Ve bu bağlantıları yaparkenki umudum, insanların düşüncelerinde bir kısa devre oluşturmaktır.Wat ik hoop te doen, wanneer ik die connecties maak, is het denken van mensen kortsluiten.
Ve bu bağlantıları yaparkenki umudum, insanların düşüncelerinde bir kısa devre oluşturmaktır.Και αυτό που επιθυμώ να κάνω όταν κάνω αυτές τις συνδέσεις είναι να βραχυκυκλώσω τη σκέψη των ανθρώπων.
Ve bu bağlantıları yaparkenki umudum, insanların düşüncelerinde bir kısa devre oluşturmaktır.А онова, което се надявам да направя, когато създам тези връзки, е късо съединение в мисленето на хората.
Ve bu bağlantıları yaparkenki umudum, insanların düşüncelerinde bir kısa devre oluşturmaktır.ומה שאני שואפת לעשות, כשאני יוצרת את הקישורים הללו, היא לגרום לקצר בחשיבה של אנשים.
Ve bu bağlantıları yaparkenki umudum, insanların düşüncelerinde bir kısa devre oluşturmaktır.و ما آمل أن أفعله ، عندما أصنع هذه الروابط، هو ربط تفكير الناس مثل الدائرة
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Bude "bytostně nenávistné".
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Ce sera une hostilité désespérée.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Điều đó sẽ dẫn đến thái độ thù địch trong tuyệt vọng.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Disperata ostilita'.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Es wird verzweifelte Feindseligkeit sein.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Het wordt wanhopige vijandigheid.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.곧 절망적인 적대행위로 나타나지요.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Será de hostilidad desesperada.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Será uma hostilidade desesperada.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.To wrogość pozbawiona nadziei.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Va fi unul de ostilitate disperată.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Θα είναι απελπιστική εχθρότητα.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Би било отчайваща враждебност.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.Результатом станет отчаянная враждебность.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.זו תהיה עויינות מייאשת.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.ستكون خصومة يائسة.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.生き残るためには
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.A nosím ho s sebou vážně jako symbol těžkého úkolu a jako symbol naděje.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.E me la porto in giro come simbolo, davvero, della sfida e anche della speranza.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.És mindenhova magammal viszem, mint a kihívás és egyben a remény szimbólumát.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Et je l'emporte partout avec moi comme une sorte de symbole de ce problème. et aussi d'espoir.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Eu trago-o comigo como um símbolo do desafio e também da esperança.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Ik draag hem bij me als een symbool, in feite, van de uitdaging en ook de hoop.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.그리고 저는 이 컵을 도전, 그리고 또 희망의 상징으로 가지고 다닙니다.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.la llevo conmigo como símbolo del desafío y también de la esperanza.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Och jag bär denna omkring som en symbol för utmaningen men också för hopp.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Saya membawa-bawa ini sebagai sebuah simbol, dari tantangan dan juga harapan.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Şi eu o port cu mine drept un simbol, drept vorbind, al provocării şi, în acelaşi timp, al speranţei.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Und ich trage ihn bei mir als ein ernsthaftes Symbol einer Herausforderung und der Hoffung
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Và tôi luôn mang nó bên mình như một biểu tượng thực sự của sự thử thách và niềm hy vọng.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Wożę go ze sobą jako symbol... wyzwania, ale i nadziei.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Την κουβαλάω μαζί μου σαν σύμβολο της πρόκλησης αλλά και της ελπίδας.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Нося я с мен навсякъде, като символ, всъщност за трудностите, но също така и на надеждата.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.Эту кружку я вожу с собой как символ - в прямом смысле - трудностей и символ надежды.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.ואני נושאת אותו איתי כסמל, באמת, של האתגר וגם של התקווה
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.وأنا أحمله معي كرمز، للتحدي وأيضاً للأمل.
Ve bunu gerçekten bir davet ve aynı zamanda umudun sembolü olarak taşıyorum.これは挑戦と希望の 象徴なのです 1日カップ1杯の食物で
Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.私は 少年達と毎週火曜日に
Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.والتوازن يقود الى الامل .
Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.우리는 희망을 가질 수 있습니다.
Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.וסובלנות מביאה לתקווה.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Aber in einer plastikverpackten und -verliebten Welt hat er auch dafür nicht viel Hoffnung.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Ale w świecie opartym na plastykowych opakowaniach, nawet na to nie ma zbyt wielkich nadziei.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.A plasty omotaný a zabalený svět tomu také nedává valnou naději.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Dan dalam dunia yang dibungkus plastik, dia juga tidak bisa berharap banyak.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.És egy műanyag- és csomagolásmániás világban, erre sem lát sok esélyt.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Et dans un monde conditionné et emballé dans le plastique, il n'a pas beaucoup d'espoir en cela non plus.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.그리고 플라스틱으로 뒤덮인 이 세상이 계속되는 한 그는 어떤 희망도 가질 수 없다고 합니다.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Maar in een in plastic gewikkelde en verpakte wereld, houdt hij ook hierop niet veel hoop over.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Ma in un mondo dove tutto è confezionato e imballato, nutre poche speranze anche su questo.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Mutta muoviin käärityssä ja pakatussa maailmassamme, hän ei pidä yllä toivoa siitäkään.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Num mundo embalado em plástico, ele também não tem muita esperança nisso.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Och i denna värld av plastförpackningar är inte det något han ser som möjligt.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Và trong một thế giới bọc nhựa, gói túi ni lông, ông cũng chẳng dám hi vọng nhiều vào điều đó.
Ve plastikle sarmalanmış, paketlenmiş bir dünyada, onun bu çözümden de fazla umudu yok.Vo svete zabalenom v plaste však nevidí veľkú nádej ani pre toto riešenie.