Ana içeriğe geç
Sözlük

uğraşmak ile cümle

uğraşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ona uğraşmak anlamsız.It's nonsense to try that.
Böyle bir sorun ile uğraşmak zordur.Such a problem is hard to deal with.
Benim işimde her tür insanla uğraşmak zorundayım.In my job I have to deal with all kinds of people.
Ben başka bir şey yapmadan önce bu mektupla uğraşmak istiyorum.I want to deal with this letter before I do anything else.
Yeni malzemelerin geliştirilmesi ile uğraşmaktadır.He is engaged in developing new materials.
Onun patronu ile uğraşmak zordur.Her boss is hard to deal with.
O, sosyal hizmetler ile uğraşmaktadır.She is engaged in social work.
Kanser hastaları sıklıkla bulantı nöbetlerini azaltmakla uğraşmak zorundadır.Cancer patients often have to deal with debilitating bouts of nausea.
Felsefeyle uğraşmak nasıl öleceğini öğrenmektir.To philosophize is to learn how to die.
Tom'la uğraşmak zordur.Tom is hard to deal with.
Aynı eski sorunla her yıl uğraşmak zorundayız.We have to deal with the same old problem year after year.
Şu an bu sorunla uğraşmak istemiyorum.I don't want to deal with this problem now.
Şimdi onunla uğraşmak zorunda olmak istemiyorum.I don't want to have to deal with it right now.
Sadece şu anda onunla uğraşmak istemiyorum.We just don't want to deal with that right now.
Tom uğraşmak istediğim kişi türü değil.Tom isn't the type of person I want to deal with.
Tom'un şu anda onunla uğraşmak istemediği açık.It's clear Tom doesn't want to deal with it at this time.
Sonunda Tom'u odasını temizlemeye ikna etmek için uğraşmaktan vazgeçtim.I finally stopped trying to persuade Tom to clean his room.
Bu sorunla uğraşmaktan bıktım.I'm tired of dealing with this problem.
Meseleyle uğraşmakla görevlendirildim.I was assigned to deal with the matter.
Şu anda bu sorunla uğraşmak için çok yorgunum.I'm too tired to deal with this problem right now.
Bununla uğraşmak zorundayız, Tom.We have to deal with this, Tom.
Şimdi bununla uğraşmak zorundayım.We have to deal with this now.
Önce onunla uğraşmak zorundayız.We have to deal with that first.
Onunla tek başına uğraşmak zorunda kalacaksın.You'll have to deal with that by yourself.
Şimdi bununla uğraşmak zorunda değiliz.We don't have to deal with this right now.
Daha önce hiç polisle uğraşmak zorunda kalmamıştım.I've never had to deal with the police before.
Tom Mary ile uğraşmak istemedi.Tom didn't want to deal with Mary.
Aptal insanlarla uğraşmak için en iyi yol nedir?What's the best way to deal with stupid people?
Evrak işleriyle uğraşmak için onun aldığı zamanı azaltmak istiyorum.I want to reduce the time it takes to deal with the paperwork.
Tom kendi başına onunla uğraşmak zorunda kalacak.Tom is going to have to deal with that on his own.
Esperanto hareketi her zaman 'ebedi başlayanlar' sorunu ile uğraşmak zorunda kalmıştır.The Esperanto movement has always had to grapple with the problem of 'eternal beginners'.
Keşke bununla uğraşmak zorunda olmasam.I wish I didn't have to deal with this.
Ben bununla uğraşmak istemiyorum.I don't want to deal with it.
Ben sadece onunla uğraşmak zorundayım.I just have to deal with it.
Bununla uğraşmak istemedim.I didn't want to deal with it.
Daha önce bununla uğraşmak zorunda kalmadık.We haven't had to deal with this before.
Bu konu ile uğraşmak zorundayız.We have to deal with this issue.
Günün sonundan önce onunla uğraşmak zorundayız.We have to deal with that before the end of the day.
Onunla uğraşmak zorundayız.We have to deal with that.
Tom bu tür problemlerle uğraşmak için eğitilmiştir.Tom is trained to deal with these kinds of problems.
Tom, tehditlerle uğraşmak için eğitildi.Tom is trained to deal with threats.
Onunla uğraşmak zaman alacak.It'll take time to work through that.
Artık kredi kartlarıyla uğraşmak zorunda olmamak bir rahatlıktır.It's a relief not to have to deal with credit cards anymore.
Bununla uğraşmak zaman alacaktır.It's going to take time to work through that.
Tom yarın bununla uğraşmak zorunda kalacak.Tom is going to have to deal with that tomorrow.
Beni etkilemek için bu kadar çok uğraşmak zorunda değilsin.You don't have to try so hard to impress me.
Sami artık bununla uğraşmak istemiyor.Sami doesn't want to deal with this anymore.
Artık bununla uğraşmak istemiyorum.I don't want to deal with this anymore.
Yaklaşık 6200 çiftçi tütün tarımı ile uğraşmaktadır.Approximately 6200 farmers engaged in tobacco farming.
HUAC'ın faaliyetlerini, "Bugün en Amerikan karşıtı bir durumla uğraşmak zorundayız.He called HUAC's activities "the most un-American thing we have to contend with today.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.She planned to return to college to study health and exercise studies.
UNIX'de olduğu gibi, Mach da donanımla uğraşmak için bir sürücü kavramını tutar.As with UNIX, Mach keeps the concept of a driver for handling the hardware.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.You did not want to fuck with him.
Günümüzde kitap çevirmenliğiyle uğraşmaktadır.The translation of this book is currently under way.
Diğer siyah ve beyaz mahkûmlar onula uğraşmak isterler.Both the Black and White Guardian⁠s sought it.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.His father also hunted.
1993 yılında müzik kariyeri başlayan O'neal rap tarzı müzikle uğraşmaktadır.Beginning in 1993, O'Neal began to compose rap music.
Ayrıca reklamcılık, pazarlama, emlakçılık ve yayıncılıkla da uğraşmaktadır.I even handle the finances, distribution, and publicity.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.He likes surfing and flirting with girls.
Bir kısım aile arıcılık ile uğraşmaktadır.We're all sitting here talking family entertainment.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod