Ana içeriğe geç
Sözlük

ucun ile cümle

ucun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Chris, ucundan tutabilir misin?Chris, mógłbyś przytrzymać ten koniec?
Chris, ucundan tutabilir misin?Chris, puoi prendere l'estremità del metro?
Chris, ucundan tutabilir misin?Chris, si pudieras tomar el extremo de la cinta
Chris, ucundan tutabilir misin?Chris, zou je het uiteinde van het meetlint kunnen pakken?
Chris, ucundan tutabilir misin?줄자 그쪽 끝을 잡아 주시겠어요?
Chris, ucundan tutabilir misin?On va vous montrer le diamètre à hauteur de poitrine d'un séquoia géant.
Chris, ucundan tutabilir misin?Și, Chris, poți să prinzi capătul ruletei?
Chris, ucundan tutabilir misin?Wir zeigen Ihnen jetzt den Durchmesser eines Coast Redwood in Brusthöhe.
Chris, ucundan tutabilir misin?Крис, би ли могъл да хванеш края на тази рулетка?
Chris, ucundan tutabilir misin?Крис, не могли бы вы взять конец этой рулетки?
Chris, ucundan tutabilir misin?כריס, האם תוכל לקחת את קצה סרט המדידה?
Chris, ucundan tutabilir misin?و"كريس"، هل تستطيع أن تمسك لو سمحت بطرف شريط القياس ذاك.
Chris, ucundan tutabilir misin?大きなセコイアの木の
Çin Hükümeti'nin de şeffaflık anına rastgelmiş olacak, onlar da ipin ucunu bıraktılar.A Číňané se tehdy, v jednom z příležitostných období mediální otevřenosti, rozhodli, že to nechají být.
Çin Hükümeti'nin de şeffaflık anına rastgelmiş olacak, onlar da ipin ucunu bıraktılar.De Chinezen waren wat meer open... en besloten het maar te laten gaan.
Çin Hükümeti'nin de şeffaflık anına rastgelmiş olacak, onlar da ipin ucunu bıraktılar.그냥 미디어를 내버려두기로 결정했습니다. 시민 보도를 흘러가게 두자고 한 것이죠.
Çin Hükümeti'nin de şeffaflık anına rastgelmiş olacak, onlar da ipin ucunu bıraktılar.Majd a kínaiak egy média iránt nyitottabb időszakuk során elhatározták, hogy hagyják ezt történni.
Çin Hükümeti'nin de şeffaflık anına rastgelmiş olacak, onlar da ipin ucunu bıraktılar.Si atunci chinezii, intr-una din perioadele lor de deschidere mediatica au decis ca e cazul sa-i dea drumul.
Çin Hükümeti'nin de şeffaflık anına rastgelmiş olacak, onlar da ipin ucunu bıraktılar.Y entonces los chinos, en uno de sus períodos de apertura a los medios decidieron que lo dejarían pasar.
Çin Hükümeti'nin de şeffaflık anına rastgelmiş olacak, onlar da ipin ucunu bıraktılar.И тогава китайците, в един от периодите им на медийна отвореност, решиха, че ще оставят нещата така.
Çin Hükümeti'nin de şeffaflık anına rastgelmiş olacak, onlar da ipin ucunu bıraktılar.ואז הסינים, באחת מתקופות הפתיחות התקשורתית שלהם, החליטו לאפשר את זה.
Çin Hükümeti'nin de şeffaflık anına rastgelmiş olacak, onlar da ipin ucunu bıraktılar.قرروا أن يدعوها تمر هذه المرة وبأنهم سيدعون هذا التقرير المجتمعي أن يطير
Çin Hükümeti'nin de şeffaflık anına rastgelmiş olacak, onlar da ipin ucunu bıraktılar.これを放置することにしました 市民が報道するに任せたのです
Çizdiğimiz x artı y vektörü x'in başlangıcından y'nin ucuna gitmenin en kısa yoludur. -Esa mirada, esta es una manera mucho más eficiente de conseguir de este punto a este punto de salir aquí y
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Coloquei borracha na ponta da pinça para não esmagar o vidro.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Et j'ai mis du caoutchouc autour du bout de la pince pour qu'elle n'écrase pas le verre.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Ho messo della gomma attorno alle punte delle pinzette, per non rovinare il vetro.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Ik verzamelde rubber om de uiteinden zodat het glas niet zou breken.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.그 쪽집게 끝 부분에는 고무를 씌워서 유리가 부스러지지 않게 했고요.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Otuliłem końcówki szczypców gumą, aby nie zmiażdżyć szkła.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Po krajoch pinzety som dal gumu, aby sa sklo nepolámalo.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Si am pus cauciuc in jurul capatului pensetei asa incat sa nu strivesca sticla.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Tôi quấn miếng cao su cuối cái nhíp để nó không đè bẹp miếng kính.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Und ich befestigte Gummi an den Ende der Pinzette, um das Glas nicht zu zerbrechen.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Y puse goma en la punta de la pinza para que no dañara el vidrio.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.И я прикрепил резину к кончикам щипцов, чтобы они не давили на стекло.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.Увих края на пинсетата с гума, за да не троши стъклото.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.שמתי גומי מסביב לקצה של הפינצטה בשביל שהיא לא תמחץ את הזכוכית.
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.وركبت المطاط على طرفي الملقط لكي لا أكسر الزجاج
Cımbızın ucuna lastik koydum ki camı ezmesin.そして優しくこすり始めたんだ
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.1人は町の反対側で算数の家庭教師 1人は近所でラクロス
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Az egyik gyermek matekórákat vesz a város távoli végén.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Een van die kinderen volgt bijles wiskunde aan de andere kant van de stad.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Eines der Kinder gibt Mathe-Nachhilfe am anderen Ende der Stadt.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Jedno z dzieci udziela korepetycji po drugiej stronie miasta.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.그 들 중 한 명은 동네에서 먼 곳에서 수학 과외를 받고
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Một đứa học thêm toán ở phía bên kia thị trấn.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Salah satu anak mereka mengajar matematika di sisi kota yang jauh.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Un des enfants donne des cours particuliers de maths de l'autre côté de la ville.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Uno de esos niños tiene tutoría de matemáticas en el lado lejano de la ciudad.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Uno dei figli fa il tutor di matematica dall'altra parte della città.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Ένα από τα παιδιά κάνει μαθηματικά στην άλλη άκρη της πόλης.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Едно от тях помага по математика на другият край на града.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.Одна дитина підробляє репетитором із математики на другому кінці міста.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.У одного из них репетитор по математике на другом конце города.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.אחד הילדים האלה נותן שיעורי חשבון בצד המרוחק של העיר.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.واحد من أولئك الأطفال، يدرّس رياضيات في الطرف البعيد من المدينة.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Det ena krafsade på ena änden av pinnen, det andra barnet lyssnade på andra änden.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Det ene kradsede på pindens ende, et andet barn lyttede i den anden ende.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Een krabde aan het eind van de stok, het ander luisterde aan de andere kant.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod