un ile cümle

un kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Dün Tom'un bana bakış şekli hakkında bir tuhaflık vardı.There was something odd about the way Tom looked at me yesterday.
Tom'un fikrini değiştirmek için söyleyebileceğim hiçbir şey yok.There's nothing I could ever say that would make Tom change his mind.
Tom'un fikrini değiştirecek söyleyebileceğim hiçbir şey yok.There's nothing I could ever say that would make Tom change his mind.
Tom'un parayı görülmeden çalabilmesinin yolu yoktur.There's no way that Tom could have stolen the money without being seen.
Tom'un eskiden Boston'da yaşadığından şüphe yok.There's no doubt that Tom used to live in Boston.
Tom'un geç kalma olasılığı var.There's a possibility that Tom will be late.
Tom'un ölmeden önce yapmak istediği birçok şey vardı.There were many things that Tom wanted to do before he died.
Tom'un botlarında biraz çamur vardı.There was some mud on Tom's boots.
Tom'un hırsız olduğuna dair su götürmez kanıt var.There is indisputable proof that Tom is the thief.
Tom'un davranış şekli ile ilgili çok sayıda şikâyetler olmuştur.There have been a lot of complaints about the way Tom behaves.
Tom'un burada olduğuna dair herhangi bir işaret yoktur.There aren't any signs that Tom has been here.
Tom'un şirketindeki işçiler daha kısa çalışma saatleri talep ediyorlar.The workers at Tom's company are demanding shorter working hours.
Polisler onun gırtlağı kesilmeden önce, Tom'un bıçaklandığını düşünmektedir.The police think that Tom was stabbed before his throat was slit.
Polisler Tom'un bisikletini buldu.The police found Tom's bicycle.
Polisler Tom'un cebinde bir intihar notu buldu.The police found a suicide note in Tom's pocket.
Duvardaki resim Tom'un geçen yaz yaptıklarından biridir.The picture on the wall is the one that Tom painted last summer.
Tom'un odadan ayrıldığı tek zaman tam öğle yemeği yememizden önceydi.The only time that Tom left the room was just before we ate dinner.
Bu olasılık Tom'un lehinde.The odds are in Tom's favor.
Masanın üstündeki sözlük Tom'unki.The dictionary on the desk is Tom's.
Bu sadece Tom'un tarzı.That's just the way Tom is.
Caddenin karşısındaki o yüksek bina Tom'un çalıştığı yerdir.That tall building across the street is where Tom works.
Oradaki o ev Tom'un yaşadığı yerdir.That house over there is where Tom lives.
O kamera Tom'un en değerli eşyası.That camera is Tom's most prized possession.
O kamera Tom'un en değerli varlığı.That camera is Tom's most prized possession.
Bazıları Tom'un fikrine itiraz ediyor.Some object to Tom's opinion.
Lütfen Tom'un söylediklerini not al.Please write down what Tom says.
Lütfen Tom'un söylediğini hatırla.Please remember what Tom said.
Lütfen 2.30'dan önce Tom'un beni aramasını rica et.Please ask Tom to call me before 2:30.
Tom'un söylediğinin bir kısmı gerçekti.Part of what Tom said was true.
O tür bir şeyi yapmaya ancak Tom'un cesareti vardı.Only Tom would have the guts to do that kind of thing.
Kimse Tom'un kitabı çaldığını görmedi.Nobody saw Tom steal the book.
Kimse Tom'un odadan ayrıldığını görmedi.Nobody saw Tom leave the room.
Onu Tom'un yaptığını kimse görmedi.Nobody saw Tom do it.
Tom'un odadan ayrıldığını kimse farketmedi.Nobody noticed Tom leave the room.
Kimse Tom'un esprilerine gülmedi.No one laughed at Tom's jokes.
Tom'un ne kadar tehlikeli olduğu belki sana hatırlatılmalı.Maybe you need to be reminded how dangerous Tom is.
Tom'un söylediği gibi, bu bir zaman kaybıdır.Like Tom said, this is a waste of time.
Tom'un çocuklarının ondan bir şey miras alması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom's children inherited anything from him.
Tom'un bu raporu yazmış olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom wrote this report.
Tom'un tek başına seyahat etmek istemesi çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will ever want to travel alone.
Tom'un kovulacak olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will be fired.
Tom'un o aylıkla çalışmayı kabul edecek olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will agree to work for that salary.
Tom'un kazada hayatta kalması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom survived the crash.
Tom'un evde o şekilde hareket etmesi çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom acts that way at home.
Tom'un suçluluğunu ispat etmek için bir delil çıkması çok olası değil.It's very unlikely that any evidence will turn up to prove Tom's guilt.
Tom'un yakın zamanda hapishaneden çıkacağı olası değil.It's unlikely that Tom will get out of prison anytime soon.
Tom'un eve geri dönmesi olası değil.It's unlikely that Tom will ever return home.
Tom'un mandolin çalmayı öğrenmesi pek olası değil.It's unlikely that Tom will ever learn to play the mandolin.
Tom'un toplantıya katılması pek olası değil.It's unlikely that Tom will attend the meeting.
Tom'un dışında birinin o işi almayı istemesi pek olası değil.It's unlikely that anyone besides Tom would consider taking that job.
Tom'un başını bu kadar çok belaya sokması şaşırtıcı.It's amazing how much trouble Tom is able to get into.
Tom'un arabasını yıkamasının bu kadar çok zaman alması şaşırtıcı.It's amazing how much time it takes Tom to wash his car.
Tom'un her hafta bu kadar çok para harcaması şaşırtıcı.It's amazing how much money Tom spends every week.
Tom'un çocuklarına bu kadar az zaman harcaması şaşırtıcı.It's amazing how little time Tom spends with his children.
Onun hepsi Tom'un hatası.It's all Tom's fault.
Tom'un üniversiteden mezun olmadığı ortaya çıktı.It turns out that Tom never graduated from college.
Yeni ofisinde çalışmaya alışması Tom'un birkaç haftasını aldı.It took Tom a few weeks to get used to working in his new office.
Tom'un gelip gelmemesi benim için farketmez.It doesn't make any difference to me whether Tom comes or not.
Tom bir şey unutmuyor mu?Isn't Tom forgetting something?
Tom'un şimdiye kadar burada olmaması tuhaf değil mi?Isn't it strange that Tom isn't here by now?

İlgili Sayfalar