uğraşma ile cümle

uğraşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.É a única ameaça, a única influência com a qual o recife teve de lidar.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.E' l'unica minaccia, l'unica influenza che la barriera ha dovuto affrontare.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Es ist die einzige Bedrohung, der einzige Einfluss, mit dem das Riff fertig werden muss.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Es la única amenaza, la única enfermedad que tenía que enfrentar el arrecife.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Este singura ameninţare, singura influenţă cu care reciful trebuie să se descurce.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Het is de enige bedreiging de enige invloed waar het rif mee te maken kreeg.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Itulah satu-satunya ancaman, satu-satunya hal yang harus dihadapi oleh terumbu karang ini.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Je to jediná hrozba, jediný vliv, se kterým se korál musí vypořádat.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Je to jediná hrozba, jediný vplyv, s ktorým sa koralový útes musí vyrovnať.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.산호초가 이겨내야 하는 단 하나의 위협, 단 하나의 영향입니다.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.To tylko groźba, jedyny wpływ, z którym rafa musiała sobie poradzić.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Είναι η μόνη απειλή, το μόνο πρόβλημα που πρέπει να αντιμετωπίσει ο ύφαλος.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Единствената заплаха, единствената опасност, с която рифът трябва да се справи.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Это единственная угроза, единственное влияние, с которым рифу пришлось справиться.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.זהו האיום היחיד, ההשפעה היחידה שהשונית נאלצה להתמודד איתו.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.هي الخطر الوحيد، التأثير الوحيد الذي يهدد الشعب المرجانية.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.サンゴ礁が対処しなければならない 唯一のものでした 漁業もないし 水質汚染もない 沿岸開発もありませんでしたから
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.Comme ça nous n'allons pas aborder l'obsolescence et ce genre d'affaire.
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.De esa forma no vamos a tener que enfrentarnos con la obsolescencia y todas esas cuestiones.
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.In felul acesta o sa eliminam problemele cu uzura echipamentelor.
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.In questo modo non dovremo avere a che fare con l'obsolescenza e tutti questi tipi di problemi.
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.이러한 방법으로 설비 노후 및 관련 문제들을 겪지 않을 것입니다.
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.So bekommen wir kein Problem mit veralteten Geräten und so weiter.
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.W ten sposób nie będzie problemu ze sprzętem wychodzącym z użycia i podobnymi rzeczami.
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.По този начин няма да се занимаваме с остаряла материална база и такива проблеми.
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.Так нам не придётся сталкиваться с износом и подобным проблемами.
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.באופן זה לא נצטרך להתמודד עם התיישנות (הציוד) ועם נושאים מסוג זה.
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.وبهذه الطريقة لن نتعامل مع التقادم وجميع تلك الأنواع من المسائل
Bu yolla eskime ve bunun gibi sorunlarla uğraşmamız gerekmeyecek.心エコー検査や心診断用超音波の研修を目的とした
Büyük budur. Kendinizi fazla uğraşmayın.זה נהדר. אל תייסר את עצמך.
Büyük budur. Kendinizi fazla uğraşmayın.هذا شيء عظيم. لا إرهاق نفسك.
Büyük budur. Kendinizi fazla uğraşmayın.オーケー。
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Aşa că am început să lucrez în acest sens, împreună cu mai mulţi colaboratori.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Così ho iniziato a lavorare con questa cosa, con un gruppo di collaboratori.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.De modo que comencé a trabajar con esto, junto con un grupo de colaboradores.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Dus ik begon hieraan te werken, met een aantal medewerkers.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Então comecei a trabalhar com isto, com um conjunto de colegas.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Jadi saya mulai bekerja dengan hal ini, dengan beberapa rekan kerja.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.J'ai donc commencé à travailler avec ce truc, avec un groupe de collaborateurs.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.그래서 저는 동료 연구원들과 함께, 이에 대한 연구를 시작해서,
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Så jag började arbeta med det här, tillsammans med några medarbetare.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Tak jsem začal pracovat s touto věcí se skupinou spolupracovníků.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Thế là tôi bắt tay vào với thứ này, với một nhóm cộng tác viên.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Úgyhogy dolgozni kezdtem ezzel a dologgal, volt egy csapatnyi munkatársam is.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Wraz z grupą współpracowników zajęliśmy się tym pomysłem.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.Άρχισα λοιπόν να δουλεύω με αυτό το πράγμα, με μία ομάδα συνεργατών.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.И така започнах да работя с това нещо, с няколко сътрудници.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.אז התחלתי לעבוד עם הדבר הזה, עם חוקרים שותפים.
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.إذا بدأت بالعمل بهذا الشيئ مع مجموعه من المتعاونين
Bu yüzden, bir grup iş arkadaşımla birlikte bununla uğraşmaya başladım.これに対する研究を始め 私たちが嫌いな細菌の特定のターゲット部位に
Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim.Aşa că mi-am dat demisia şi am decis că acesta este subiectul pe care vreau să-l urmăresc.
Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim.Así que dejé mi trabajo y decidí que ése era el tema que quería abordar.
Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim.Così lasciai il mio lavoro e decisi di occuparmene.
Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim.Dala jsem výpověď a rozhodla jsem se, že to je ta práce, do které se pustím.
Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim.Donc j'ai démissionné et j'ai décidé que c"était le sujet que j'avais envie de couvrir.
Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim.Dus heb ik mijn baan opgezegd en besloten dat dat het onderwerp is dat ik wilde aanpakken.
Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim.Então eu demiti-me e decidi que aquele era o assunto de que eu queria tratar.
Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim.Jadi saya berhenti dari pekerjaan saya dan memutuskan bahwa itulah subjek yang ingin saya kerjakan.
Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim.그래서 일을 그만두었어요. 하고 싶은 일을 하자고 결심했죠.
Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim.Takže som dala výpoveď a rozhodla som sa, že práve to bola téma, s ktorou som sa chcela popasovať.

İlgili Sayfalar