(Gelecek hakkında umutlu musunuz?)(앞으로는 잘 될거라고 생각하세요?)
(Gelecek hakkında umutlu musunuz?)¿Se siente Ud. optimista sobre el futuro?
Kesinlikle umutluyum.Tengo confianza en el futuro ¡Por supuesto!
Kesinlikle umutluyum.おそらく政府内にいるやる気に満ち溢れた人たちや
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.De todos modos, teníamos curiosidad y esperanza y aun así queríamos intentarlo.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Dù thế nào đi nữa, chúng tôi tò mò và đầy hi vọng và vẫn muốn tiễn chúng ra đi.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Hoe dan ook, we waren nieuwsgierig en hoopvol en wilden het toch proberen.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Însă eram curioase și încrezătoare și voiam oricum să încercăm. MW:
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Jednak byłyśmy ciekawe, pełne nadziei i wciąż chciałyśmy spróbować.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.어쨌거나 저희는 호기심과 희망을 가졌고, 여전히 도전해보고 싶었어요.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Malgré ça, nous étions curieuses, pleines d'espoir, et nous voulions tenter notre chance.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Mas estávamos curiosas e cheias de esperança e queríamos tentar. MW:
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Mi azonban kíváncsiak voltunk, reménykedtünk, és mindenképpen meg akartuk próbálni.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Namun kami penasaran dan masih berharap, serta masih ingin mencobanya.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Nicméně, byly jsme zvědavé a doufající a stále jsme to chtěly zkusit.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Noi eravamo comunque curiose e fiduciose e volevamo provarci.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Trotzdem waren wir neugierig und voller Hoffnung und wollten es immer noch versuchen.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.V každom prípade, my sme boli zvedavé a plné nádeje a tak sme tento nápad chceli zhmotniť.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Vseeno sva bili radovedni in polni upanja in sva hoteli poskusiti.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Εν πάση περιπτώση, ήμασταν περίεργες και αισιόδοξες και θέλαμε ακόμη να το δοκιμάσουμε.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.Так или иначе, мы были любопытными, не теряли надежды и хотели осуществить нашу идею.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.על כל פנים, היינו סקרניות ומלאות תקווה, ועדיין רצינו לנסות את זה.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.مع ذلك, كنا فضوليين ومتفائليين وأردنا أن نقوم بمحاولة.
Ne olursa olsun, Meraklı ve umutluyduk ve hala bir deneme yapmak istiyorduk.それでも やってみたいと思いました このアイデアをもとに ジニーと私は
Öfke, olumlu değişimler yaratmak konusunda uzun bir tarihe sahip ama buna ek olarak, umutluyum da.역사적으로 분노는 긍정적인 변화를 가져오는데 항상 기여해왔습니다. 그리고 저는 분노하기도 하지만 희망을 가지고 있습니다.
Öfke, olumlu değişimler yaratmak konusunda uzun bir tarihe sahip ama buna ek olarak, umutluyum da.Vi borde alla vara arga. Ilska har en lång historia av att föra med sig positiv förändring.
Öfke, olumlu değişimler yaratmak konusunda uzun bir tarihe sahip ama buna ek olarak, umutluyum da.Wut hat in der Geschichte oft positiven Wandel bewirkt, aber zusätzlich zu meiner Wut habe ich auch Hoffnung.
Öfke, olumlu değişimler yaratmak konusunda uzun bir tarihe sahip ama buna ek olarak, umutluyum da.Гнев исторически побуждал к действию, но я не только зла, я ещё надеюсь на перемены.
Öfke, olumlu değişimler yaratmak konusunda uzun bir tarihe sahip ama buna ek olarak, umutluyum da.الغضب له ماض طويل في التغيرات الإيجابية. لكن بالإضافة إلى غضبي يملؤني الأمل.
Öfke, olumlu değişimler yaratmak konusunda uzun bir tarihe sahip ama buna ek olarak, umutluyum da.しかし怒っているのと同様に 私は希望を持ってもいます なぜなら私は人間の持っている能力を 強く信じているから
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.1人ひとりが世界を変えられると
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.A játékosok szuper hatalommal megáldott, reményekkel teli individuumok.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Gamerii sunt indivizi puternici și plini de speranță.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Gamers zijn super-bekrachte, hoopvolle individu's.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Game thủ là những người siêu cường và luôn hy vọng.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Gracze to pełne nadziei osoby o potężnych możliwościach.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Hráči jsou supermocní jednotlivci plní naděje.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Hráči sú ľudia s výnimočnými schopnosťami a plní nádeje.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.I giocatori abituali sono individui di grande ottimismo dotati di super-poteri.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.게이머는 극한의 자율성을 부여받은 희망적인 개인입니다.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Les joueurs sont des individus pleins d'espoir et surpuissants.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Los jugadores son individuos optimistas con superpoderes.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Os jogadores são indivíduos com um superpoder potencial.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Spelare är super-kapabla och hoppfulla individer.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Spieler sind super-mächtige, hoffnungsvolle Individuen.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Spillere er håbefulde individer med superkræfter.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Οι παίκτες είναι παντοδύναμα, αισιόδοξα άτομα.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Геймеры — это суперзаряженные надеждой личности.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.Геймърите са супер-упълномощени, обнадеждени индивиди.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.גיימרים הם אנשים מועצמים ובעלי תקווה.
Oyuncular süper güçlendirilmiş umutlu bireylerdir.لاعبين متفائلين ومتحمسين
Siz en önemli süper güçlerden biri olarak kalacaksınız ve ilk defa en umutlu süper güç olacaksınız.Ale vy zůstanete jednou z nejdůležitějších velmocí a velmocí dodávající nejvíce naděje v nadcházejícím čase.
Siz en önemli süper güçlerden biri olarak kalacaksınız ve ilk defa en umutlu süper güç olacaksınız.Az USA marad az egyik nagy, ha nem a legnagyobb szuperhatalom. És ma a legreménytelibb hatalom.
Siz en önemli süper güçlerden biri olarak kalacaksınız ve ilk defa en umutlu süper güç olacaksınız.Dar voi veți rămâne una din cele mai importante superputeri. Și cea cu mai multe speranțe, pentru moment.
Siz en önemli süper güçlerden biri olarak kalacaksınız ve ilk defa en umutlu süper güç olacaksınız.그렇지만 여러분은 가장 중요한 초강대국 중 하나입니다. 그리고 앞으로도 가장 희망적인 초강대국일겁니다.
Siz en önemli süper güçlerden biri olarak kalacaksınız ve ilk defa en umutlu süper güç olacaksınız.Αλλά θα παραμείνετε μία από τις σπουδαιότερες υπερδυνάμεις. Η πιο ελπιδοφόρα υπερδύναμη,προς το παρόν.
Siz en önemli süper güçlerden biri olarak kalacaksınız ve ilk defa en umutlu süper güç olacaksınız.Но вие ще останете една от най-важните суперсили. И най-надеждната суперсила, за време напред.
Siz en önemli süper güçlerden biri olarak kalacaksınız ve ilk defa en umutlu süper güç olacaksınız.Но вы останетесь одной из самых важных держав, на которую возлагается больше всего надежд.
Siz en önemli süper güçlerden biri olarak kalacaksınız ve ilk defa en umutlu süper güç olacaksınız.Та ви залишатиметесь одним з таких суперменів, який подає найбільшу надію на майбутнє.
Siz en önemli süper güçlerden biri olarak kalacaksınız ve ilk defa en umutlu süper güç olacaksınız.אבל אתם תמשיכו להיות אחת ממעצמות-העל החשובות ביותר, ומעצמת-העל שמעניקה הכי הרבה תקווה, כרגע.