Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.I am only a warner, plain and simple."
Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.O Prophet, We have sent you as a witness and a bearer of happy tidings and an admonisher,
O ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir.He is a warner against the dreadful affliction (that awaits).
Sen ancak görmeden Rablerinden korkanları ve namazı kılanları uyarabilirsin.You can only warn those who fear their Lord in secret and fulfil their devotional obligations.
Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik.We have sent you with the truth, to give glad tidings and to warn.
Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.Never has there been a community to which an admonisher was not sent.
Size uyarıcı da gelmedi mi?And did not the warner come to you?
Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin.You can only warn him who listens to the warning and fears Ar-Rahman secretly.
Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.And We had sent admonishers to them.
Uyarılanların akıbetinin ne olduğuna bir bak!Look, then how was the end of those who had been warned,
Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!When it comes down on their plains, it will be an evil dawn for those who had been warned.
Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.They were all obedient to him.
Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Bu kitap müjdeleyici ve uyarıcıdır.Announcing happy news and warnings.
Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?Should We have withdrawn the Reminder from you as you are a people who exceed the bounds?
Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.(That) We sent it down one night of blessing -- so that We could warn --
İnkar edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.Yet the unbelievers turn away from the warning.
Ben sadece bana vahyedilene uyarım.I only follow what is revealed to me.
Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.We have sent you as witness (of the truth) and harbinger of good news and a warner,
Ben size daha önce uyarı göndermiştim!I had announced the promise of doom in advance.
Çünkü ben, size O'nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.I give you a clear warning from Him.
Zira ben size O'nun tarafından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.I give you a clear warning from Him.
İşte bu ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.He who warns you is one of the warners of old.
Bu büyük bir hikmettir. Fakat (yüz çevirene) uyarılar ne fayda verir!Containing consummate wisdom; yet warnings were of no avail.
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış!How was then My punishment and My commination!
Semud kavmi de uyarıcıları yalanladı.The Thamud rejected the warnings,
(Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu!How was then My punishment of which they had been warned?
Lut'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı.The people of Lot rejected the warnings.
Şüphesiz Firavun'un kavmine de uyarıcılar gelmişti.The warnings came to the people of Pharaoh.
Allah size gerçekten bir uyarıcı (kitap) indirmiştir.God has indeed sent down a Reminder for you,
Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar, diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik.SENT NOAH to his people to warn them before the painful punishment came upon them.
"Ey kavmim dedi, ben sizin için açık bir uyarıcıyım"He said: "O my people, I warn you clearly
Kalk, ve (insanları) uyar.Arise and warn,
İnsanlık için, uyarıcıdır.A warning for people --
Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.Your duty is only to warn him who fears it.
(Ey insanlar! ) Alev alev yanan bir ateşle sizi uyardım.So, I warn you of the blazing Fire.
Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır. Nihâyet gidiş Allah'adır.But God commands you to beware of Him, for to God you will journey in the end.
Doğrusu birçokları bilmeden keyiflerine uyarak insanları doğru yoldan saptırıyorlar.Surely many (men) mislead others into following their vain desires through lack of knowledge.
O, açık bir uyarıcıdan başka biri değildir.He is only a plain admonisher.
Ben iman edecek bir kavme müjde veren ve uyaran bir peygamberden başka biri değilim.I am only a bearer of warnings and bringer of happy news for those who believe."
Ben ancak bana vahyolunana uyarım.I follow (only) what is revealed to me.
Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl oldu.So think of the fate of those who were warned (and took no heed).
Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki!But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.Verily I bring to you from Him a message of warning and rejoicing,
Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.Yet you have been sent to warn alone, for God takes care of everything.
Sen bir uyarıcıdan başka bir şey değilsin ve her kavim için bir hidayetçi vardır.But you are only a bearer of warnings, and a guide for every nation.
De ki: "Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım."And say: "I am a distinct warner,"
Onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mükemmel bir ceza. "Whosoever of them follows you will surely have Hell with you as requital -- an ample recompense.
Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.And We have sent you only to give good news and to warn.
Ve "Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.And that it may warn those who say: "God has begotten a son."
Halbuki biz peygamberleri ancak müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Artık göz göre göre sihre mi gidip uyarsınız?"Then why are you taken in by magic seeingly?"
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.Say: "I am warning you by God's command." But the deaf do not hear the call when they are warned.
De ki: "Ey insanlar! Ben size ancak apaçık anlatan bir uyarıcıyım."Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya!"Why was no angel sent to him to act as admonisher with him?
(Habibim!) Şayet dileseydik elbette her köye bir uyarıcı (peygamber) gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
(Halbuki) biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.Yet We have not sent you but to give good tidings and to warn.
"Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler.(They said): "We may haply follow the magicians if they are victorious."
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."I am only a plain admonisher."