uyandır ile cümle

uyandır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Jim bebeği uyandırmamak için odaya sessizce girdi.Jim entered the room quietly so he wouldn't wake the baby.
Bugünün Pekin'i bende çok derin bir etki bıraktı ve merakımı uyandırdı.Today's Beijing has given me a very deep impression and aroused my curiosity.
O, 6:30'da her gün onu uyandırır.She wakes him up every day at 6:30.
O, onu her gün 6.30'da uyandırır.She wakes him up every day at 6:30.
O onu uyandırdı.She woke him up.
Gürültü onu uyandırdı.The noise woke her up.
Her sabah 6'da onu uyandırırım.I wake him up at 6 every morning.
Lütfen yarın sabah altıda beni uyandır.Please wake me up at 6 tomorrow morning.
Yarın sabah, saat 6:00'da beni uyandır, lütfen.Tomorrow morning, wake me up at 6:00, please.
Lütfen yarın saat 6'da beni uyandır.Please wake me up at six tomorrow.
Onu uyandırma.Don't wake him up.
Tom kendini uyandırmak için kendi üzerine soğuk su döktü.Tom poured cold water over himself to wake himself up.
Uçuş görevlisi Tom'u uyandırmak için salladı ve ona uçağın indiğini söyledi.The flight attendant shook Tom awake and told him that the plane had landed.
Öyle yapmasını istediği için Tom Mary'yi 6:30'da uyandırdı.Tom woke Mary up at 6:30 as she had asked him to do.
Tom Mary'yi uyandırmaya çalışıyor.Tom is trying to wake Mary up.
Tom Mary'ye yediden önce onu uyandırmamasını söyledi.Tom asked Mary not to wake him up before seven.
O, saat altıda onu uyandırmamı istedi.She asked me to wake her up at six.
Tom'un köpeği gece yarısından az sonra onu uyandırdı.Tom's dog woke him up a little after midnight.
Tom bir uyandırma araması istedi.Tom asked for a wake-up call.
Seni uyandırdım.I woke you up.
Annemin beni dörtte uyandırmasını istedim.I asked my mother to wake me up at four.
Lütfen yarın sabah yedide beni uyandır.Please wake me up at seven tomorrow morning.
Beni saat yedide uyandır.Wake me up at seven o'clock.
Tom ilgi uyandıran bir adam.Tom is an intriguing guy.
Anne kızını uyandırıyor.The mother is waking up her daughter.
Yarın sabah beni uyandırmayı unutmamalısın.You must not forget to wake me tomorrow morning.
O gürültü beni uyandırdı.That noise woke me up.
Beni uyandırmak zorunda değildin.You didn't have to wake me up.
Biz şafak vakti buharlı lokomotif düdüğü ile uyandırıldık.We were wakened by the whistle of the steam locomotive at dawn.
Buharlı trenin düdüğü bizi şafakta uyandırdı.The whistle of the steam train woke us at daybreak.
Beni uyandır.Wake me up.
Seni saat kaçta uyandırmam gerekiyor?What time should I wake you up?
Lütfen Tom'u uyandırmamak için sessiz ol.Please be quiet so you don't wake Tom up.
Biz düşük sesle konuştuk bu yüzden bebeği uyandırmadık.We talked in low voices so we wouldn't wake the baby.
Bebeği uyandırmayalım diye sessizce konuştuk.We talked quietly so we wouldn't wake the baby.
Bu, Tom için bir uyandırma alarmıydı.This was a wake-up call for Tom.
O, bebeği uyandırmamak için sessizce içeriye geldi.She came in quietly so she wouldn't wake up the baby.
Ben ona gittiğimde o uyuyordu, ama ben onu uyandırdım.When I went to him he was sleeping, but I woke him up.
Onlar beni uyandırmayı unuttular.They forgot to wake me up.
Uyuyan bir kediyi uyandırmamalıyız.We must not wake a sleeping cat.
Tom'u uyandırmalıyım.I have to wake Tom up.
Eğer bu bir rüyaysa, beni uyandıran adamı öldüreceğim.If this is a dream, I will kill the man who wakes me up.
Onu uyandır.Wake him up.
Saat yedide bizi uyandır.Wake us up at seven o'clock.
Onları uyandır.Wake them up.
Tom'u uyandırmaya çalışıyorum.I've been trying to wake Tom up.
Tom'u kendim uyandırmak istiyorum.I'd like to wake Tom up myself.
Sanırım Robert'ı uyandırmanın zamanı.I believe it's time to wake up Robert.
Ne kadar zorlamayı denesem de ben Tom'u uyandıramam.I can't wake Tom up no matter how hard I try.
Bende kusma isteği uyandırıyorsun!You make me want to throw up!
Seni uyandırmak istemedim.I didn't want to wake you.
Sizi uyandırmak istemedim.I didn't want to wake you.
Gerçekten Tom'u uyandırmak ister misin?Do you really want to wake Tom up?
Herkesi uyandırmak istemiyoruz, değil mi?We don't want to wake everybody up, do we?
Sanırım Robert'ı uyandırma zamanı.I reckon it's time to wake Robert up.
Seni uyandırmam zor olacak.It'll be hard for me to wake you up.
Çok yüksek sesle konuşma. Onu uyandıracaksın.Don't speak too loud. You'll wake her up.
Şimdi Tom'u uyandır.Wake Tom now.
Çocukları uyandır.Wake the kids.
Beni uyandırdın.You woke me.

İlgili Sayfalar