uyandır ile cümle

uyandır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.Niin he menivät ja herättivät hänet sanoen: "Herra, auta, me hukumme".
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.Og de gik hen til ham, vækkede ham og sagde: "Herre, frels os! vi forgå."
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.Os discípulos, pois, aproximando-se, o despertaram, dizendo: Salva-nos, Senhor, que estamos perecendo.
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.Ucenicii s'au apropiat de El, şi L-au deşteptat, strigînd: ,,Doamne, scapă-ne, că pierim!``
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.Und die Jünger traten zu ihm und weckten ihn auf und sprachen: HERR, hilf uns, wir verderben!
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.Y acercándose, le despertaron diciendo: --¡Señor, sálvanos, que perecemos
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.Και προσελθοντες οι μαθηται αυτου εξυπνισαν αυτον, λεγοντες Κυριε, σωσον ημας, χανομεθα.
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.І, приступивши ученики Його, розбудили Його, кажучи: Господи, спаси нас: погибаємо.
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.Тогава се приближиха, събудиха Го и казаха: Господи, спаси! Загиваме!
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.Тогда ученики Его, подойдя к Нему, разбудили Его и сказали: Господи! спаси нас, погибаем.
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.ויגשו אליו תלמידיו ויעירו אותו לאמר הושיענו אדנינו אבדנו׃
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.فتقدم تلاميذه وايقظوه قائلين يا سيد نجنا فاننا نهلك.
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.門 徒 來 叫 醒 了 他 、 說 、 主 阿 、 救 我 們 、 我 們 喪 命 喇
Öğrenciler gidip Onu uyandırarak, ‹‹Ya Rab, kurtar bizi, yoksa öleceğiz!›› dediler.門徒 來 叫醒 了 他 、 說 、 主阿 、 救我 們 、 我們喪 命喇
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Cô đã không khơi dậy chồng lúc đầu, nhưng ngồi trong giường lắng nghe.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Dia tidak membangkitkan suaminya pada awalnya, tapi duduk di tempat tidur mendengarkan.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ea nu trezească soţul ei la început, dar aşezat în pat ascultare.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ela não despertou seu marido no começo, mas sentou-se na escuta cama.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ella no despertar a su marido al principio, pero se sentó en la cama escuchando.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Elle n'a pas suscité son mari au début, mais assis dans l'écoute lit.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Hän ei herättänyt miehensä aluksi, mutta nousi istumaan vuoteessa kuunnellen.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Hon ville inte väcka sin man i början, men satte sig upp i sängen lyssna.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.그녀는 처음에는 남편을 자극하지만, 침대 듣기에 토하지 않았다.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Lei non suscitare il marito in un primo momento, ma si sedette sul letto ad ascoltare.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Nechcela vzbudiť jej manžel na prvý, ale posadila sa na posteli počúvať.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Nechtěla vzbudit její manžel na první, ale posadila se na posteli poslouchat.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ona nie budzi męża w pierwszym, ale usiadł na słuchanie łóżku.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ona ni vzbudil njen mož na prvi, ampak so v poslušanju postelji.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ő nem felkelti a férje először, de felült az ágyban hallgatja.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Sie wusste nicht wecken ihr Mann auf den ersten, sondern setzte sich im Bett hören.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ze had haar man niet te wekken op het eerste, maar zat rechtop in bed te luisteren.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Δεν είχε ξυπνήσει τον άντρα της στην αρχή, αλλά ανακάθισε στο άκουσμα κρεβάτι.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Вона не викликала чоловіка на перший, але сів у ліжку прослуховування.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Она не вызвала мужа на первый, но сел в постели прослушивания.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Тя не предизвиква мъжа си в началото, но седна в леглото слушане.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.انها لا تثير زوجها في البداية ، ولكن تجلس في السرير الاستماع.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.彼女はその後、はっきりと隣接から出てくる裸の足のパッド、パッド、パッドを聞いた
Ölmek üzereyken kendisini uyandıran... ...Prensini gören Pamuk Prenses gibi bakıyorsun.Ahogy most rámnéz, olyan mint amikor Hófehérke felébred és meglátja a hercegét.
Ölmek üzereyken kendisini uyandıran... ...Prensini gören Pamuk Prenses gibi bakıyorsun.Έχεις το βλέμμα της Χιονάτης, που είδε τον Πρίγκιπα της όταν ξύπνησε αφού είχε σχεδόν πεθάνει.
Ölmek üzereyken kendisini uyandıran... ...Prensini gören Pamuk Prenses gibi bakıyorsun.لديك الان نظرات بياض الثلج عندما استفاقت ورأت الامير
Onları uyandırmak istemediğine emin misin?Är du säker att du inte vill väcka dem?
Onları uyandırmak istemediğine emin misin?De certeza que não os queres ver?
Onları uyandırmak istemediğine emin misin?Er du sikker på, at du ikke vil vække dem?
Onları uyandırmak istemediğine emin misin?Etkö herätä heitä?
Onları uyandırmak istemediğine emin misin?¿Seguro que no quieres que los despierte?
Onları uyandırmak istemediğine emin misin?Sicuro che non vuoi svegliarli?
Onları uyandırmak istemediğine emin misin?Ты уверен, что не стоит их будить?
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Em vez disso, estou a pensar naquela chávena de café de que preciso desesperadamente para acordar.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Ik denk aan die kop koffie waar ik naar snak, om wakker te worden.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Inkább egy csésze kávéra gondolok, melyre égetően szükségem van, hogy felébresszen.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.În schimb, mă gândesc la ceaşca de cafea de care am mare nevoie pentru a mă trezi.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Istället tänker jag på den där koppen kaffe som jag så desperat behöver för att vakna till.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.I stedet for tænker jeg på den kop kaffe, som jeg desperat har brug for for at vågne op.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.그 대신, 커피 한잔을 마셔냐겠다거나 졸음을 쫓아야겠다는 절박한 생각이 들죠.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Más bien, estoy pensando en esa taza de café que necesito desesperadamente para despejarme.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Místo toho myslím na šálek kávy který zoufale potřebuji, abych se probudila.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Myślę o filiżance kawy, której potrzebuję by się rozbudzić.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Namun, saya berpikir tentang segelas kopi yang sangat saya perlukan untuk membuat saya terjaga.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Par contre, je pense à cette tasse de café dont j'ai terriblement besoin pour me réveiller.
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Piuttosto penso a quella tazza di caffè di cui ho un disperato bisogno per svegliarmi.

İlgili Sayfalar