uslu ile cümle

uslu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu üç resim, van Gogh'un Paris'e gelmesinden sonra resim üslûbunun nasıl geliştiğini göstermektedir.Los tres trabajos demuestran una progresión en el estilo artístico de Van Gogh después de su llegada en París.
İyi kalpli, uslu bir çocuk olan Pinokyo, mavi peri tarafından gerçek bir çocuğa dönüştürülür.El Hada Azul dio Pinocho para convertirse en un niño de verdad.
Erişim tarihi: 11 Aralık 2015. ^ Uslu, Ali Deniz (19 Haziran 2011).Consultado el 11 de diciembre de 2015. Uslu, Ali Deniz (19 de junio de 2011).
Titiz araştırmaları ve nazik üslûbu sebebiyle Hayâlî mahlasının verildiği kaydedilmektedir.Le es otorgado por sus trabajos de investigación y amor a Úbeda.
C 2:Uygun bir üslup açık, akıcı metinler yazabilirim.221b Sherlock Holmes : aquí encontrarás las novelas completas e ilustradas.
Genellikle usludur ama hırçınlaşabilir.A menudo se lo considera un bravucón, pero generalmente es bondadoso.
Tolga Uslubaş.Toma de juramento.
Sadece kendine has bir üslupla tek başına dans ederek başarısını kutlar.Él es un ejemplo mediante la celebración de sí mismo a un alto nivel.
Fabl uslübunda yazılmıştır.Está escrito en prosa.
Onun tarikatının anlayışı klasik tarikat üsluplarından çok farklıdır.El origen de los temas es tan diverso como su discografía original.
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.La tipografía del título también difiere.
Satranç Büyük sayılar Üslü sayı ^ Claude Shannon (1950).Ajedrez Ajedrez por computadora Claude Shannon (1950).
Dik kesimde daha natüralist, eğik kesimde ise daha stilize bir üslup görülür.Vemos la Naturaleza bajo otro aspecto más dialéctico, más materialista también.
Bu şekilde O, kendi üslubuna uygun bir yenilik yapmış sayılıyordu.Es por ello por lo que decidió crear una cadena similar propia.
"Säliqä" (selike) teriminin kökeni Arapça olup "kabiliyet, tarz, üslup" anlamlarını ifade etmektedir.Il termine arabo kalām (in arabo: كلام‎) di per sé significa "parola, discorso, linguaggio".
Crisp'in bağımsızlığı, sert üslubu ve tahmin edilemez tavrı yaşlılığında da devam etti.Crisp rimase fortemente indipendente e imprevedibile nella tarda età.
Üslubu hemen hemen hiç değişmemiştir.Il dritto era in gran parte invariato.
Bundan sonra yapılan villalar bu neoklasik üslubu benimsemişlerdir.Le riprese che seguirono furono ottime.
Babası Hans Holbein (yaşlı) ve amcası Sigmund, geç Gotik üslupta yaptıkları resimlerle tanınmışlardır.Hans Holbein il Vecchio e suo fratello Sigismund Holbein dipinsero soggetti religiosi nel tardo stile Gotico.
Klasik üslupta yapılmıştır.Essa è realizzata in stile classico.
Tolga Uslubaş.Mantieni il bacio.
Bu dönemde kendine özgü bir sembolist üslup geliştirdi.Tuttavia, in questo stesso periodo, svilupparono una loro forma umana.
Duvar ve tavan süslemeleri, kalem işleri ve ahşap oymalar döneminin üslubunun özel örneklerinden sayılır.Si possono ammirare pale, oggetti di legno e ombrelli artigianali unici nel loro genere.
Neo-Bizanten üslubunda bir çeşmedir; içeriden altın mozaikle süslüdür.È una struttura moderna abbellita da mosaici in oro.
Çalışmalar Bilderberg Toplantıları'ndaki üsluba benzer bir şekilde yapılır.È interessato principalmente alle attività del Gruppo Bilderberg,.
Neogotik üslupta inşa edilen bina, dünyadaki altıncı, ABD'deki ikinci büyük katedraldir.È la sesta cattedrale più vasta al mondo e la seconda chiesa più grande degli USA.
Böyle durumlarda senli-benli bir üslup kullanılmaz, 'siz' diye hitap edilir.В таких случаях не используется обращение на «ты», а используется обращение на «вы».
Ancak Emre Uslu bu iddiayı yalanladı.Он красивый лжец.»
Rüya Uslu: (Nuray Uslu) İzmir'lidir.Радислав (Радослав) — заботящийся (радеющий) о славе.
Bu üç resim, van Gogh'un Paris'e gelmesinden sonra resim üslûbunun nasıl geliştiğini göstermektedir.Эти три работы демонстрируют прогресс в технике Ван Гога после его прибытия в Париж.
Darbelerle alay ediyorum elbette ama kendi üslubumla mizah yapıyorum."Конечно, все поднимал Носов, но под моим руководством.
Öğüt verici bir üslupla yazılmıştır.Тогда же он был расписан.
Üslubu hemen hemen hiç değişmemiştir.Внешний вид практически не изменился.
Bu şekilde O, kendi üslubuna uygun bir yenilik yapmış sayılıyordu.Как было задумано, он получил полноценное своё здание.
Eserde toplumun kötü yönlerini hicvetmekte; fakat bunu mizahi bir üslup ile yapmaktadır.Все же в них заключена склонность ко злу, поскольку животная душа по природе своей подвержена искушению.
Ancak bunların dışında Mısır Edebiyatına özgün üslup özellikleri de bulunur.Копты испытывают особую гордость за свою египетскую идентичность.
1780-1781'de kapsamlı bir restorasyona sonucu yapı, neo-klasik üslupta temelden yeniden inşa edilmiştir.В последний раз собор был перестроен и увеличен в 1781—1803 годах в неоклассическом стиле.
Fabl uslübunda yazılmıştır.Такова надпись на фасаде.
Günümüzde Türk öykücülüğü geniş bir konu ve üslup zenginliğiyle sürmektedir.ومازالت القصة التركية تحتوى على اسلوب ثري ومواضيع شاسعة في يومنا هذا.
Rüya Uslu: (Nuray Uslu) İzmir'lidir.(بالتركية) Uzunçarşılı، İsmail Hakkı (2003).
Batı müziğini ve Batı üslubuyla yaşamayı seven padişah, anlaşabilecek kadar da Fransızca biliyordu.ولقد عرف السلطان الذي أحب الموسيقى الغربية وأحب أن يعيش على الطراز الغربي واللغة الفرنسية بقدر ما يفهم.
Üslûba büyük önem verdi.يبدى سكان سويحان اهتماماً كبيراً بالإبل.
Çeviren Hakan Uslu.ترجمة ثائر صالح.
Gerçekçi bir üslupla kaleme alınmıştır.حيث كانت مقبولة كوصفٍ حقيقي عمومًا.
Tolga Uslubaş.هيا عبدالسلام.
Başbakan sert üslupla konuşmalarını sürdürdü.وكان يجب أن يتكلم بصراحه مع رئيس الوزراء منذ البداية.
Ampir üsluptaki türbe beyaz mermerlerle kaplıdır.الجدار الداخلي بأكمله مغطى بالرخام الأبيض .
Üslubun hoşuma gitti.يعجبني أسلوبك.
Eklî, uslu bir çocuktur.أكلي ولد مؤدب.
Genellikle usludur ama hırçınlaşabilir.Geralmente são benignos, mas podem ser malignos.
Crisp'in bağımsızlığı, sert üslubu ve tahmin edilemez tavrı yaşlılığında da devam etti.Crisp permaneceu fortemente independente e imprevisível na idade mais velha.
Eserde toplumun kötü yönlerini hicvetmekte; fakat bunu mizahi bir üslup ile yapmaktadır.As iniqüidades dos ímpios o prendem, e ele está preso nas cordas de seu pecado.
Celîde kendine özgü bir üslubu vardır.Existe uma devoção genuína alí.
Bu üslü sayıda 2 taban, n is üstür.Muito Gelo e Dois Dedos D'Água Elenco.
Müze binası neo-klasik bir üslupla yapılmıştır.O edifício foi construído em estilo neoclássico.
"Sebk-i Hindî (Hind Üslûbu)".Dainik Jagran (em hindi).
Küçük yaşta geçirdiği kekemelik,üslûbunu belirleyen olgulardan biri oldu.Foi uma daquelas coisas terríveis que você passa quando crianças.
Sorgularda olayları rahat bir tavır ve daha eğlenceli , komik bir üslupla anlatır.Faz coisas muito cômicas e fala de um jeito muito certinho e muito engraçado.
Balzac ve Stendhal’in romanları bu üsluptadır.Depois descobriu Balzac e Stendhal.
Zaten benim üslubum değildir.Ele não é parte do time.

İlgili Sayfalar