Çünkü bulaşıcı hastalıklarla uğraşırken, yaşayan sistemlerle uğraşıyoruz.מכיוון שכאשר אנו מתמודדים עם מחלות מדבקות, אנחנו מתמודדים עם מערכות חיות.
Çünkü bulaşıcı hastalıklarla uğraşırken, yaşayan sistemlerle uğraşıyoruz.لأننا عندما نتعامل مع الأمراض المعدية فإننا نتعامل مع أنظمة حية.
Çünkü bulaşıcı hastalıklarla uğraşırken, yaşayan sistemlerle uğraşıyoruz.生物のシステムを扱うという事はつまり
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.Das liegt zum einen daran, dass ich recht offensiv bin und versuche, Möglichkeiten zu entdecken.
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.În primul rând sunt agresivă şi încerc să găsesc oportunităţi noi.
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.Jestem dość agresywna, szukam możliwości i znajduję je.
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.왜냐면, 저는 매우 적극적이고, 노력하며, 기회를 찾아내기 때문입니다.
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.Một là tôi khá là năng nổ và tôi cố gắng, tìm kiếm cơ hội
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.Premièrement car je suis relativement agressive et parce que je suis toujours a la recherche d'opportunités.
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.Primo, perché sono abbastanza aggressiva, ci provo, trovo opportunità.
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.Una es porque soy bastante agresiva y busco y encuentro oportunidades, saben.
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.Во-первых, потому что я довольно-таки агрессивна, и я стараюсь находить возможности применить себя.
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.Едно на ръка, защото съм по-скоро агресивна, и опитвам и намирам възможности.
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.גם בגלל שאני די אגרסיבית, ואני מנסה למצוא הזדמנויות.
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.واحدة لأنني مكافحة طموحة ، واحاول إيجاد الفرص دوماً .
Çünkü gayet atılganım ve uğraşıp fırsatlar yaratıyorum.チャンスを生かし 知識を役立てています
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Cały czas próbowałem rozszerzyć repertuar dźwięków do jak największych rozmiarów.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Ide o to, že som sa neustále pokúšal rozšíriť svoj repertoár zvukov tak, aby bol maximálny možný.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Ik probeerde altijd mijn repertoire van geluiden uit te breiden tot het absolute maximum.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Karena saya terus mencoba untuk memperluas khasanah suara bising saya semaksimal mungkin.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.왜냐하면, 저는 끊임없이 제 레퍼토리를 확장하려 노력하고, 제 소리를 최대로 끌어올리려고 했거든요.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Parce qu'en fait, je tentais constamment d'étendre mon répertoire de bruits au maximum
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Perché cercavo in continuazione di estendere il mio repertorio di rumori perché fosse il più ampio possibile.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Protože jsem se neustále pokoušel rozšířit svůj repertoár zvuků, co nejvíc to šlo.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Saken är den, jag försökte ständigt att utöka min ljudrepertoar till max.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Tot încercam să-mi extind repertoriul de sunete la maximul posibil.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Vì tôi suốt ngày cố gắng mở rộng bộ sưu tập các thứ âm thanh tới mức tối đa có thể.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Το θέμα είναι, πως πάντα προσπαθούσα να διευρύνω το ρεπερτόριο των ήχων μου στο μέγιστο δυνατό.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Потому что, по правде, я постоянно пытался сделать набор звуков как можно более разнообразным.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.Річ у тім, що я постійно намагався розширити свій "голосовий репертуар" до максимуму.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.העניין הוא ש..., כל הזמן ניסיתי להגדיל את אוסף הקולות להוציא מהם את המקסימום האפשרי.
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.فالحقيقة هي أنني كنت أحاول بإستمرار أن أوسع مجموعة الأصوات الممكنة لأقصى درجة يمكن وصولها
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.我一路都嘗試 令我嘅聲音做到最多嘅嘢
Çünkü şöyle oluyordu: sürekli ses repertuvarımı olabilecek en maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşıyordum.自分が出すことのできる音の範囲を 最大限広げようとしていました 常に音の実験をしていたのです
Çünkü üzerinde uğraşıp, çalıştığını sandığınız bir şey çalışmıyor olabilir, değil mi?왜냐하면 여러분이 무언가를 가르칠 때, 제대로 되고 있다고 생각했다가 그게 제대로 안 된다는 걸 안 겁니다.
Çünkü üzerinde uğraşıp, çalıştığını sandığınız bir şey çalışmıyor olabilir, değil mi?ואז את מבין שזה לא עובד.
Çünkü üzerinde uğraşıp, çalıştığını sandığınız bir şey çalışmıyor olabilir, değil mi?لأنّك قد تعمل على ئيء، وتظنّ أنّه ناجح، لكن تكتشف فيما بعد أنّه غير ناجح.
Çünkü üzerinde uğraşıp, çalıştığını sandığınız bir şey çalışmıyor olabilir, değil mi?実際は そうじゃないと分かったり 要するに教育者の皆さんは よしこれで良いと
Çünkü üzerinde uğraşıp, çalıştığını sandığınız bir şey çalışmıyor olabilir, değil mi?老師做一件事嘅時候,認為可行 但最後發現行唔通...
Diyelim ki elimde bir üçgen var. Ve bir kere daha dik üçgenle uğraşıyoruz.Diciamo che ho un triangolo.
Diyelim ki elimde bir üçgen var. Ve bir kere daha dik üçgenle uğraşıyoruz.Digamos que eu tenha um triângulo. .
Diyelim ki elimde bir üçgen var. Ve bir kere daha dik üçgenle uğraşıyoruz.Digamos que tengo un triángulo
Diyelim ki elimde bir üçgen var. Ve bir kere daha dik üçgenle uğraşıyoruz.Máme trojuholník .
Diyelim n ay sayısına eşit olduğunu söylüyorlar biz uğraşıyoruz.Diciamo che n e' il numero dei mesi con cui abbiamo a che fare.
Diyelim n ay sayısına eşit olduğunu söylüyorlar biz uğraşıyoruz.Řekněme, že 'n' se rovná počtu měsíců, kterými se zabýváme.
Diyelim n ay sayısına eşit olduğunu söylüyorlar biz uğraşıyoruz.私たちと取引しています。 して私たちを設定するつもりは p は、毎月に等しい
DNA çipleri yapmakla uğraşıyordum -- bu, DNA'nın cam üzerindeki baskısı.저는 DNA칩들을 만들며 어수선하게 지냈습니다 바로 유리위에 DNA를 찍어내면서 말입니다.
DNA çipleri yapmakla uğraşıyordum -- bu, DNA'nın cam üzerindeki baskısı.DNAをガラスにプリントするのです 小さな白い点が
DNA çipleri yapmakla uğraşıyordum -- bu, DNA'nın cam üzerindeki baskısı.התעסקתי בבניית שבבי דנ"א - כלומר, הדפסת דנ"א על זכוכית.
DNA çipleri yapmakla uğraşıyordum -- bu, DNA'nın cam üzerindeki baskısı.كنت أتسلى بصناعة شرائح الحمض النووي هذا معناه ( طبع الحمض النووي على الزجاج)
Dokuz karbon, o zaman bir nonanla uğraşıyoruz. .9 koolstoffen, dus hebben we te maken met nonaan. 9 koolstoffen, dus hebben we te maken met nonaan.
Dokuz karbon, o zaman bir nonanla uğraşıyoruz. .9 uhlíků, takže tu máme nonan.
Dokuz karbon, o zaman bir nonanla uğraşıyoruz. .아홉 개의 탄소를 갖고 있으므로 이 분자는 nonane(노난)입니다.
Dokuz karbon, o zaman bir nonanla uğraşıyoruz. .Εννέα άνθρακες, οπότε θα ασχοληθούμε με ένα εννεάνιο. εννεάνιο
Dokuz karbon, o zaman bir nonanla uğraşıyoruz. .Девять атомов углерода, следовательно, мы имеем дело с нонаном.
Dokuz karbon, o zaman bir nonanla uğraşıyoruz. .تسعة ذرات كربون، اذاً نحن نتعامل مع (نونان) (نونـــان)
Dünya dışı hayatla nasıl uğraşırsınız?Ako sa máte snažiť vystopovať mimozemský život?
Dünya dışı hayatla nasıl uğraşırsınız?Come si cerca di capire la vita extraterrestre?
Dünya dışı hayatla nasıl uğraşırsınız?Comment fait-on pour essayer de mettre la main sur une vie extra-terrestre?
Dünya dışı hayatla nasıl uğraşırsınız?¿Cómo intentamos tener una idea sobre vida extraterrestre?