Halley'in Kuyruklu yıldızı her seksen yılda bir uğrar.Halley's Comet comes round once every eighty years.
New York'u ziyaret ettiğimde, sana uğrarım.I'll look you up when I visit New York.
O, ofisten eve giderken ara sıra bu kitapçıya uğrar.Every now and then he drops in at this bookstore on his way home from the office.
Ben eve giderken kitapçıya uğrardım.I used to drop in at the bookstore on my way home.
Tokyo'ya gittiğimde her zaman onun evine uğrarım.I always drop in at her house when I go to Tokyo.
Zamanım olursa, uğrarım.If I have time, I'll drop in.
Kim uğrarsa uğrasın, kapıyı açmamalısın.No matter who may call, you must not open the door.
O, haftada bir kez uğrar.He comes round once a week.
O, bazen bana uğrar.He sometimes drops in on me.
O her dışarı gidişinde kitapçıya uğrar.Every time he goes out, he drops in at the bookstore.
Onlar sık sık bizi görmek için uğrarlar.They often drop in to see us.
Onlar sık sık evime uğrarlar.They often drop in at my house.
Bir bozayı tarafından saldırıya uğrarsam ne yapmalıyım?What should I do if I'm attacked by a grizzly bear?
Eğer zamanın varsa, 3 civarında ofisime uğrar mısın?If you have the time, could you stop by my office around 3:00?
Onu yaparsan hayal kırıklığına uğrarım.I'd be disappointed if you did that.
Buraya uğrar mısın?Would you come over here?
Daha sonra uğrarım.I'll stop by later.
Tom çok hayal kırıklığına uğrardı.Tom would be so disappointed.
Tom uğrarsa, lütfen ona bu belgeyi verin.If Tom drops by, please give him this document.
Bu tren Wimbledon'a kadar olan tüm istasyonlara uğrar.This train calls at all stations to Wimbledon.
Tom bu şekilde konuştuğunuzu duyarsa hayal kırıklığına uğrar.If Tom heard you talk that way, he'd be disappointed.
Tom arada bir uğrar.Tom comes around once in a while.
Tom her zaman uğrar.Tom comes over all the time.
Tom ara sıra uğrar.Tom comes around now and then.
Tom bazen bana uğrar.Tom sometimes drops in on me.
Tom bizimle gelmezse hayal kırıklığına uğrarım.I'll be disappointed if Tom doesn't come with us.
Onun doğum günü partisine gitmesek Tom muhtemelen hayal kırıklığına uğrar.Tom would probably be disappointed if we didn't go to his birthday party.
Eğer onun partisine gitmesek Tom son derece hayal kırıklığına uğrar.Tom would be terribly disappointed if we didn't go to his party.
Tom sık sık uğrar ve bizim yüzme havuzunda tur yüzer.Tom often comes over and swims laps in our swimming pool.
Tom her zaman bize uğrardı ve bizimle takılırdı.Tom used to come over all the time and hang out with us.
Umarım Tom bugün yerime uğrar.I hope Tom comes over to my place today.
Tom Boston'tayken uğrar.Whenever Tom is in Boston, he stops by.
Onun meslektaşlarının geri dönüşümü olmadığında Mary hayal kırıklığına uğrar.Mary gets frustrated when her colleagues do not recycle.
Tom gün aşırı uğrar bize.Tom visits us every other day.
Kolayca hayal kırıklığına uğrar mısın?Are you easily frustrated?
Bunu yapsaydın, Tom hayal kırıklığına uğrardı.Tom would be disappointed if you did that.
Tom kazanmasaydı hayal kırıklığına uğrardım.I'd be disappointed if Tom didn't win.
Babası arada eve uğrar ama uzun süre hiç kalmaz.His father comes home once in a while, but he never sticks around for long.
Bu emirlere uymazsan hayal kırıklığına uğrarım.I'd be disappointed if you were to disobey these orders.
Yarın akşam uğrarsam sıkıntı olur mu?Would you mind if I dropped by tomorrow evening?
Londra kanalizasyonunda iki işçi görünmeyen bir güç tarafından saldırıya uğrar.In the sewers of London, two workers are attacked by an unseen force.
Azmuth'a ulaşmaya çalışırken, Vilgax tarafından saldırıya uğrarlar.While attempting to reach Azmuth, they are attacked by Vilgax.
İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar."And people are surprised by the losses!"
11 Aralık: Hendaye’de José Iradier saldırıya uğrar ve yaralanır.December 11: Attack on José Iradier in Hendaye, injured.
Aynı anda, Andrea ve ciny, gardırobun üstünde bir kişi tarafından saldırya uğrar.At the same moment, Andrea and Cindy are attacked by the spirit on top of the wardrobe.
Eve dönen Clary annesinin kaybolduğunu öğrenir ve bir iblis tarafından saldırıya uğrar.Returning home, Clary finds her mother missing and is then attacked by a demon.
Eğer ikisinden biri ölmek zorundaysa özbilinçliliğin etkinliği başarısızlığa uğrar.However, if one of the two should die, the achievement of self-consciousness fails.
Yolu daha çok ilerlemesine rağmen, isim değişikliğine uğrar.When you are far away, change your name.
Newt bir metro tünelinde Credence ile konuşurken Graves'in saldırısına uğrar.Newt finds Credence hiding in a subway tunnel, but he is attacked by Graves.
Ama kısa aralarla yavrunun yanına uğrar.You suddenly find your little baby.
Bütün ülkede boydan boya görünerek, Ukrayna nakşı kaynak bölgeye bağlı olarak değişime uğrar.Appearing all across the country, Ukrainian embroidery varies depending on the region of origin.
Antarktika'ya giden gezi gemileri de buradan hareket eder ya da uğrarlar. ^ isp.)To set upon the West Indian ships as they came or went."
Sebastian hayal kırıklığına uğrar ve Veronica ile evlenmekten vazgeçer.Deeply disappointed, she marries Sebastian.
İlkbaharda kuzey bölgeleri kuş akınlarına uğrar.In the autumn, birds arrive from the north.
Yavaş yavaş krater ve ejekta, mikrometeoritler ve daha küçük darbelerle çarpma erozyonuna uğrarlar.Gradually the crater and its ejecta undergo impact erosion from micrometeorites and smaller impacts.
Randy bir şey tarafından saldırıya uğrar ve vücudunda büyük bir çizik olduğunu görür.Randy is attacked and discovers a large scratch on his torso.
Şiddetli El Niño olaylarında, Humboldt akıntısının ekosistemi karışıklığa uğrar.In severe El Nino events, the ecosystem of the Humboldt current is disrupted.
Oluşturulduktan sonra diazokson, dejenere olduğu için tekrar biyotransformasyona uğrar.Once formed diazoxon is biotransformed again as it is degenerated.
Mısırlar olgunlaştığı zaman, mısır tarlaları da rakun'un gece baskınına uğrar.Like amphiumas, they are able to cross land on rainy nights.
Fenoller esterifikasyona uğrarlar.Phenols undergo esterfication.