Toprak kullanım politikasına karar verilirken bu unsurlar dikkate alınıyor mu?Werden diese Faktoren bei der Aufstellung von Flächennutzungsrichtlinien in Betracht gezogen?
Toprak kullanım politikasına karar verilirken bu unsurlar dikkate alınıyor mu?Zohľadňujú sa tieto faktory pri rozhodovaní o pravidlách využívania pôdy?
Toprak kullanım politikasına karar verilirken bu unsurlar dikkate alınıyor mu?Тези фактори взимани ли са под внимани, когато политиката за използване на земята е била решавана?
Toprak kullanım politikasına karar verilirken bu unsurlar dikkate alınıyor mu?Учитываются ли эти факторы при принятии решений по землепользованию?
Toprak kullanım politikasına karar verilirken bu unsurlar dikkate alınıyor mu?האם גורמים אלה נלקחים בחשבון בקביעת מדיניות לשימוש בקרקע?
Toprak kullanım politikasına karar verilirken bu unsurlar dikkate alınıyor mu?هل يتم أخذ هذه العناصر في الاعتبار عند تقرير سياسة استخدام الأرض؟
Toprak kullanım politikasına karar verilirken bu unsurlar dikkate alınıyor mu?決定には どんなコストが関連づけられているのでしょう?誰が払うのでしょう?
Tüm bu yeni unsurlar, kurumunAl deze
Tüm bu yeni unsurlar, kurumunAlla dessa nya komponenter
Tüm bu yeni unsurlar, kurumunAll diese Neuerungen
Tüm bu yeni unsurlar, kurumunAlle disse nye elementer vil gøre
Tüm bu yeni unsurlar, kurumunToate aceste
Tüm bu yeni unsurlar, kurumunTodos estes novos elementos
Tüm bu yeni unsurlar, kurumunTodos estos elementos nuevos
Tüm bu yeni unsurlar, kurumunTutti questi nuovi elementi
Ve aynı sorularının cevabını aldığında, bir unsur, özellikle bir unsur göze çarpıyordu.그녀의 설문지들이 돌아오기 시작했을 때, 하나 하나 들춰보면서 비로소 대부분의
Ve aynı sorularının cevabını aldığında, bir unsur, özellikle bir unsur göze çarpıyordu.וכאשר השאלונים עם נייר הקופי החלו לשוב אליה, קפץ לעיניים אך ורק דבר אחד,
Ve aynı sorularının cevabını aldığında, bir unsur, özellikle bir unsur göze çarpıyordu.وعندما بدأت النسخ الكربونية للاستفتاء بالعودة إليها، شيء واحد فقط برز
Ve aynı sorularının cevabını aldığında, bir unsur, özellikle bir unsur göze çarpıyordu.あるひとつのこと ただひとつのことが 科学者が夢見るような統計的明確さを伴って
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.Acho que é isto que faz o mundo um lugar maravilhoso.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.E penso che sia questo a rendere il mondo un posto meraviglioso.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.Et, je pense que c'est ce qui fait du monde un endroit merveilleux.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.그리고 저는 이것이 세상을 신비롭게 만든다고 생각합니다.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.S azt gondolom, ez az ami csodálatos hellyé teszi ezt a világot.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.Şi cred că asta este ceea ce face lumea un loc al mirării.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.To właśnie czyni go pięknym.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.Und genau das zeichnet die Welt als erstaunlich aus.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.Và tôi nghĩ điều đó biến thế giới thành một nơi tuyệt vời.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.Y yo creo que eso es lo que hace del mundo un lugar extraordinario.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.Мисля, че това прави света чудно място.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.ולדעתי זה מה שהופך את העולם למקום מופלא.
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.وأعتقد أن هذا هو ما يجعل العالم مكانا رائعا
Ve bence dünyayı harika bir yer yapan unsur da bu.そしてもちろん、冷たく無感情なものと感情との対決が
Ve bence ifade; şehrin ifadesi, kendi alanımızın ifadesi mimariye anlam yükleyen unsurdur.그러나 저는 표현해야 한다고 믿습니다. 도시나 우리가 살고 있는 그 곳을 표현하는 것입니다. 이는 건축물에 의미를 주지요.
Ve bence ifade; şehrin ifadesi, kendi alanımızın ifadesi mimariye anlam yükleyen unsurdur.Wierzę, że to właśnie siła wyrazu - miast czy naszej własnej przestrzeni - nadaje znaczenie architekturze.
Ve bence ifade; şehrin ifadesi, kendi alanımızın ifadesi mimariye anlam yükleyen unsurdur.ولكن أنا اؤمن انه هو التعبير التعبير عن المدينة, التعبير عن مساحتنا الخاصة هو الذي يعطي معنى للمعمار
Ve bence ifade; şehrin ifadesi, kendi alanımızın ifadesi mimariye anlam yükleyen unsurdur.街の表現性、我々自身の空間の表現性が 建築に意味を与えると信じています そしてもちろん、表現的な空間は静かにしていません
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.Acho que a arquitetura é assim, é radical.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.Das ist was die Architektur auszeichnet; das Radikale.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.Et je pense que l'architecture c'est ça, c'est radical.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.Io penso che questo sia l'architettura, radicale.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.건축은 급진적인 것입니다.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.S azt gondolom, hogy ez az, ami maga az építészet, radikális.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.Şi cred că aşa e arhitectura, radicală.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.Taka właśnie jest architektura.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.Và tôi nghĩ kiến trúc chính là sự khác biệt.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.Y creo que la arquitectura es eso, es radical.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.Мисля, че архитектурата е такава - тя е радикална.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.וזו לדעתי הארכיטקטורה. היא רדיקלית.
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.وهذا ما أظنه العمارة...هي جذرية
Ve bence mimarinin barındırdığı unsurlardan biri bu, mimari radikal.死んだ姿をホルムアルデヒドで保存する
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.Deze vrouw, Mevr. Young-Soon Han, heeft me alles geleerd wat ik weet over etniciteit, denk ik.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.Et cette femme, Mme Young-Soon Han, m'a enseigné le principal de ce que je sais sur les races.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.I ta kobieta, Pani Young-Soon Han, nauczyła mnie najwięcej o stosunkach rasowych.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.그리고 한영순이라는 이름의 이 여성은 제가 생각하기로는, 제가 인종에 대해 배워왔던 것의 대부분을 저에게 가르쳤어요.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.Nên người phụ nữ này, Cô Young-Soon Han, có lẽ cô là người làm tôi hiểu nhiều nhất về chủng tộc
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.Și aceasta femeie, domnișoara Young - Soon Han, cred că m-a învățat cele mai multe lucruri despre rasă.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.И эта женщина, Мисс Янг-Сун Хан, я думаю, научила меня почти всему, что я знаю о расе.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.וכך האשה הזאת, גברת יונג-סון האן, לימדה אותי להערכתי את רוב מה שאני יודעת אודות גזע.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.و إذا السيدة, يونغ-سُون هَـن, افترض انها اكثر شخصية علمتني عن العنصرية