Ürktüğümü düşünüyorsun, değil mi?You think I'm scared, don't you?
Bu hayal gücünün ürünüdür.This is the fruit of your imagination.
Fince Macarca ve Estonya dili Ural dillerdirHungarian, Finnish, and Estonian are Uralic languages.
Bahaneler üretmek zorunda değilsin.You don't have to make excuses.
Mary yıllar boyunca güzellik ürünlerine binlerce dolar harcadı.Mary has spent thousands of dollars on beauty products over the years.
Burası biraz ürpertici, değil mi?It's kind of creepy in here, isn't it?
Tom çok ürkektir.Tom is very timid.
Tom üretkendi.Tom was productive.
Tom oldukça ürkek, değil mi?Tom is quite timid, isn't he?
Tom ürkek, değil mi?Tom is timid, isn't he?
Bu ev tüyler ürpertici.This house is creepy.
Bu çok ürpertici.This is very creepy.
Ürün eser miktarda fındık ve gluten içerebilir.The product may contain trace amounts of nuts and gluten.
Bu biraz tüyler ürpertici oluyor.This is getting kind of creepy.
Tom biraz ürkek görünüyor, değil mi?Tom seems a little jumpy, doesn't he?
Ürün kullanma kılavuzuna göre kullanılmalı.The product should be used according to the instructions for use.
Ürün tekrar işlenmemelidir.The product should not be reprocessed.
Urallara tırmanmak istiyorsan sen cesur bir kişisin.You're a brave soul if you want to climb the Urals.
Ben onların filmlerini üretmiyorum.I don't produce their films.
O bölgede, çok iyi tanınmış bir şarap üretilir.A very well known wine is produced in that region.
Sadece hayvansal ürünler kolesterol içerir.Only animal products contain cholesterol.
Türkiye birçok mineral üretir.Turkey produces a lot of minerals.
Bu plastik sincap Çin'de üretildi.This plastic squirrel was made in China.
Burada biraz ürpertici.It's a little creepy in here.
Burası biraz ürkütücü.It's a little spooky out here.
Senin için bahaneler üretmek zorunda kalmayı sevmiyorum.I don't like having to make excuses for you.
Tom bir şarap üreticisidir.Tom is a winemaker.
Tom ürperdi.Tom shuddered.
Bu erkekler için bir üründür.This is a product for men.
Onların hepsi hayal gücünüzün hayal ürünüdür.They're all figments of your imagination.
Tom siyah kediyi gördüğünde ürperdi.Tom shivered when he saw the black cat.
Daha fazla ürün satmanız gerekir.You need to sell more product.
Bu tüylerimi ürpertiyor.This is really creeping me out.
Tom şimdi biraz ürkütücü.Tom is a little creepy now.
Tom hafifçe ürperdi.Tom shivered slightly.
Onun ürpertici olduğunu düşündüm.I thought it was creepy.
Tom üretken, değil mi?Tom is productive, isn't he?
Bu filmi kim üretti?Who produced this movie?
Tom yeni bir fikir üretti.Tom came up with a new idea.
Biz, TV'de ürünlerimizin reklamını yaparız.We advertise our products on TV.
"Http://example.org/" bir URL'dir."http://example.org/" is a URL.
"Http://tatoeba.org/" Tatoeba'nın URL'sidir."http://tatoeba.org/" is the URL of Tatoeba.
Yeni ürünün satışları beklentileri aştı.The new product's sales exceeded expectations.
Deniz ürünlerine alerjim var.I'm allergic to seafood.
Ürünlerimizi kullanmak için mizah duygusuna sahip olmalısın.You must have a sense of humour to use our products.
Canavarın gerçekten kafasının arkasında gözleri vardı. Bu gerçekten ürperticiydi!The monster literally had eyes in the back of its head. It was really creepy!
Gerçekten tüyler ürpertici bir hikayeydi.It was a really creepy story.
Sadece organik ürünler alırım.I buy only organic products.
Şirket, ürünlerini kullanan tüketicilerin geri bildirimlerini memnuniyetle karşılıyor.The company welcomes feedback from consumers who use their products.
Yerel yönetim alkollü içkilerin üretimini yasakladı.The local government outlawed the production of alcoholic beverages.
Kraliçe kral için bir erkek varis üretemekte başarısız oldu.The queen failed to produce a male heir for the king.
Seyreltilmiş uranyumlu bombalar, ABD demokrasinin en etkili silahlarıdır.Depleted uranium bombs are US democracy's most effective weapon.
Onlar bu fabrikada her on dakikada bir araba üretirler.At this factory, they produce a car every ten minutes.
Uranüs atmosferi hidrojen, helyum ve metandan oluşur.Uranus' atmosphere is made up of hydrogen, helium, and methane.
Uranus'un kara, kaya parçaları şeklinde nesneleri içeren, onbir bilinen halkası vardır.Uranus has eleven known rings, which contain dark, boulder-sized particles.
Uranüs'ün bilinen 27 tane doğal uydusu vardır.Uranus has 27 known natural satellites.
Urbain Jean Joseph Le Verrier 1811'de Saint-Lô, Fransa'da doğdu.Urbain Jean Joseph Le Verrier was born in 1811 at Saint-Lô, France.
Ürkütücü bir sessizlik vardı.There was an eerie silence.
Burası çok ürpertici.It's creepy in here.
Birbirinizi tanıyıp kaynaşmanıza yardımcı olması için bazı oyunlar ürettik.To help you all get to know each other, we've created some games to break the ice!