uyarı ile cümle

uyarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Size söylenen uyarı, muhakkak gelecektir, siz onu engelleyemezsiniz.The promise that was made to you is bound to be fulfilled. It is not in your power to defeat it.
Düşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur, o apaçık bir uyarıcıdır?Have they not bethought themselves their companion is not mad? He is only a plain admonisher.
Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.I am only a bearer of warnings and bringer of happy news for those who believe."
Allah, bunları (boş yere değil), gerçek ile (hikmeti uyarınca) yaratmıştır.God did not create them but with deliberation.
Ben sadece bana vahyolunana uyarım.I follow (only) what is revealed to me.
Bak işte uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin sonu nice oldu!So think of the fate of those who were warned (and took no heed).
Ben de, O'ndan size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.Verily I bring to you from Him a message of warning and rejoicing,
Andolsun biz Nuh'u da kavmine gönderdik: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."We sent Noah to his people (and he said): "I give you a clear warning.
Sen, ancak bir uyarıcısın, her toplumun bir yol göstericisi vardır.But you are only a bearer of warnings, and a guide for every nation.
Ve: "Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!" de.And say: "I am a distinct warner,"
(Allah), gökleri ve yeri hak ile (hikmeti uyarınca) yarattı.He created the heavens and the earth with reason.
Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.And We have sent you only to give good news and to warn.
Biz elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
(Onlar), ayetlerimle ve uyarıldıkları şeylerle alay ettiler.They make a mockery of My revelations and of what they had been warned.
Oysa kendileri Rahman'ın Zikri(uyarısı)nı kabul etmiyorlar.Yet in Ar-Rahman they disbelieve!
De ki: "Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum.Say: "I am warning you by God's command."
Ama sağır(lar) uyarıldıkları zaman çağırıyı işitmez(ler)."But the deaf do not hear the call when they are warned.
De ki: "Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Ona kendisiyle beraber uyarıcı olacak bir melek indirilmeli değil mi?"Why was no angel sent to him to act as admonisher with him?
Eğer biz dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.Yet We have not sent you but to give good tidings and to warn.
Rahman'dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar.Never does a new reminder come to them from Ar-Rahman but they turn away from it.
Umarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız.(They said): "We may haply follow the magicians if they are victorious."
Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.I am only a plain admonisher."
Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,To (communicate) to your heart that you may be a warner
(Uyarıcılar) uyarırlardı.To warn.
Uyarıl(ıp da aldırmay)anların yağmuru gerçekten ne kötü oldu!How ruinous was the rain that fell on those who had been warned (but warned in vain)!
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."I am only a warner, plain and simple."
Ey peygamber, biz seni şahid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.O Prophet, We have sent you as a witness and a bearer of happy tidings and an admonisher,
O, çetin bir azabın arefesinde sizin için bir uyarıcıdır."He is a warner against the dreadful affliction (that awaits).
Sen ancak görmeden Rablerinden korkanları ve namazı kılanları uyarırsın.You can only warn those who fear their Lord in secret and fulfil their devotional obligations.
Sen sadece bir uyarıcısın.You are only a bearer of warnings.
Biz seni gerçek ile birlikte müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.We have sent you with the truth, to give glad tidings and to warn.
Her millet içinde mutlaka bir uyarıcı (peygamber gelip) geçmiştir.Never has there been a community to which an admonisher was not sent.
Size uyarıcı da geldi (fakat inanmadınız).And did not the warner come to you?
Fakat kendilerine uyarıcı gelince, onlara Hak'tan uzaklaşmaktan başka bir katkı sağlamadı.But when the admonisher came to them their aversion for the truth increased,
Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.And We had sent admonishers to them.
Bak, o uyarılanların sonu nice oldu.Look, then how was the end of those who had been warned,
Eğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı.If we had the account of earlier people with us,
Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir.Yet now (that it has come) they refuse to believe in it; but they will come to know soon.
Fakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!When it comes down on their plains, it will be an evil dawn for those who had been warned.
Sad, (uyarıcı) ve şanlı Kur'an'a andolsun ki,SAD. I CALL to witness the admonishing Qur'an.
O Zikr (uyarı, başka kimse kalmadı da) aramızdan ona mı indirildi?To him of all of us has the Reminder been sent down?"
Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için (bu bilgi) bana vahyediliyor.Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (gönderilmiştir).Announcing happy news and warnings.
Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, uyarıcıyız.(That) We sent it down one night of blessing -- so that We could warn --
İnkar edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.Yet the unbelievers turn away from the warning.
Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."I only follow what is revealed to me. My duty is only to warn you clearly."
(Okuma) Bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler:When it was over they came back to their people, warning them:
O uyarıldıkları sa'at kendilerine geldikten sonra artık öğüt almaları nereden mümkün olsun?How then will they be warned when it has come upon them?
Biz seni, şahid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.We have sent you as witness (of the truth) and harbinger of good news and a warner,
Zikir'li (uyarıcı, şerefli) Kur'an'a andolsun,I CALL to witness the glorious Qur'an.
Sur'a üflendi. İşte bu, kendisine karşı uyarılan gündür.And the trumpet blast will sound: It would be the Day of Doom.
Ben size daha önce uyarı göndermiştim."I had announced the promise of doom in advance.
Gökte rızkınız da var, uyarıldığınız (azab)da var!There is in the heavens your sustenance, and whatever has been promised you.
O halde Allah'a kaçın, ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım.So turn to God. I give you a clear warning from Him.
Ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım.I give you a clear warning from Him.
Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o kafirlerin haline!Alas the woe for those who refuse to believe in the Day which has been promised them.
Bu (Kur'an veya peygamber) de ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.He who warns you is one of the warners of old.
Bunlar üstün hikmettir! Ama uyarılar fayda vermiyor.Containing consummate wisdom; yet warnings were of no avail.
İlgili Sayfalar