Arapça (Umman)Arabisk (Oman)
Arapça (Umman)Arabo (Oman)
Arapça (Umman)Arabski (Oman)
Arapça (Umman)Arabsky (Omán)
Arapça (Umman)arabština (Omán)
Arapça (Umman)아랍어 (오만)
Arapça (Umman)Αραβικά (Ομάν)
Arapça (Umman)Арабский (Оман)
Arapça (Umman)Арабски (Оман)
Arapça (Umman)Арабська (Оман)
Arapça (Umman)アラビア語 (オマーン)
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Anh ấy không ngờ đi làm về nhà lại thấy Hải Trình Nô Lệ, nhưng thế đấy.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Dia tidak mengira bahwa sampai di rumah dia akan menuju ke Middle Passage, namun memang demikian.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Ele não esperava voltar para casa do trabalho, para a Passagem do Meio, mas aconteceu.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Él no esperaba volver a casa del trabajo a la Travesía del Atlántico, pero allí estábamos.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Er hatte nicht erwartet, direkt von der Arbeit in der "Middle Passage" zu landen.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Hij verwachtte niet thuis na zijn werk de Middenpassage aan te treffen, maar ja.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Il ne s'attendait pas vraiment à rentrer chez lui en plein Passage du Milieu, mais bon c'est arrivé.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.집에 돌아와 중간 항로를 만나리라고 생각하지는 못했어요.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Lui non si aspettava di tornare a casa dal lavoro per il Passaggio Intermedio, ma andò così.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Nem számított rá, hogy munkából hazaérve a Középső Út fogja fogadni, de ez van.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Δεν περίμενε να γυρίσει σπίτι από την δουλειά του στο Μεσαίο Πέρασμα, αλλά εκεί πήγε.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Він не очікував, що прийде з роботи, а там буде епізод з Серединного проходу.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Папа не ожидал вернуться с работы и оказаться на Рабском пути, но так уж вышло.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Той не очакваше да се върне от работа в Средния пасаж, но отиде.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.לחזור הביתה מהעבודה למעבר המרכזי,
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.ان يأتي من العمل الى (الممر الأوسط)
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.奴隷船に乗せられていて びっくりしたようですが(笑)
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.De eerste: je kunt mensen daadwerkelijk veiliger maken en hopen dat het ze opvalt.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Egy: valóbban biztonságot szolgáltatsz az embereknek és reméled észreveszik.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Erstens können sie Leute tatsächlich Sicherheit geben und hoffen, dass sie es bemerken.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.첫번째는 실제로 안전하게 만든 후에 사람들이 안전함을 깨닫게 하는 것이고
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Một, bạn có thể làm cho mọi người thực sự an toàn và hy vọng họ để ý.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Pierwszy, możesz sprawić, że ludzie będą rzeczywiście bezpieczni i mieć nadzieję, że to zauważą.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Prima, poți asigura securitatea omenilor și speri că vor observa.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.První: skutečně lidi ochráníte a doufáte, že si toho všimnou.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Prvý, môžete ľudí spraviť bezpečnejšími a dúfať, že si to všimnú.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Satu, anda benar-benar mengamankan orang dan berharap mereka sadar akan hal itu.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Uma, podem fazer as pessoas sentirem-se realmente seguras e esperar que elas reparem.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Une, vous pouvez mettre vraiment les gens plus en sécurité et espérer qu'ils le remarquent.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Uno, potete rendere la gente davvero sicura e sperare che se ne accorga.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Uno, pueden hacer que la gente realmente esté segura y esperar que se den cuenta.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Πρώτον, μπορούν να κάνουν τους ανθρώπους πράγματι ασφαλείς και να ελπίσουν ότι εκείνοι θα το παρατηρήσουν.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Единият е да създадете сигурност за хората и да се надявате те да го забележат.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.Первый — можно реально защитить людей и надеяться, что они обратят внимание.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.אחת, אפשר לגרום לאנשים להיות באמת בטוחים ולקוות שישגיחו בכך.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.الأولى، هي جعل الناس حقا بأمان و التمني أنهم سيتنبهون.
Biri, insanların güvenliğini sağlamak ve farketmelerini ummak.人々が気付くのに期待するか もしくは安心感を提供して
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Azt hiszem hajlamosak vagyunk azt remélni, hogy a dolgok úgy alakulnak, ahogy mi szeretnénk,
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Cred că tendinţa noastră e să sperăm că lucrurile vor iesi aşa cum vrem noi să iasă, mai tot timpul.
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Creo que nuestra tendencia es esperar que las cosas salgan como queremos, muchas de las veces.
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Je crois que nous avons tendance à espérer que les choses se réalisent comme nous le voulons, bien souvent.
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Jeg tror vores tendens er at håbe på at tingene udarter sig som vi gerne vil have de gør meget af tiden.
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.제생각에는 우리는 일들이 결국 우리가 원하는대로 드러날거라고 바라는 경향이 있죠.
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Mamy tendencję, żeby przez większość czasu liczyć na to, że sprawy same się jakoś ułożą.
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Myslím, že ľudia majú sklon veriť, že veci sa vyvinú tak, ako chcú, aby sa vyvinuli väčšinou.
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Penso che abbiamo la tendenza di sperare che le cose andranno nel modo in cui vogliamo, il più delle volte.
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Penso que a nossa tendência é esperar que as coisas vão dar ao que esperamos.
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Saya pikir kita cenderung berharap bahwa dunia akan berubah sesuai yang kita mau pada umumnya.
Çoğu zaman, olayların istediğimiz gibi olmasını umma eğilimimiz vardır.Tôi nghĩ chúng ta có khuynh hướng hy vọng mọi chuyện sẽ biến đổi thay cách ta muốn