Ana içeriğe geç
Sözlük

unsur ile cümle

unsur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bitiş tarihi bu olan veya bundan önce olan unsurları içersinInclude items with ending date on or before this date
Burada belirttiğiniz tarihten önce veya bu tarihte bitecek unsurları ara.Search for items with an ending date on or before the date you specify here.
Bu, yeni takvim unsurları oluşturmak için şu anda erişebileceğiniz bütün şablonların listesidir.This is a list of all the templates you have currently accessible for creating new calendar items.
Zaman tablosu ayrıntı görüntüleme unsurlarından zamanı devre dışı tutExclude time from timetable detail display items
Bu, tıklanabilir durum sütununa sahip, çok satırlı ve çok unsurlu güzel bir şablondur.A fancy multiline and multi item theme with a clickable status column
Toplumda suç unsurunun çeşitli yönleri ile ilgili farklı çalışmalar mevcut.There are different studies on many aspects of criminalization of society.
Koşi, Sırbistan’ı, Kosova’nın ulusal güvenliği açısından bir tehdit unsuru olara görüyor.He sees Serbia as a threat to national security.
Bunun yerine, çözüme yerli siyasi unsurlar arasında varılacak uzlaşmayla ulaşılmalı.Rather, the way forward must be reached through a consensus among domestic political factors.
Esasında soruna yol açacak herhangi bir mantıksal unsur mevcut değil.In fact, there are no logical elements that could amount to a problem.
Ve üçüncü unsur ise, ortak ekonomik pazar ve bu pazarda bulunacak yüksek kaliteli ürünler."And the third aspect is the common economic market and high quality products will find that market."
Braliç: Türkiye, bölgede ve bulunduğu coğrafyada barış ve istikrarın önemli unsurlarından biri.Bralic: Turkey is important for bringing peace and stability to the region and beyond.
Ancak KAIF’te geleneksel unsurlara dayalı olmayan şeyler de var.Yet, not everything about KAIF adheres to the traditional.
Tutumların Avrupalı bir unsura rastlamadım.I didn't find anything European in their attitude.
Kamu borçları, AK tarafından incelenecek unsurlardan biri. [Reuters]Public debt is one of the factors that will be examined by the EC. [Reuters]
Karayolu, Vlora limanını diğer altyapı unsurlarına bağlıyor. [AFP]The road connects Vlora's port with other infrastructure. [AFP]
Burada Dayton ve Ohri anlaşmalarının unsurlarını kolayca farketmek mümkün.One can easily discern aspects of the Dayton and Ohrid settlements.
Bütçe unsurları, IMF'nin Kosova ile arasındaki düzenlemesine son vermesine neden oldu.Budget elements have caused the IMF to end its arrangement with Kosovo.
Öte yandan, etnik bölünme Mitrovica'da yaşamı belirleyici bir unsur olmaya devam ediyor.Meanwhile, ethnic division continues to be a defining feature of life in Mitrovica.
Ayrıca bu unsurların ülkeye yönelttiği tehditler de hafife alınmamalıdır.And Macedonia cannot underestimate the threats they pose.
Ve işin kötüsü, tüm bu unsurlar sorumluluğu birbirine yüklüyor.And all these components pass the responsibility to each other.
Doğal faktörler enerji krizini etkilerken, bunda siyasi unsurların da rolü oldu.While natural factors influenced the energy crisis, political ones also played a role.
"Rahatsızlık yaratan unsurlar Federasyondaki İslamcı fanatiklerdir.""The disturbing factors are the Islamic fanatics in the Federation."
Knezeviç ""BH'de rahatsızlık yaratan unsur SC değildir." diyerek etnik söylemi gündeme getirdi."The RS is not the disturbing factor in BiH," said Knezevic, raising the ethnic rhetoric.
Otobüsler, pratik faydalarının yanı sıra Üsküp'e farklı bir görsel unsur da kazandıracak.Besides their practical benefit, the buses will introduce a distinctive visual element to Skopje.
Küçük bir şatoya benzeyen kulla, Kosova'nın mimari tablosunun belirgin bir unsurunu oluşturuyor.Resembling a small castle, the kulla is a distinctive feature in Kosovo's architectural landscape.
Eğer diyalog mümkünse, bu nasıl ve hangi uluslararası unsurların arabuluculuğu ile olabilir?If so, how, with what international mediation?
Ordumuz, sadece Balkanlar'da olmamak üzere büyük ölçüde bir istikrar unsuru olarak görülüyor.Our army is largely seen as a factor of stability, not only in the Balkans.
İlgili hiçbir unsurda yeni bir çatışma beklenmemektedir.No relevant factor is anticipating a new conflict.
Petrol fiyatları Sırbistan'da ancak dördüncü unsur olabilir.The oil price is only the fourth factor in Serbia," he added.
İyi performans gösteren ülkelerde, olumlu etkenler rekabetçilik unsurunu güçlendiriyor.Among the better performing countries, positive factors work together to reinforce competitiveness.
Arnavutluk'un yılbaşı sofrasının geleneksel unsuru olan hindi, bugünlerde 5 bin lekten gidiyor.Turkey, a traditional fixture on the Albanian New Year table, goes for 5,000 leks these days.
İkinci unsur brüt maaş kavramının getirilimesidir.The second segment is the introduction of the gross salary concept.
Suçun algılanması üzerinde güçlü etkiye sahip unsurlardan biri de kitle iletişim araçları.One factor that has a strong influence on perception of crime is the mass media.
Kültürel unsurların altını çizen rapor, bunun yanında ekonomik büyümenin önemine de dikkat çekiyor.While stressing cultural factors, the report also notes the significance of economic growth.
Analist, "Romanya'nın ekonomik toparlanma süreci dış unsurlar önünde hala kırılgan."Romania's economic recovery is still fragile before external factors.
Tomiç tarafından kaleme alınan senaryo, nefret değil nostalji unsurları taşıyor.The screenplay, also penned by Tomic, portrays a past without hatred with a glimmer of nostalgia.
Kimlik numarası nüfus daireleri için yeni bir unsur.The ID is a new component for civil offices.
Sizce kültür birleştirici bir unsur mu?Do you think that culture is a unifying factor?
Görevleriyse, yeni adreslerde yer alacak unsurları tanımlamak.Their task is to define the elements that will be included in the new addresses.
Bu ülke uluslararası unsurların yardımı olmadan işleyemez." dedi.This country can't function without the help of international factors," Topic said.
Başesgioğlu’nun öne sürdüğü paket çeşitli unsurlar içeriyor.The package proposed by Basesgioglu contains several elements.
Sergiler, konserler ve film festivalleri, yaz hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri oldu.Art exhibits, concerts and film festivals have become a vital part of summer life.
Siyasi mültecilik ve yalnızca hayatta kalma isteği artık anahtar unsurlar olmaktan çıkmış durumda.Political emigration and the desire for mere survival are no longer the key factors.
Bosch, "Her bir ayrımcı unsur çıkarılmalıdır." dedi."Every discriminatory element should be excluded," Bosch said.
Planın ana unsurlarından biri olan Gotovina davası ise artık çözüme kavuştu.One key element of the plan -- resolving the Gotovina case -- has now been fulfilled.
Bir diğer önemli unsur da yatırım ve istihdamı teşvik eden mali politikalar.Also important are business-friendly fiscal policies which stimulate investment and job creation.
PKK, 2009 yılında etkinliğini azaltsa da bir tehdit unsuru olmaya devam etti.While the PKK was less active in 2009, it continued to pose a threat throughout last year.
Kosova'daki siyasi unsurları atılacak adımları tanımlama amaçlı bir toplantıya davet edeceğim.I will invite the political subjects in Kosovo to a meeting to define the future steps of action.
Aciliyet duygusuna birden fazla unsur katkıda bulunurken, bazıları için bu, fırsat oldu.Several factors have contributed to the sense of urgency and, some say, opportunity.
Savunma en güçlü unsur.Defence is the strongest element.
Ivanov, Üsküp ile Atina'yı ayıranlara oranla birleştiren daha fazla unsur olduğunu da vurguladı.He stressed that there are more factors that link Skopje and Athens than divide them.
Tüm savaş boyunca orası benim ve ailem için bir tehlike unsuru oldu.All the war I saw it as a danger to me and my family.
Obama Türkiye'nin kutuplaşmış medya ve toplumunun bütün unsurlarından olumlu yorumlar aldı.Obama won positive reviews from all elements of Turkey's polarised media and society.
Bu tür konuşmalar elbette ki abartı unsuru içeriyor.Such talk is an exaggeration, of course.
HIV/AIDS'e karşı yürütülecek başarılı bir kampanyada pek çok unsur gerekiyor.A successful campaign against HIV and AIDS needs several elements.
Unsur, "İbo, hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen çok büyük bir müzisyendi." dedi."Ibo is our very great musician, loved by both the Turks and the Kurds," he said.
Analist, en son gelişmenin "belirleyici bir unsur" olacağını ileri sürdü.The latest development "will be the deciding factor", he suggested.
Geçen ay bakan, katliamlardan "kontrol dışı yerel unsurların" sorumlu olduğunu söylemişti.Last month the minister said "local elements without control" were responsible for the atrocities.
Festivale cazı ulusal halk müziklerinden unsurlarla birleştiren beş grup katılıyor.It features five groups that combine jazz with elements of their national folklore.
Bu yüzden, avro tahvilleri her türlü kriz durumunun temel unsurlarından biri olabilir."So Eurobonds might be an essential element of any crisis resolution."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod