Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Nie obchodzi ich, czy Geoff jest zdenerwowany, że nie może iść do banku.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.No importaba. Y no les importa que Geoff estuviera enojado porque no podía ir al Banco.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Nu-i interesează dacă Geoff e supărat că nu ajunge la bancă.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Och de bryr sig inte om ifall Geoff är upprörd över att han inte kan gå till banken.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Og de er ligeglade med at Geoff er oprevet over at han ikke kan komme i banken.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Und es ist ihnen egal, ob Geoff sich darüber aufregt, dass er nicht zur Bank gehen kann.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Και δεν τους ενδιαφέρει αν ο Τζεφ στενοχωρήθηκε που δεν μπορεί να πάει στην τράπεζα.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.И те не се интересуват дали Джеф е разстроен, че не може да отиде до банката.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Их также не волновало: расстроится ли Джефф, что не сможет прийти в банк.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.І вони також не переймалися, чи Джефф засмучений, що він не може піти в банк.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.ולא היה איכפת להם אם ג'ף מעוצבן
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.و لا يهمّهم إن كان (جيف) منزعجا لأنه ليس بإمكانه الذهاب إلى البنك. ابحث عن بنك آخر!
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.佢哋都唔在乎我 係咪因為去唔到銀行而發火
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.関係なかったんです 嫌なら他に行けば? でもどこも一緒でしょ?
Gerçekten umursamaz.Ce n'est pas nécessaire.
Gerçekten umursamaz.Daar geeft dit apparaat helemaal niet om.
Gerçekten umursamaz.Das kümmert das Gerät nicht wirklich.
Gerçekten umursamaz.Ezekre egyáltalán nincs szükség.
Gerçekten umursamaz.Isso realmente não importa.
Gerçekten umursamaz.그런 것은 문제가 되지 않습니다.
Gerçekten umursamaz.Nie przejmuje się tym.
Gerçekten umursamaz.Non ce n'é veramente bisogno.
Gerçekten umursamaz.Nu prea contează.
Gerçekten umursamaz.Realmente no importa.
Gerçekten umursamaz.Tất cả đều không ảnh hưởng gì.
Gerçekten umursamaz.За устройството всъщност няма значение.
Gerçekten umursamaz.Это не имеет значения.
Gerçekten umursamaz.למערכת לא איכפת מכל זה. היא רק מחפשת את הנקודה הכי חמה,
Gerçekten umursamaz.في الحقيقة إنها لا تهتم بذلك
Gerçekten umursamaz.ただ最高温度の位置を探し
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.A szerencsétlen megvetni való, gondolja, a ki boldog; ez vár azokra, a kiknek lábok roskadoz.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Au malheur le mépris! c`est la devise des heureux; A celui dont le pied chancelle est réservé le mépris.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Dispreţ în nenorocire! -iată zicerea celor fericiţi: dă brînci cui alunecă cu piciorul!
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.I Ulykke falder de fromme, den sorgløse spotter Faren, hans Fod står fast, mens Fristen varer.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Ja, med förakt ses olyckan av den som står säker; förakt väntar dem vilkas fötter vackla.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Kamu menghina orang celaka, sedang hidupmu aman; orang yang hampir jatuh kamu beri pukulan
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.평안한 자의 마음은 재앙을 멸시하나 재앙이 실족하는 자를 기다리는구나
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Lòng người nào ở an nhiên khinh bỉ sự tai họa. Tai họa thường sẵn giáng trên kẻ nào trợt chơn vấp ngã.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Lòng người nào ở an_nhiên khinh_bỉ sự tai_họa . Tai_họa thường sẵn giáng trên kẻ nào trợt chơn vấp_ngã .
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Nesreči gre po mnenju lahkoživca preziranje; pripravljeno je tistim, ki jim omahuje noga.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Opovrhnutou fakľou, podľa mienky toho, kto žije bezpečne, je ten, kto stojí blízko tých, ktorých noha klesá.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.«Per la sventura, disprezzo», pensa la gente prosperosa, «spinte, a colui che ha il piede tremante»
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Pochodně zavržená jest (podlé smýšlení člověka pokoje užívajícího) ten, kterýž jest blízký pádu.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Ten, co jest upadku bliski, jest pochodnią wzgardzoną człowiekowi, według myśli pokoju zażywającemu.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Turvassa olevan mielestä sopii onnettomuudelle ylenkatse; se on valmiina niille, joiden jalka horjuu.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Ulykken fortjener bare forakt efter de trygges mening; forakt venter dem hvis fot vakler.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.und ist ein verachtet Lichtlein vor den Gedanken der Stolzen, steht aber, daß sie sich daran ärgern.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Zij die in welvaart leven, maken degenen belachelijk die maar net het hoofd boven water kunnen houden.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Ο κινδυνευων να ολισθηση με τους ποδας ειναι εις τον στοχασμον του ευτυχουντος ως λυχνος καταπεφρονημενος.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Так презрен по мыслям сидящего в покое факел, приготовленный для спотыкающихся ногами.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.Тоя, чиито нозе са близо до подхлъзване, Е като презрян светилник в мисълта на благополучния.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.לפיד בוז לעשתות שאנן נכון למועדי רגל׃
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.للمبتلي هوان في افكار المطمئن مهيّا لمن زلت قدمه.
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.安 逸 的 人 心 裡 藐 視 災 禍 . 這 災 禍 常 常 等 待 滑 腳 的 人
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.安逸 的 人心裡藐視災禍.這災禍 常常 等待 滑腳 的 人
Kongo'da devam eden yıkıcı savaştı ve Dünyanın umursamazlığı.Benne volt a folyamatban lévő pusztító kongói háború és a világ közömbössége.
Kongo'da devam eden yıkıcı savaştı ve Dünyanın umursamazlığı.Bol pretrvávajúcou ničivou vojnou v Kongu a ľahostajnosťou sveta.
Kongo'da devam eden yıkıcı savaştı ve Dünyanın umursamazlığı.Byla to stále trvající ničivá válka v Kongu a lhostejnost světa.
Kongo'da devam eden yıkıcı savaştı ve Dünyanın umursamazlığı.C"était la guerre incessante qui dévastait le Congo et l'indifférence du monde.
Kongo'da devam eden yıkıcı savaştı ve Dünyanın umursamazlığı.Det var det fortsatta ödeläggande kriget i Kongo, och världens likgiltighet.