uslu uslu ile cümle
uslu uslu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Anne ve babası onun uslu, tatlı ve söz dinleyen bir kız olduğunu düşünürler.Os pais confiaram nela como uma menina religiosa e correta.
Ancak Emre Uslu bu iddiayı yalanladı.Soera Het Bedrog is een soera van de Koran.
Üslup sahibi bir kemani ve başarılı bir bestekâr idi.Hij was een God-drager en een God-gever".
Öğüt verici bir üslupla yazılmıştır.Die verzon echter een list.
Üslubu hemen hemen hiç değişmemiştir.Het interieur blijft nagenoeg onveranderd.
Gonzo gazeteciliği, Hunter S. Thompson'la özdeşleşmiş olan bir gazetecilik türü, bir makale üslûbudur.Lichtend voorbeeld is de Gonzo journalistiek van Hunter S. Thompson.
Bu üsluba "Balliol rhyme" adı verilir.De balsem wordt "balsem van Gilead" genoemd.
Maniyerizm (Üslupçuluk), yaklaşık 1520-1580 tarihleri arasında ortaya çıkmış olan bir sanat üslubudur.Maniërisme is de kunststijl tussen 1520 en 1580.
Masalsı ve şiirsel bir üslubu vardır.Herinneringen van en aan een zwijgende dichter.
Power tower (üslü kule), ara sıra kullanılır.Het streepje wordt zo nu en dan nog gebruikt.
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.Ook de genres waarin hij schrijft zijn uiteenlopend.
Godard Amerika adlı şeyle ilgili ne düşünüyorsa bu filmde bunları değişik bir uslupla dile getirmiştir.Godard heeft deze film door een Amerikaan laten financieren.
İnsan ve hayvanlar aşırı derecede üslüplaştırılmıştır.Dreszcze występują u człowieka oraz u zwierząt stałocieplnych.
Fakat bu benzerlik üslup açısından farklıdır.Ważniejsze niż podobieństwa są jednak różnice w tej analogii.
Darbelerle alay ediyorum elbette ama kendi üslubumla mizah yapıyorum.Samotnie dźwigam moje zadanie i jeśli trzeba, używam siły.
Çalışmalar Bilderberg Toplantıları'ndaki üsluba benzer bir şekilde yapılır.Uczestniczył w spotkaniach Grupy Bilderberg.
Üslubu hemen hemen hiç değişmemiştir.Wnętrze pozostało praktycznie bez większych zmian.
II. dönem meb'usluğu sırasında hastalanarak 15 Nisan 1925'te vefat etmiştir.W bardzo złym stanie zdrowia wyszedł z więzienia 25 maja 1956 r.
Endülüs bölgesinin saray mimari üslubunun en önemli örneği olarak kabul edilmektedir.Royal Pavilion uważany jest za jego najważniejszy przykład na Starym Kontynencie.
Çocukluğu Ege Uslu tarafından canlandırılmıştır.W dzieciństwie została cudownie uzdrowiona.
Neo-klasik üslûpta, 1890 yılında yapılmış geç tarihli bir yapı.Zbudowana w stylu neogotyckim, konsekrowana w 1898.
Gonzo gazeteciliği, Hunter S. Thompson'la özdeşleşmiş olan bir gazetecilik türü, bir makale üslûbudur.Gonzojournalistik är en journalistisk stil som skapades av Hunter S. Thompson.
Üslubu hemen hemen hiç değişmemiştir.Ljudet förblev praktiskt taget oförändrat.
Ancak eserin üslûbu dikkate alındığında bunun bir mübalağa olup olmadığı belirsizdir.Frågan är om hon visste att det var en bluff eller inte.
Kendine has bir hali ve üslubu olan Kazancı Bedih, bundan dolayı yörede "pir" diye çağrılıyordu.Дуже серйозний і самостійний, за що його і прозвали «дядьком».
Dempsey'in saldırgan üslubu ve olağanüstü boks gücü onu tarihin en popüler boksörlerinden biri yaptı.Його агресивний стиль і виняткова сила удару зробили його одним з найпопулярніших боксерів в історії боксу.
Bu üslü sayıda 2 taban, n is üstür.Скільки пар полюсів, стільки і щіток.
Genellikle usludur ama hırçınlaşabilir.Зазвичай в оповідках добрий, але може бути й лихим.
Üslubu hemen hemen hiç değişmemiştir.А ось начинка практично не змінилася.
Aralarında üslup farkı vardır.Між ними суттєві різночитання.
Klasik üslubuyla daha çok porte ve peyzaj türünde eserler verdi.Він додав коту більш округлі форми і миловидність.
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.Картини відрізняються також контрасністю.
Kendine özgü üslûbuyla rejimi eleştiren metinler üretti.Це дозволило йому сформувати незалежну критичну самосвідомість.
Üslup sahibi bir kemani ve başarılı bir bestekâr idi.Він був провісником і чудодійним цілителем.
Onun renkli ve çekici bir üslubu vardı.Він повинен був бути зовні красивий і привабливий.
İtalyan maniyerist üslubunda yağlı boya resim üzerinde çalışmalar yapmış bir ressamdır.Італійців знають у світі як творців картин олійними фарбами.
"Sebk-i Hindî (Hind Üslûbu)".«Цига́нська мадо́нна» (італ.
Sanat üslubu, stüdyonun ticari markasıdır.Její díla jsou obchodní značkou celého studia.
Üslûb-u hakîm, konuşanın, başkasına yapacağı sızlanışı kendi nefsine yapıyormuş gibi konuşmasıdır.Na místě redukovaného vokálu /ə/ se totiž vyslovuje , např. near (blízko) se v RP vysloví , zatímco v GA .
Üslubu hemen hemen hiç değişmemiştir.I forma uložení se téměř nezměnila.
Klasik musiki üslubunu ve repertuvarını öğrendi.Sbíral historické hudební nástroje a jejich repliky.
Hüzünlü bir üslûbu vardır.Má tuhý opěrný ocásek.
Ancak farklı eklektisist üsluplardan söz edilebilir.To lze ilustrovat následujícími ekvivalencemi.
Toplumsal ve politik süreç bir karakomedi türünde ve ironik bir üslupla ele alınır.Lidskou fázi charakterizuje demokracie a ironická reflexe.
Bununla birlikte eklektisizm bir üslup değil, bir davranış şekli olarak değerlendirilmelidir.Cu toate acestea, aplicarea unui tratament nu trebuie să fie arbitrară, ci să țină cont de o anume conduită.
Köyde bulunan bazı evlerde aynı Rus mimari üslubunda yapılmıştır.Deasupra pronaosului este amplasată clopotnița construită în stil rusesc.
Farklı bölümlerinin uslûbu tektir.Controlul diferitelor sale elemente.
Güldürmek esasına dayanıldığından üslûpta bir serbestlik göze çarpar.Unui îndemn la predare i se răspunde cu râsete zeflemitoare.
"Karanlık gerçekçi" olarak tanımlanan üslubuyla 100'den fazla esere imza attı.În Vechiul Testament găsim scris "miere" de peste 60 ori.
Victoria dönemi Londra'sında egemen olan mimarlık üslubunda binalar yapıldı.Aceștia sunt puși față-în-față cu crima organizată din Londra epocii victoriene.
Bu dönemde kendine özgü bir sembolist üslup geliştirdi.Ezen időszakban fejlesztette ki sajátos szimbolista stílusát.
Klasik üslupta yapılmıştır.Klasszikus összhangzattan.
Çeviren Hakan Uslu.Schöner Dezső fordítása az eredetiből.
Üslûba büyük önem verdi.Gyimesi Éva szíves figyelmébe.
Genelde sakin, uslu ve kibardır.Yleensä erittäin iloinen ja kiltti.
Üslubu hemen hemen hiç değişmemiştir.Kokoonpano oli muuttunut lähes kokonaan.
Ahmedbeyov tasarladığı yapılarında doğu ve batı mimarlığının üsluplarını birleştirirdi.Ben-Haim yhdisteli tuotannossaan lännen ja idän vaikutteita.
Klasik üslupta yapılmıştır.Kirja muodostui klassikoksi.
Bu eserlerin üslubu ilkel, fakat çarpıcı bir ifade biçimiyle kendini gösteriyordu.Prototyyppi osoittautui lupaavaksi, mutta liian raskaaksi.
Yazıların üslubu da farklılık arz ediyor.Η ποικιλία των αγγείων εντυπωσιάζει.