Bir zamanlar insanlar hafızalarına yatırım yapıyor, ve zorla akıllarını donatmaya uğraşıyorlarmış.Было время, когда люди тратили время на свою память, заботливо наполняя её содержимым.
Bir zamanlar insanlar hafızalarına yatırım yapıyor, ve zorla akıllarını donatmaya uğraşıyorlarmış.Някога хората са инвестирали в паметта си, усърдно са я усъвършенствали.
Bir zamanlar insanlar hafızalarına yatırım yapıyor, ve zorla akıllarını donatmaya uğraşıyorlarmış.פעם אנשים השקיעו בזכרון שלהם והכשירו בעמל רב את המוחות שלהם
Bir zamanlar insanlar hafızalarına yatırım yapıyor, ve zorla akıllarını donatmaya uğraşıyorlarmış.في وقت مضى كان الناس يستثمرون ذاكرتهم بتعبئة ذاكرتهم بشكل مجهد
Bir zamanlar insanlar hafızalarına yatırım yapıyor, ve zorla akıllarını donatmaya uğraşıyorlarmış.心を強化することに 精力を注ぎました 数千年にわたり 我々は
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Akkor úgy emlegettek minket, mint azok a srácok, akik csak kis szigeteken működnek.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.După asta am început să fim văzuți ca niște indivizi care lucrează doar pe insule.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.그러자 저희에게 별명이 붙었죠. 작은 섬에서만 달리는 사람들이라구요.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Noi quindi siamo fatti come quei ragazzi che stanno solo su piccole isole.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Para entonces, nos habíamos convertido en los muchachos que sólo funcionan en pequeñas islas.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Puis nous sommes passés pour les gens qui n'opérent que sur des petites îles.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.(Risos) Então fomos rotulados como aqueles que apostam apenas em pequenas ilhas.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Sau đó chúng tôi đi vì họ chỉ áp dụng chúng trên đảo nhỏ mà thôi.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Så vi blev på en måde kendt som gutterne som kun kørte på små øer.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Toen werden we in zekere zin gebrandmerkt als de kerels die alleen in kleine eilandjes hun werk doen.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Uchodziliśmy za grupę działającą tylko na małych wyspach.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Von da an wurden wir als die Typen abgestempelt, die nur Geschäfte mit kleinen Inseln machen.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Γίναμε γνωστοί ως οι τύποι που πηγαίνουν μόνο σε μικρά νησιά.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.Излезе ни името на момчетата, които се подвизават само на малки острови.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.І потім за нами закріпився стереотип, що ми працюємо лише на невеликих островах.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.На нас тогда смотрели, как на ребят, которые действуют только на островках.
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.אז היינו נראים כמו האנשים שהולכים רק לאיים קטנים
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.ثم أصبحنا نوعا ما كالرجال الذين يجرون فقط في جزر صغيرة .
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi.企業のようなものとして呼ばれました 多くの人はイスラエルを小さな島とは考えないでしょう
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Chúng ta đang cố vượt qua một vực thẳm ở đây giữa toán học trong nhà trường với toán học ngoài đời.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Egy szakadékon akarunk átkelni, az iskolai és a valódi matematika között.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Estamos a tentar atravessar o abismo entre a matemática da escola e a matemática do mundo real.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Estamos tratando de cruzar el abismo que separa a la matemática escolar de la del mundo real.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Încercăm să traversăm abisul dintre matematica de școală și matematica din lumea reală.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.우리는 여기에서 학교의 수학과 실제 세계의 수학 사이의 협곡을 건너려고 하고 있습니다.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Nous essayons de franchir le gouffre entre les maths scolaires et celles du monde réel.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Pokoušíme se překročit propast mezi školní matematikou a matematikou reálného světa.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Próbujemy przeskoczyć przepaść między matematyką szkolną a praktyczną.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Qui stiamo cercando di superare il baratro tra la matematica scolastica e la matematica del mondo reale.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Skúšame tu prekročiť priepasť medzi školskou matematikou a matematikou skutočného sveta.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.We proberen hier de kloof te overbruggen tussen school-wiskunde en echte-wereld-wiskunde.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Wir versuchen die Kluft hier zwischen Schulmathematik und der realer Mathematik zu überwinden.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Опитваме се да прекосим пропастта между училищната и истинската математика.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.Это наша попытка преодолеть пропасть между школьной математикой и реальной математикой.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.כאן אנחנו מנסים לחצות תהום הפרושה בין מתמטיקה של בית-ספר למתמטיקה של העולם האמיתי.
Biz burada okul matematiği ile gerçek dünyadaki matematik arasındaki büyük uçurumdan atlamaya uğraşıyoruz.隔たりをなくそうとしています 割れ目を歩いて渡るのは
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.Annak lesz valójában a mellékterméke amit mi, közösen kihozunk ezekből az erőfeszítésekből.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.Bude to opravdu vedlejší efekt toho, co dohromady tvoří tyto různé snahy.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.En realidad va a ser un efecto secundario de lo que, colectivamente, hagamos con este tipo de esfuerzos.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.En réalité, ça sera un effet secondaire de ce que nous faisons collectivement de ce type d'effort.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.Het zal echt een bijproduct worden van wat we gezamenlijk van dit soort inspanningen maken.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.In Wahrheit ist es ein Nebeneffekt davon, was wir gemeinsam aus diesen Anstrengungen machen.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.Irá ser realmente um efeito colateral daquilo que, colectivamente, fazemos a partir deste tipo de esforços.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.사실은 우리들이 함께 이런 작업들을 어떻게 받아들이는지에 따라서 나오는 부대효과입니다.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.Nó sẽ là 1 hiệu ứng phụ của các nỗ lực từ con người.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.Sarà un effetto collaterale di come noi, collettivamente, vediamo questo tipo di sforzi.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.Tapi akan jadi efek samping dr apa yang kita, secara kolektif, hasilkan dari kegiatan seperti ini
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.To efekt uboczny czegoś, co wspólnie wypracowujemy. czegoś, co wspólnie wypracowujemy.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.To naozaj bude vedľajším toho, čo spoločne spravíme s týmito druhmi snahy.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.Va fi de fapt un efect secundar a ceea ce noi, în mod colectiv, facem din acest tip de eforturi.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.На деле она станет побочным результатом того, на что все мы, вместе взятые, употребим усилия такого рода.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.Насправді, вона стане побічним результатом того, на що ми всі разом покладемо зусилля.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.Това ще бъде страничен ефект от това, което ние, колективно ще сътворим с този вид усилия.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.הוא ממש עומד להיות תוצאת לוואי של מה שאנחנו, ביחד, נעשה מסוגי מאמץ אלו.
Bizim topluca bu tarz uğraşılarımızın bir yan etkisi olacak.إنها ستكون حقيقة أثرًا جانبيا لما نحن، جميعًا، نصنعه من هذا النوع من الجهود.