un ile cümle
un kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un niyeti o kadar geç kalmak değildi.Tom didn't mean to be so late.
Tom'un niyeti bunun olması değildi.Tom didn't mean for this to happen.
Tom'un niyeti zarar vermek değildi.Tom didn't mean any harm.
Tom'un neyden hoşlanacağını bilmiyordu.Tom didn't know what Mary would like.
Tom, Mary'nin evinin John'unkine çok yakın olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that Mary's house was so close to John's.
Tom'un niyeti Mary'ye sorun yaratmak değildi.Tom didn't intend to cause Mary any trouble.
Tom'un kahvaltı için zamanı yoktu.Tom didn't have time for breakfast.
Tom'un ortaya çıkmaya yüzü yoktu.Tom didn't have the nerve to show up.
Tom'un ortaya çıkmamaya yüzü yoktu.Tom didn't have the nerve to not show up.
Tom'un Mary'ye köpeğine ne olduğunu söyleyecek yüzü yoktu.Tom didn't have the heart to tell Mary what had happened to her dog.
Tom'un Mary'nin ricasını reddedecek yüzü yoktu.Tom didn't have the heart to refuse Mary's request.
Tom'un gökyüzü dalışını deneyecek cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to try sky diving.
Tom'un Mary ile konuşacak cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to speak to Mary.
Tom'un bir hata yaptığını kabul edecek cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to admit that he had made a mistake.
Tom'un çalışmak için fazla zamanı yoktu.Tom didn't have much time for studying.
Tom'un başka bir şey yapacak yeterli zamanı yoktu.Tom didn't have enough time to do anything else.
Tom'un otomattan bir içecek satın almak için yeterli bozuk parası yoktu.Tom didn't have enough change to buy a drink from the vending machine.
Tom'un üzülecek bir şeyi yoktu.Tom didn't have anything to worry about.
Tom'un Mary'ye söyleyecek bir şeyi yoktu.Tom didn't have anything to say to Mary.
Tom'un niçin gidemiyeceğine dair bir nedeni yoktu.Tom didn't have any reason why he couldn't go.
Tom'un Mary'ye inanmamak için bir nedeni yoktu.Tom didn't have any reason not to believe Mary.
Tom'un Mary'nin ne demek istediğine dair hiçbir fikri yoktu.Tom didn't have any idea what Mary meant.
Tom'un tüm yardımları için Mary'ye teşekkür etme fırsatı olmadı.Tom didn't get a chance to thank Mary for all her help.
Tom'un dışarı gidecek hali yoktu.Tom didn't feel up to going out.
Tom'un canı konuşmak istemiyordu.Tom didn't feel like talking.
Tom'un canı hiç çalışmak istemiyordu.Tom didn't feel like studying at all.
Tom'un canı bir tiyatro koltuğunda iki saat oturmak istemiyordu.Tom didn't feel like sitting for two hours in a movie theater.
Tom'un onu yapmak için özel bir nedeni yoktu.Tom did it for no particular reason.
Tom'un liderimiz olmak için kesinlikle güveni var.Tom definitely has the confidence to be our leader.
Tom'un en büyük oğluyla kesinlikle sorunları var.Tom definitely had problems with his oldest son.
Tom'un kesinlikle en büyük oğluyla ilgili sorunları vardı.Tom definitely had problems with his oldest son.
Tom'un işi yaptırmak için kesinlikle yeterli zamanı var.Tom definitely had enough time to get the job done.
Tom, John'un yaptığını Mary'ye söylememeye karar verdi.Tom decided not to tell Mary about what John had done.
Tom, John'un yaptığını Mary'ye söylemenin onun işi olmadığına karar verdi.Tom decided it wasn't his job to tell Mary about what John had done.
Tom şu anda Boston'daki üniversiteye gidiyor.Tom currently goes to college in Boston.
Tom'un şu anda bir işi yok.Tom currently doesn't have a job.
Tom'un şu anda bir kız arkadaşı yok.Tom currently doesn't have a girlfriend.
Dün gece Tom'un gözüne uyku girmedi.Tom couldn't sleep a wink last night.
Gülmemek Tom'un elinde değildi.Tom couldn't help laughing.
Tom istese de Mary'yi unutamadı.Tom couldn't forget Mary even if he wanted to.
Tom'un böylesine pahalı bir gerdanlığı almaya asla gücü yetmedi.Tom could never afford to buy such an expensive necklace.
Açıkçası, Tom'un onun olmasına izin vermeye niyeti yoktu.Tom clearly didn't intend to let that happen.
Tm okul üniformasını giydi.Tom changed into his school uniform.
Öğretmen olmak istememde Tom'un kesinlikle hiçbir etkisi olmadı.Tom certainly hasn't inspired me to want to become a teacher.
Tom'un kesinlikle kalıpların dışında düşünme sorunu var.Tom certainly has trouble thinking outside the box.
Tom'un kesinlikle yeteneği var.Tom certainly has talent.
Tom'un kesinlikle bazı oldukça eski-moda fikirleri var.Tom certainly has some pretty old-fashioned ideas.
Tom'un kesinlikle şeylere farklı bakma şekli var.Tom certainly has a different way of looking at things.
Tom'un kesinlikle yeteneğine güveni var.Tom certainly has confidence in his ability.
Tom'un kesinlikle karizması var.Tom certainly has charisma.
Tom'un kesinlikle iyi eğitimli bir köpeği var.Tom certainly has a well-trained dog.
Tom'un kesinlikle çocukları ikna etme kabiliyeti vardır.Tom certainly has a way with children.
Kesinlikle Tom'un sigortası atmış.Tom certainly has a short fuse.
Tom'un kesinlikle bir emekli maaşı var.Tom certainly has a pension.
Tom'un kesinlikle güzel bir sesi var.Tom certainly has a nice voice.
Tom'un mutlu olmak için kesinlikle çok şeyi var.Tom certainly has a lot to be happy about.
Tom'un kesinlikle yüksek yerlerde çok sayıda arkadaşları var.Tom certainly has a lot of friends in high places.
Tom'un kesinlikle bu konu ile ilgili daha iyi bir anlayışı var.Tom certainly has a better understanding of this matter than I do.
Tom'un kesinlikle söyleyecek bir şeyi vardı.Tom certainly had something to say.
Tom'un kesinlikle anlatacak ilginç bir hikayesi vardı.Tom certainly had an interesting story to tell.