Ana içeriğe geç
Sözlük

umutsuz ile cümle

umutsuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Ele soprou as bochechas, e seus olhos estavam eloqüente de desespero.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Er blies die Backen auf, und seine Augen waren eloquent der Verzweiflung.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Felrobbantott ki az arcán, és a szeme ékesszóló a kétségbeesés.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Ha fatto esplodere le guance, ei suoi occhi erano eloquente di disperazione.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Han blåste ut hans kinder, och hans ögon var vältaliga av förtvivlan.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Hän puhalsi ulos hänen poskiaan, ja hänen silmänsä olivat kaunopuheinen epätoivon.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.He izdihnila licih, in njegove oči so bile zgovorno obupa.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Hij blies zijn wangen op, en zijn ogen waren welsprekende van wanhoop.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Il gonfla ses joues, et ses yeux étaient éloquent de désespoir.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Ông thổi ra má của mình, và đôi mắt của mình hùng hồn tuyệt vọng.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Zdmuchnął jego policzki, a oczy wymowne rozpaczy.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Zhasili tváre, a jeho oči boli výrečný zúfalstva.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Zhasil tváře, a jeho oči výmluvný zoufalství.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Ενεφύσησεν από τα μάγουλά του, και τα μάτια του ήταν εύγλωττη της απελπισίας.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Він надув щоки, і очі його були красномовним відчаю.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Он надул щеки, и глаза его были красноречивым отчаяния.
O yanaklarını üfledi ve gözleri umutsuzluk dokunaklı.Той духна бузите му и очите му бяха красноречив на отчаянието.
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Allora è una causa senza speranza?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Czy więc nie można nic na to poradzić?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Deci, este aceasta o cauză disperată?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Dus is dit een hopeloze zaak?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?É então uma causa perdida?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Est-ce donc une cause perdue ?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Ist es also eine hoffnungslose Angelegenheit?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Jadi apa tidak ada harapan lagi?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?그래서 이것은 가망없는 것인가요?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Så är detta en hopplös sak?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?¿Será esta una causa perdida?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Takže je to beznadějný případ?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Vagyis ez egy reménytelen ügy lenne?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Vậy đây có phải là một nguyên nhân không có cách giải quyết?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Οπότε μήπως ο αγώνας είναι μάταιος;
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Дали това не е изгубена кауза?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?Неужели все безнадежно?
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?אם כך, האם זוהי מטרה חסרת סיכוי
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?إذاً هل هي قضية ميئوسٌ منها؟
O zaman bu umutsuz bir amaç mı?それは違います
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Dom' profesor, m-ați convins că nu avem nicio șansă.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Professore, mi ha convinto che tutto questo è senza speranza.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Professzor, engem meggyőzött, ez reménytelen.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Przekonał mnie pan. Nie ma nadziei.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Thưa giáo sư, ông vừa khiến tôi phải tin rằng việc này thật thất vọng.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Herr Professor, Sie haben mich davon überzeugt, dass es hoffnungslos ist.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."교수님, 이건 가망성이 없는 문제라는 것을 확신시켜 주시는군요.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Profesor, me ha convencido de que no hay esperanza.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Profesor, presvedčili ste ma, že je to beznádejné.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Professor, u heeft me ervan overtuigd dat dit hopeloos is.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Καθηγητά, με πείσατε ότι αυτό είναι μάταιο.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Профессор, вы убедили меня, что дело безнадёжно.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."פרופסור, שכנעת אותי שזה חסר-תקווה. חסר-תקווה.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz." بروفيسور لقد اقنعتني ان الامر ميؤوس منه,ميؤوس منه.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz.打つ手はありません」
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Професоре, убедихте ме, че това е безнадежно.
Romalı şair Terrence'in dediği gibi, "Ne kadar umutsuzsam aşkım o kadar ateşli olur."Ahogy a költő Terence, a római költő mondta egyszer, azt mondta:
Romalı şair Terrence'in dediği gibi, "Ne kadar umutsuzsam aşkım o kadar ateşli olur."Jako jeden římský básník jednou řekl, řekl, "Menší je moje naděje, a o to žhavější je moje láska."
Romalı şair Terrence'in dediği gibi, "Ne kadar umutsuzsam aşkım o kadar ateşli olur."Rimski pesnik Terentius je enkrat rekel, manjše kot je upanje, bolj vroča je moja ljubezen.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Av rus og sorg skal du bli full - et ødeleggelsens og herjingens beger er din søster Samarias beger.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.budeš naplnená opilosťou a zármutkom; bude to pohár hrôzy a spustošenia, pohár tvojej sestry Samárie.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.De embriaguez e de dor te encherás, do cálice de espanto e de assolação, do cálice de tua irmã Samária.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.det er fuldt af Beruselse og Stønnen, et Bæger med Gru og Rædsel er din Søster Samarias Bæger.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod