Bununla beraber maliyetleri çok ucuzdu.Nende hind osutus odavaimaks.
Dolayısıyla, primer ve ters transkriptaz, RNA'nın 3' ucuna taşınmalıdır.Seega praimer ja pöördtranksriptaas peavad ümber paiknema viraalse RNA 3’-otsa.
Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü değerinden çok ucuza satmak zorunda kalır.Liiga kallist toodet tarbijad ei osta, liiga odavalt müües ei ole tootjatel huvi enam toota.
Yolun batı ucunda, yol ile suyolu arasındaki arazinin genişliği çok daralır.Üksinda on maantee peal poole lühemgi maa vahel raskem.
B.C.'nin başkenti, Vancouver Adası'nın (Vancouver Island) güney ucunda konumlanmış olan Victoria'dır.Provintsi pealinn on Vancouveri saarel paiknev Victoria.
Şehir Altın Boynuz'un ucunda Çin ve Kuzey Kore sınırları yakınlarında yer almaktadır.Linn asub Jaapani mere rannikul, Hiina ja Põhja-Korea piiri lähedal Kuldsarve lahe kallastel.
Omurilik omurga kanalının son ucuna kadar uzanır.Õisiku mõõtmed suurenevad kuni viimase õie puhkemiseni.
Tarsus’ların ucunda üç adet tırnak yer alır.Kivikalme juures on ka kolmest tarandist tarandkalme.
Bükülü kablo çiftinin ucuna RJ-45 konnektörü takılır.Ühendamiseks kasutatakse RJ-45 pistikuid.
Bu yorumun nasıl ucuna takıldığı açık değil.Pole arusaadav, kuidas niisugust mõju käsitada.
Ucuz iş gücü.Halvat tööliste liikumine.
Kağıt poşet; bir ucu açık, kâğıttan yapılmış çanta.Paberkott on paberist valmistatud kott.
Nemorino bilmemektedir, ama bu ilaç şişesi sadece ucuz şarap ihtiva etmektedir.Metallilist tsinki ei loeta mürgiseks, kuid vabad tsingi ioonid lahuses on väga mürgised.
Tüm tüylerin ucu beyazdır.Järelikult kõik luiged on valged.
Latin harfli gazeteye geçişte promosyon da başladı, ucuzluk kuponları verildi.Ladinakeelsete raamatute turg ammendus ning välja hakati andma odavaid rahvakeelseid raamatuid.
Bahsi geçen kişiler ise masalara yaslanarak otururlar ve odanın en ucunda beraber içerler."Küllap ka müüri peal istuvatele meestele, kes koos teiega peavad sööma oma rooja ja jooma oma kust!"
Sumatra adasının kuzey ucunda bulunur.Hõlmab Sumatra saare põhjapoolse otsa.
Çekil sık sık deneylerde aşırı basıklara gitmemişi ucuz bir alternatif olarak kullanılır.Keerukate alternatiivide puhul on aga summaarseid kulusid näitajana tihti üsna raske tõlgendada.
Naissaare limanının kendi yangın tankı ve adanın güneydoğu ucundaki Hülkar yangın tankı da bulunuyor.Sadama lähistel asub ka Naissaare sadama tulepaak ning saare kagutipus Hülkari tulepaak.
14 defa daha ucuza alabilirsiniz.Als je je brandstof op de maan kunt vinden.
14 defa daha ucuza alabilirsiniz.달에서 연료를 찾을 수 있다면 말이죠.
14 defa daha ucuza alabilirsiniz.אם תוכלו למצוא דלק על הירח.
14 defa daha ucuza alabilirsiniz.إذا كان يمكنك أن تجد الوقود على سطح القمر.
14 defa daha ucuza alabilirsiniz.今から13年前、米国防総省がほとんど知られていない
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.1986-ban volt annyi eszem, hogy hozzáadjak egy koncerttermet az épület északi végéhez, miközben építettem.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.1986년에 음악홀을 만들어야겠다는 생각이 들었어요. 건물을 짓는 사이 든 생각인데 북쪽 끝자락이면 좋겠더군요.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.En 1986, tuve la astucia de agregar un teatro al extremo norte del edificio mientras lo estaba contruyendo.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.Nel 1968 avevo in mente di aggiungere un anfiteatro alla fine dell'ala nord mentre la stavo costruendo.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.В 1986 меня посетила мысль поместить концертный зал в северной части здания, которое я строил.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.През 1986, докато се строеше залата реших, че трябва да има концертна зала в севернита й страна.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.ב-1986 הייתה לי השראה להוסיף אולם מוזיקה בצפון הבניין בזמן הבנייה שלו.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.في عام 1968 خطر ببالي ان اضع قاعة للموسيقى في الجهة الشمالية للمبنى اثناء بناءه.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.ミュージックホールを入れたいと 考えていました ディジー・ガレスピーという男が現れて そこで演奏しました
19 Yaşındaki Frege aktör olmanın aklının ucundan bile geçmediğini söylüyor.Frege, de 19 años, confesó que nunca se le había pasado por la mente ser actor.
19 Yaşındaki Frege aktör olmanın aklının ucundan bile geçmediğini söylüyor.Ibrahim Frege, âgé de 19 ans, raconte qu'il n'avait jamais pensé à faire l'acteur.
% 1 Arka Ucu bulunamadı% 1 백엔드를 찾을 수 없습니다
% 1 Arka Ucu bulunamadı%1 バックエンドが見つかりません
% 1 Arka Ucu bulunamadıEi% 1- taustaosaa
% 1 Arka Ucu bulunamadıGeen %1-backend gevonden
% 1 Arka Ucu bulunamadıGränssnitt för% 1 hittades inte
% 1 Arka Ucu bulunamadıIngen% 1- maskine fundet
% 1 Arka Ucu bulunamadıKein %1-Treiber gefunden
% 1 Arka Ucu bulunamadıNão foi encontrada a infra- estrutura% 1
% 1 Arka Ucu bulunamadıNebol nájdený žiadny% 1 backend
% 1 Arka Ucu bulunamadıNebyl nalezen žádný% 1 backend
% 1 Arka Ucu bulunamadıNem található% 1 nevű modul
% 1 Arka Ucu bulunamadıNessun motore %1 trovato
% 1 Arka Ucu bulunamadıNici un suport% 1 găsit
% 1 Arka Ucu bulunamadıNie znaleziono obsługi% 1
% 1 Arka Ucu bulunamadıNi moč najti hrbtenice za% 1
% 1 Arka Ucu bulunamadıNo se ha encontrado el motor %1
% 1 Arka Ucu bulunamadıPas de moteur « & #160; %1 & #160; » trouvé
% 1 Arka Ucu bulunamadıTak ada Ujung Belakang% 1 yang ditemukan
% 1 Arka Ucu bulunamadıΔε βρέθηκε σύστημα υποστήριξης του% 1
% 1 Arka Ucu bulunamadıБиблиотека% 1 не найдена
% 1 Arka Ucu bulunamadıНе е открито ядро за% 1
% 1 Arka Ucu bulunamadıНе знайдено фонової програми% 1
% 1 Arka Ucu bulunamadıלא נמצא ממשק% 1
% 1 Arka Ucu bulunamadıلا توجد خلفية% 1
% 1 arka ucu kurulu değilA infra- estrutura% 1 não está instalada