usta ile cümle
usta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Para iyi bir hizmetkar, ancak kötü bir ustadır.Money is a good servant, but a bad master.
Yabancı dilde ustalaşmak çok sabır gerektirir.Mastering a foreign language involves a lot of patience.
Bütün meslekleri bilir ama hiçbirinin ustası değil.Jack of all trades, and master of none.
Ve ziyafet ustası şaraba dönüştürülen suyu test etti.And the master of the banquet tested the water that had been turned into wine.
İngilizcede ustalaşmak kolay değildir.English isn't easy to master.
Tablo, Hollandalı ustanın eseridir.The painting is the work of a Dutch master.
Bu resim koleksiyonu Hollandalı ustaların resimlerince zengindir.This art collection is rich in paintings by Dutch masters.
İki aday ustalık için mücadele ediyorlar.The two candidates are struggling for mastery.
Erkek kardeşi sakardır, ama o usta bir cerrahtır.His brother is all thumbs, but he is a skillful surgeon.
Usta motoru topladı.The mechanic assembled the engine.
Uygulama usta yapar.Practice makes perfect.
Aleti ustalıkla idare etti.He handled the tool skillfully.
O, babası kadar ustaca kayar.He can ski as skillfully as his father.
O, hukuk alanında üstad derecesi aldı.He got a master's degree in law.
O babası kadar ustaca kayak yapabilir.He can ski as skilfully as his father.
Kullanım ustalığı yapar.Use makes mastery.
Babam bir yapı ustasıdır.My father is a master builder.
O onun kendi ustası.He is his own master.
Tom bir dalış ustasıdır.Tom is a dive master.
O bir ekmek ustası.He's a bread connoisseur.
Tom ustabaşılığa terfi ettirildi.Tom was promoted to foreman.
Deep Blue, 1997 yılında satranç ustası Gary Kasparov'u yendi.Deep Blue beat chess grandmaster Gary Kasparov in 1997.
Ustabaşıyla konuşmama izin verin.Let me speak with the foreman.
Tom'un hala bir duvar ustası olduğunu düşündüğünü sandım.I thought you thought Tom was still a bricklayer.
Bu ustaca.That's ingenious.
Bütün bu şeyler çok ustaca yapılır!All those things are so artfully made!
Sen ustasın.You're the master.
Ben ustabaşı ile konuşmak istiyorum.I'd like to talk to the foreman.
Tom bir usta.Tom is a master.
Keiko ustalıkla bulaşıkları toplar ve onları lavaboya götürür.Keiko deftly piles up the dishes and takes them to the sink.
Usta gibi, mürit gibi.Like master, like disciple.
Tom kendi başına çalışarak Fransızcada ustalaştı.Tom mastered French studying by himself.
Onunla ustalıkla başa çıktın.You handled that deftly.
Bir papaz bir paravanın üstüne bir rahibin resmini ustaca çizdi.A priest skillfully drew a picture of a priest on a folding screen.
İsfahan'ın erkeklerinin İran'ın en iyi ustaları oldukları iyi bilinir.It is well known that the men of Esfahan are the best craftsmen of Iran.
Soru zamirleri, yabancı bir dilde ustalaşmak için zor olabilir.Interrogative pronouns can be difficult to master in a foreign language.
Bu çok ustaca yapılmış.That's very ingenious.
Üstat, Atinalıları hatırla.Master, remember the Athenians.
Bu çok ustaca.This is very ingenious.
Bu son derece ustaca.This is extremely ingenious.
Bu son derece ustaca yapılmış.This is utterly ingenious.
Birkaç Zen üstadıyla birlikte yaşadım, hepsi de kediydi.I have lived with several Zen masters, all of them cats.
Tom bir usta zihin.Tom is a mastermind.
Ben bir usta değilim.I'm not a connoisseur.
Onlar ustaca yapılmış çözümler geliştirdiler.They devised ingenious solutions.
Soygun ustalıkla planlandı.The heist was expertly planned.
Bilimkurgu okurları varsayımsal senaryolarda ustadırlar.Sci-fi readers are adept at hypothetical scenarios.
Tom ustadır.Tom is the master.
Tom konuyu değiştirmede ustadır.Tom is very good at changing the subject.
Patron iki ustabaşıya iş verdi.The boss hired two foremen.
Onunla çok ustaca başa çıktın.You handled that very skillfully.
Köpeklerin ustaları var, kedilerin hizmetçileri var.Dogs have masters, cats have servants.
Her ustanın kendi metodu vardır.Every master has his own method.
Her ustanın kendi hilesi vardır.Every master has his own trick.
Ustalık çocukluktan itibaren günlük pratikte yıllar gerektirir.Virtuosity requires years of daily practice from childhood.
Biz son derece ustayız.We are extremely competent.
Tom bir Pokémon ustası olmak istiyor.Tom wants to become a Pokémon Master.
Tom bir taş ustası.Tom is a stonemason.
Yirmi iki yaşındayken, ben kurbağalama yüzüşün ustasıydım.When I was twenty two years old, I was the master of the breast stroke.
Tom yalan söylemekte ustadır.Tom is adept at telling lies.