uçurmak ile cümle

uçurmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bir uçurtma uçurmak tehlikeli olabilir.Flying a kite can be dangerous.
Uçurtmalar uçurmak tehlikeli olabilir.Flying kites can be dangerous.
Uçak uçurmak için ehliyetin var mı?Do you have a license to fly a plane?
Bir helikopteri uçurmak kolay değildir.Flying a helicopter isn't easy.
Tom evi havaya uçurmakla tehdit etti.Tom threatened to blow the house up.
Mekiği uçurmak için iki kişi lazım.It takes two people to fly this thing.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.We couldn't bring one here to fly it and show you.
Kaptan Jim Futcher, korsanların gemide olduğunu bilmesine rağmen uçağı uçurmak için geri döndü.The captain, Jim Futcher, returned to the aircraft to fly it knowing the hijackers were on board.
Çocukluğunda hep uçak uçurmak istemişti ama ailesi bundan vazgeçirdi.In his childhood, he had always wanted to fly planes, but his family discouraged this.
Planı, noel gecesi büyük bir kiliseyi havaya uçurmaktı.Na święta Bożego Narodzenia 2001 r. przed kościołem wsadzono wielką choinkę.
5 Kasım 1605'teki barut komplosunda, İngiltere Parlamento Binasını havaya uçurmakla görevliydi.Він обіцяє 5 листопада наступного року підірвати Парламент.
5 Kasım 1605'teki barut komplosunda, İngiltere Parlamento Binasını havaya uçurmakla görevliydi.Salaliiton tavoitteena oli räjäyttää Englannin parlamenttirakennus 5. marraskuuta 1605.
Planı, noel gecesi büyük bir kiliseyi havaya uçurmaktı.Pitkänäperjantaina 1916 yöllä sytytettiin Lintulan luostarin kirkko tuleen.
Dünyada halen bazı küçük hava kuvvetleri Mirage III'leri uçurmaktadır.Noen av verdens mindre luftforsvar flyr fremdeles Mirage III eller varianter av flytypen.
5 Kasım 1605'teki barut komplosunda, İngiltere Parlamento Binasını havaya uçurmakla görevliydi.5 November 1605 - Plot Bubuk Mesiu untuk meledakkan Parlemen Inggris.
Siberadamlardan kurtulmak için gezegeni havaya uçurmak dışında başka bir yol yoktur.비주맥스 장비 이외에 교정을 위한 다른 장비가 필요 없다.
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Am vrut să vă arunc în aer şi să demonstrez ceva, dar - (Râsete)
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Chciałem was wszystkich wysadzić w powietrze, by zwrócić waszą uwagę ale.. (śmiech)
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Eu queria fazer-vos explodir a todos para tentar enfatizar um ponto mas - (Risos) -
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Ich dachte mir, ich jage Sie alle in die Luft um zu punkten, aber -- (Gelächter) --
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Ik wilde jullie allemaal opblazen om mijn punt kracht bij te zetten, maar — (Gelach) —
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Je tenais à tous vous faire exploser pour essayer et marquer un point, mais — (rires) —
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -한 예에서, 여러분을 폭탄으로 날려 버리겠습니다. 이해해 주세요. -(웃음) —
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Vorrei farvi saltare in aria per cercare di essere più efficace, ma -- (Risate) --
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -רציתי להפציץ אתכם כדי לנסות להוכיח את טענתי, אבל -- [צחוק]--
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -أردت أن أُفقدكم صوابكم لهدف، لكن - (ضحك) -
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -けれど...(笑) 健康上、安全上の理由でTED側から
Bu, birisi orada kalmak zorunda demek. Mekiği uçurmak için iki kişi lazım.Bererti harus ada satu orang yang tinggal. perlu dua orang untuk menerbangkan pesawat ini.
Bu, birisi orada kalmak zorunda demek. Mekiği uçurmak için iki kişi lazım.Iemand moet achterblijven.
Bu, birisi orada kalmak zorunda demek. Mekiği uçurmak için iki kişi lazım.Někdo tam musí zůstat.
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.Aşa că, îmi fac publicitate aici -- (Râsete) şi va trebui să arunc în aer scările. Mulţumesc foarte mult.
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.Asi que, haciendo anuncios aqui. (Risas) Y solo voy a tener que explotar la escalera en mil pedazos.
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.Donc j'avance progressivement là -- (Rires) et je vais juste avoir à faire exploser l'escalier.
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.Ecco fin dove mi sono trascinata io.. (Risate) quindi non mi rimane che far esplodere la scala. Grazie mille.
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.그래서 전 꾸준히 일하고 있습니다. (웃음) 그리고 그냥 계단을 폭파시켜야만 할 것입니다.
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.Teraz widzicie, jak haruję -- (Śmiech) i teraz będę musiała wysadzić klatkę schodową. Dziękuję bardzo.
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.Έτσι, βρισκομαι σε αυτό το σημείο, ( Γέλιο ) και απλά θα ανατινάξω την σκάλα . Σας ευχαριστώ πολύ.
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.И така, дерзая тук... (Смях) и просто ще трябва да взривя стълбището.
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.Так что сейчас я тащусь сдесь (Смех) и я должна просто взорвать эту лестницу. Большое спасибо.
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.אז, אני משתרכת לי כאן (צחוק) ואני פשוט אהיה חייבת לפוצץ את המדרגות
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.لذا سأختتم محاضرتي عند هذا الحد (ضحك) وما سأفعله هو أنني سأقوم بنسف السلم
Buradan takip ediyorum -- (Kahkahalar) ve sadece merdiveni uçurmak zorunda kalacağım.(笑い) そして この階段を ぶち壊さねば ありがとうございました
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.Het lukte niet om er eentje mee te brengen en hier te laten vliegen.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.이자리에서 패스파인더를 날려 여러분께 보여드리진 못하지만,
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.Leider konnten wir keinen für Sie mit hierher bringen.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.Nie byliśmy wstanie przynieść tego by pokazać.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.Non potevamo portarne uno qui per farlo volare e mostrarvelo.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.No podíamos traer uno aquí para hacerlo volar y enseñárselos.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.Nu am putut să aducem unul aici ca să zboare şi să vă arăt vouă.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.On n'a pas pu vous en rapporter un pour le faire voler et vous le montrer.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.Мы не могли привезти сюда его, чтобы показать вам, как он летает.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.Не можахме да докараме някой тук, за да го вдигнем и да ви го покажем.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.לא הצלחנו להביא אחד כדי להטיס ולהציג לכם באולם.
Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.إن في المستطاع أن نجلب واحدة منها لتطير هنا و نريكم.
'Bu uçak sizi güvenle uçurmak için birlikte çalışan yüz binlerce küçük parçaya sahip'Dice 'Questo aereo è composto da migliaia di piccole parti che lavorano insieme per farvi volare sicuri.'
'Bu uçak sizi güvenle uçurmak için birlikte çalışan yüz binlerce küçük parçaya sahip'카드에는 "이 비행기에는 여러분의 안전비행을 책임지는 수많은 부품들이 있습니다." 라고 쓰여 있었습니다.
'Bu uçak sizi güvenle uçurmak için birlikte çalışan yüz binlerce küçük parçaya sahip'Nó nói rằng, 'Chiếc máy bay này có trăm nghìn chi tiết cùng hoạt động để cho bạn có một chuyến bay an toàn.'
'Bu uçak sizi güvenle uçurmak için birlikte çalışan yüz binlerce küçük parçaya sahip'Spune, " Acest avion are sute de mii de parti minuscule care lucreaza impreuna pentru un zbor sigur."
'Bu uçak sizi güvenle uçurmak için birlikte çalışan yüz binlerce küçük parçaya sahip'זה אומר, ' למטוס זה יש מאות אלפי חלקים זעירים שעובדים יחד כדי שתהיה לך טיסה בטוחה.'
'Bu uçak sizi güvenle uçurmak için birlikte çalışan yüz binlerce küçük parçaya sahip'تقول: " هذه الطائرة تحتوي على مئات الآلاف من الأجزاء الصغيرة التي تعمل معاً لتجعل رحلتك آمنة."

İlgili Sayfalar