Sadece seni uyarmak istedim.I just wanted to warn you.
Bunu proğramıma uyarlayabilirim.I might be able to fit that in my schedule.
Herkesi uyarmak için önde koştum.I ran ahead to warn everybody.
Saat 6 uyar mı?Is 6 o'clock OK?
Tom'u uyarmak zorundasın.You've got to warn Tom.
Tom'u uyarmaya gitmeliyim.I should go warn Tom.
Tom'u uyarmalıydım.I should've warned Tom.
Sanırım Tom uyarılmalı.I think Tom should be warned.
Sanırım Tom bizi bir şey hakkında uyarmaya çalışıyordu.I think Tom was trying to warn us about something.
Dönmeden önce diğer sürücüleri uyarmak için sinyal lambalarını yak.Before turning, put on your blinkers to warn other drivers.
Tom'u Mary'nin onu aradığı konusunda uyaracağım.I'm going to warn Tom that Mary is looking for him.
Birinin beni öldürmeye çalışacağı konusunda uyarıldım.I was warned that somebody would try to kill me.
Tom'u Mary'nin pişirdiği hiçbir şeyi yememesi konusunda uyardım.I warned Tom not to eat anything Mary cooked.
Tom'u küçümsememen için seni uyardım.I warned you not to underestimate Tom.
Onu tekrar yapmaman konusunda seni uyarıyorum.I'm warning you not to do that again.
Bunun olabileceği konusunda seni uyarmaya çalıştım.I tried to warn this might happen.
Tom'u onun hakkında uyaracağım.I'm going to warn Tom about that.
Bunu yapmaman için seni uyarıyorum.I'm warning you not to do that.
Bunun olacağı konusunda seni uyardım.I warned you this would happen.
Tom'u uyarmam gerekip gerekmediğini merak ediyorum.I wonder if I should warn Tom.
Seni Tom'a güvenmemen için uyardım.I warned you not to trust Tom.
Onu yememesi için Tom'u uyardım.I warned Tom not to eat that.
Ben buna karşı uyarıyorum.I would advise against it.
Bana uyar bu.I'll go along with that.
Tom'u Mary hakkında uyardım.I warned Tom about Mary.
Ben yine de seni dikkatli olman için uyarmalıyım.I must warn you to be careful anyway.
Tom burada dumanlı olacağı konusunda beni uyardı.Tom warned me it would be smoky here.
Tom buranın gürültülü olacağı konusunda beni uyardı.Tom warned me it would be noisy here.
Bunu bir uyarı olarak düşün, Tom.Consider this a warning, Tom.
Tom uyarılmalıydı.Tom should've been warned.
Tom uyarılabilirdi.Tom could've been warned.
Tom uyarıyı göz ardı etti.Tom ignored the warning.
Uyardığın için teşekkürler.Thanks for the warning.
Tom'u uyarmak zorundayız.We've got to warn Tom.
O birçok kez uyarıldı.He has been warned many times.
Neden kimse beni uyarmadı?Why did no one warn me?
Birkaç problem olabileceği konusunda Tom'u uyarmam gerekiyor.I need to warn Tom that there may be a few problems.
Tom doktorun uyarısından sonra sigarayı terk etti.Tom abandoned cigarettes after the doctor's warning.
Öğretmen, sınavın muhtemelen karmaşık olacağı konusunda bizi uyardı.The teacher warned us that the exam would probably be complicated.
Beni uyarmalıydın.You should've warned me.
Beni uyarmalıydınız.You should've warned me.
Bunun olacağı konusunda beni uyarmalıydın.You should've warned me that this was going to happen.
Sanırım seni Tom hakkında uyarmalıydım.I guess I should've warned you about Tom.
Tom'un biraz tuhaf olduğu konusunda sizi uyarmalıydım.I should've warned you that Tom is a little strange.
Sağlık Bakanlığı bir uyarı yayımlamaktadır.The Department of Health is issuing a warning.
Seni tekrar yapmaya karşı uyarıyorum, yoksa para cezasına çarptırılırsın.I warn you against doing that again, or you'll be fined.
Tom'u uyardın, değil mi?You did warn Tom, didn't you?
Tom'u uyardınız, değil mi?You did warn Tom, didn't you?
O, Tom'u uyardı.He did warn Tom.
Ken Tom'u uyardı.Ken did warn Tom.
Mary Tom'u uyardı.Mary did warn Tom.
Biz Tom'u uyardık.We did warn Tom.
O seni uyardı.He did warn you.
Tom seni uyardı.Tom did warn you.
Mary seni uyardı.Mary did warn you.
Biz seni uyardık.We did warn you.
Seni uyardılar.They did warn you.
Sen bizi uyardın.You warned us.
O bizi uyardı.He warned us.
Mary bizi uyardı.Mary warned us.