal olarak, çoğu insan kendilerini göreve uyarlamakla başlar.Általában, a legtöbben először elkezdik orientálni magukat a feladat felé.
Normal olarak, çoğu insan kendilerini göreve uyarlamakla başlar.A więc, zazwyczaj większość ludzi zaczyna od ustosunkowania się do zadania.