Uyandığımda, kendimi bağlanmış buldum.When I woke up, I found I had been tied up.
Lütfen yarın saat 6'da beni uyandır.Please wake me up at six tomorrow.
Onu uyandırma.Don't wake him up.
Tom bütün gece uyanık kaldı.Tom stayed up all night.
Tom kendini uyandırmak için kendi üzerine soğuk su döktü.Tom poured cold water over himself to wake himself up.
Tom, bütün gece uyanık yattı.Tom lay awake all night.
Tom az önce kalktı ve hâlâ tamamen uyanık değil.Tom just got up and still isn't quite awake.
Tom kendini uyanık tutmak için birkaç fincan kahve içti.Tom drank a few cups of coffee to keep himself awake.
Ne zaman uyan bir çift bulabilirse, Tom yeni ayakkabılar alır.Tom buys new shoes whenever he can find a pair that fit.
Uçuş görevlisi Tom'u uyandırmak için salladı ve ona uçağın indiğini söyledi.The flight attendant shook Tom awake and told him that the plane had landed.
Öyle yapmasını istediği için Tom Mary'yi 6:30'da uyandırdı.Tom woke Mary up at 6:30 as she had asked him to do.
Tom Mary'yi uyandırmaya çalışıyor.Tom is trying to wake Mary up.
Tom Mary'ye yediden önce onu uyandırmamasını söyledi.Tom asked Mary not to wake him up before seven.
Tom ve Mary yılın ilk güneşinin doğuşunu görmek için erken uyandı.Tom and Mary woke up early to see the first sunrise of the year.
Mary Tom uyanmadan önce kahvaltı hazırlamayı bitirmek istedi.Mary wanted to finish making breakfast before Tom woke up.
Tom şafakta uyandı.Tom awoke at daybreak.
Tom uyandığında neredeyse öğle olmuştu.It was almost noon by the time Tom woke up.
Bu sabah kendimi çok hasta hissederek uyandım.I awoke this morning feeling very ill.
Uyanık mısın?Are you awake?
Uyanık mısınız?Are you awake?
O, saat altıda onu uyandırmamı istedi.She asked me to wake her up at six.
Tom'un köpeği gece yarısından az sonra onu uyandırdı.Tom's dog woke him up a little after midnight.
Tom, korkunç bir baş ağrısı ile uyandı.Tom woke up with a terrible headache.
Tom onun yan tarafında bir ağrı ile uyandı.Tom woke up with a pain in his side.
Telefon çaldığında Tom uyandı.Tom woke up when the telephone rang.
Tom gecenin ortasında uyandı.Tom woke up in the middle of the night.
Tom öfkeli bir duyguyla uyandı.Tom woke up feeling grumpy.
Tom öğleden biraz önce uyandı.Tom woke up a little before noon.
Tom neredeyse her sabah erken uyanır.Tom wakes up early almost every morning.
Tom uykuya dalıyordu ve uyanıyordu.Tom drifted in and out of sleep.
Tom ders sırasında uyanık kalamadı.Tom couldn't stay awake during class.
Tom bir uyandırma araması istedi.Tom asked for a wake-up call.
Tom tekerlekli bir sedyeye sarılı uyandı.Tom woke up strapped to a gurney.
Tom nihayet uyandığında kuşluk vaktiydi.It was midmorning when Tom finally woke up.
Seni uyandırdım.I woke you up.
Annemin beni dörtte uyandırmasını istedim.I asked my mother to wake me up at four.
Az önce uyandım.I just woke up.
Lütfen yarın sabah yedide beni uyandır.Please wake me up at seven tomorrow morning.
Çok geç uyandım.I woke up too late.
Beni saat yedide uyandır.Wake me up at seven o'clock.
Tom ilgi uyandıran bir adam.Tom is an intriguing guy.
Mary karnı ağrıyarak uyandı.Mary woke up feeling sick in the stomach.
Mary karın ağrısıyla uyandı.Mary woke up feeling sick in the stomach.
Mary mide bulantısıyla uyandı.Mary woke up feeling sick in the stomach.
Parmaklarımı şakırdattığımda uyanacaksın.When I snap my fingers, you'll wake up.
Anne kızını uyandırıyor.The mother is waking up her daughter.
Lütfen uyanın.Please wake up.
Yarın sabah beni uyandırmayı unutmamalısın.You must not forget to wake me tomorrow morning.
Her gün ne zaman uyanırsın?What time do you wake up every day?
O gürültü beni uyandırdı.That noise woke me up.
Beni uyandırmak zorunda değildin.You didn't have to wake me up.
Gece boyunca üç kez uyandım.I woke up three times during the night.
"Siz ne zaman uyanıyorsunuz?" "Saat sekizde.""What time do you guys wake up?" "Eight o'clock."
Biz şafak vakti buharlı lokomotif düdüğü ile uyandırıldık.We were wakened by the whistle of the steam locomotive at dawn.
Buharlı trenin düdüğü bizi şafakta uyandırdı.The whistle of the steam train woke us at daybreak.
İnsanlar yaşarken uykudadır, öldüklerinde uyanırlar.Humans are asleep when they live, they wake up when they die.
Boynumda bir tutulma ile uyandım.I woke up with a crick in my neck.
Rusya uyandı.Russia has woken up.
Ben sık sık yarı uyanığım.I'm often only half awake.
Beni uyandır.Wake me up.